Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3705 E. 2023/758 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3705
KARAR NO : 2023/758
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2232 E., 2021/2690 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili ve dahili davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kullanım Kadastrosu sırasında .. İlçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 355 ada 13 parsel sayılı 3076,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, hükmen iş bu taşınmaz 13.11.2013 tarihli Harita Mühendisi … ve … tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunda belirtildiği şekilde (A) harfi ile gösterilen 731,28 metrekarelik kısmın …, … ve …’ün, (B) harfi ile gösterilen 427,03 metrekarelik kısmın …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.

2.Davacı, taşınmazın bir bölümünün kendi kullanımında olduğunu belirterek adına kullanım şerhi verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; … Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan 2013/215 Esas sayılı davanın yargılaması sonucu taşınmazın tespit gibi tesciline, 13.11.2013 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtildiği şekilde A harfi ile gösterilen 731,28 m2’lik kısmın …, … ve …’ün, B harfi ile gösterilen 427,03 m2’lik kısmın …’in kullanımında olduğuna karar verildiğini, verilen kararın 03.03.2015 tarihinde kesinleştiğini, kullanıcıların satın alma talebinde bulunduklarını, taşınmazın tamamının imar planında park alanında kaldığını, davacının genel mahkemede dava açma hakkı olmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü madde gereği yapılan hak sahipliğinin tespiti sırasında taşınmazın kullanıcısının tespit edilemediğini, Hazinenin yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda belirtilen 341,84 metrekarelik kısmının zilyedliğinin davacıda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 355 ada 13 parsel sayılı taşınmazda bilirkişi raporunda (c) harfi ile gösterilen 341,84 metrekarenin zilyetliğinin 1993 yılından itibaren davacının zilyetliğinde olduğunun tespitine tapunun beyanlar hanesine bu yönde şerh konulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve dahili davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını 2/B arazilerinde fiili kullanımın esas alınarak tespit yapıldığını, sadece kâğıt üzerinde alınıp satılması ya da emlak vergisinin ödenmesinin 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 sayılı Kanun ) anlamında fiili kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini, eksik inceleme ve araştırma yapılarak verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Dahili davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, davalının söz konusu taşınmazı 1992 yılında satın aldığını, taşınmazı davalıdan başka kimsenin kullanmadığını, eksik inceleme ile tamamlanmış olan yargılamanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olduğunu, dava konusu taşınmazın üzerinde davacının kadastro tespiti sırasında ekonomik amaca uygun kullanımının olmadığının anlaşıldığı, taşınmaz üzerinde etrafı taş ile çevrili gelişi güzel sundurma bulunduğu, bu durumun ekonomik amaca uygun kullanım olmadığını, satış sözleşmesi düzenlenmesinin, emlak vergi bildiriminde bulunmanın ve ödenmesinin zilyetlik olgusunu göstermeyeceğini, tanık anlatımlarının tespit anında ekonomik amaca uygun fiili kullanımın varlığına yeterli ve elverişli olmamasına rağmen, davanın reddi yerine delillerin taktirinde hataya düşülerek kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığını, davalı Hazine vekilinin ve davalı … vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının çekişmeli taşınmaza ilişkin satış sözleşmesi, emlak vergilerinin bulunduğunu, taşınmaz üzerinde fiili zilyetliğinin bulunduğunu, davacıya ait taştan kulübe bulunduğunu, davalıların zilyetliğinin kabul edildiği yerler ile dava konusunun farklı olduğunu, taşınmazın yerleşim alanı içinde bulunduğunu ve ekonomik anlamda zilyetlik koşullarının aranmayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın bir bölümünde tespit tarihi itibariyle davacının kullanımının bulunup bulunmadığı, varsa beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un Ek-4. maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.