YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3571
KARAR NO : 2022/8988
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; vekil edeninin, … İli …., İlçesi …. Köyü …. mevkiinde bulunan 705 parsel sayılı taşınmazı 19.7.2007 tarihinde satın aldığını, bu taşınmazı satın alırken 705 parsele bitişik bulunan ve 30 yılı aşkın süredir eski maliklerin zilyetliğinde bulunan 4588,31 m2 tescil harici alanın da zilyetliğini devraldığını açıklayarak, dava konusu alanın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece kazandırıcı zaman aşımı koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
1. Hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca büyükşehir belediyesi sınırları tüm ilin idari sınırları olacak şekilde genişletilmiş olduğu halde, Mahkemece … Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeden ve taraf koşulu sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu edilen taşınmazlara komşu olan 705 parsel sayılı taşınmazın, senetsizden 1954 yılında …adına tespit ve tescil edildiği, satış ve intikaller sonucu davacı şirket adına kayıtlı bulunduğu, 705 parsel sayılı taşınmazların maliki olan dava dışı Abdullah Karabıyık ve diğerlerinin 705 parsel sayılı taşınmazı davacı şirketin yetkilileri … ve …’e satarken dava konusu taşınmazların zilyetliğini de devrettiklerine dair dosyaya zilyetlik devir sözleşmesinin sunulduğu, davacı tarafın eklemeli zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı iddiasına dayalı olarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Mahkemece, eklemeli zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yörede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi Kanuna göre yapıldığı usulünce araştırılmamış, ziraat bilirkişisinin, taşınmazlarda 50-60 yaşlarında ağaçların bulunduğu yönündeki tespitleri ile tanıkların, 50-60 senedir taşınmazın kullanıldığı yönündeki beyanları, gerçeğin bir görüntüsü olan hava fotoğraflarıyla denetlenmemiş, ziraat raporunda ağaçların yaşları belirtilmiş ise de aşılama olup olmadığı, aşılama ise kök yaşı ve aşılama yaşı ayrı ayrı belirtilmemiş, dava, şirket adına açılmış olup, zilyetlik devir sözleşmesinde ise zilyetliğin … ve …’e devredildiği bildirilmiş olmakla zilyetliğin ne şekilde kim adına yürütüldüğü ortaya konulmamış, senetsizden kazanım araştırılırken, eklemeli zilyetliğinden yararlanılan …ve davacı şirket yönünden araştırma yapılmamış, TMK’nin 713.maddesinde belirtilen ilanlar yapılmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
O halde; Mahkemece, öncelikle 6360 sayılı Kanun gereğince … Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilmesinin sağlanması, ondan sonra taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise orijinal renkli tasdikli tahdit haritası örneği ve ilan tutanağı ile birlikte çalışma evraklarının tamamı ve yöreye ait en eski ve dava tarihinden 10-15-20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; orman kadastrosu yapılmış ise orman sınırına göre konumu belirlenmeli, yapılmamış ise 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile, eklemeli zilyetliğinden yararlanılan kişiler adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ve gerekli ilanlar tamamlanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.