YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3797
KARAR NO : 2023/1139
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/415 E., 2022/85 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 761 parsel sayılı 3.624,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 28254 ada 394 parsel numarasıyla ve 3.423,39 metrekare yüzölçümlü olarak; dahili davalı … adına kayıtlı eski 1729 parsel sayılı 1.914,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 28254 ada 397 parsel numarasıyla ve 2.016,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait eski 761 yeni 28254 ada 394 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 3.624,00 m2 iken 3.423,39 m2 olarak belirlendiğini, bu tespitin hatalı olup, usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın uygulama kadastro tespitinin iptali ile yüzölçümünün düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda ölçü ve tersimat hatası yapıldığını ve bu hataların uygulama kadastrosunda giderildiğini, dolayısı ile davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davalının davacıya ait taşınmaza bir tecavüzü bulunmayıp, taşınmazının sınırlarında da davacı taşınmazı aleyhine bir değişiklik bulunmadığını, uygulama kadastrosunun yerinde olup, sınır değişikliği yapılmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2014/244 Esas, 2016/258 Karar sayılı kararıyla; teknik bilirkişi …’nın kök ve ek raporlarını esas almak sureti ile davanın kabulüne, kadastro bilirkişisi …’nın 20.01.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 102,26 m2’lik kısmın eski 1729 yeni 28254 ada 397 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile eski 761 yeni 28254 ada 394 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 28254 ada 394 parsel sayılı taşınmazın 3.525,65 m2; 28254 ada 397 parsel sayılı taşınmazın ise 1.914,08 m2 yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile davalı … Basıkar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2016/16623 Esas, 2020/693 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece, dava konusu taşınmazlara ait ölçü krokisi, hesap ve ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmadığı, teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı açıklanarak öncelikle, belirtilen eksik belgelerin ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınması, bundan sonra harita mühendisi veya jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle, kökleşmiş Yargıtay içtihatları ile belirlenen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazların ara sınırının paftası ile teknik belgelerinde hata bulunmaması halinde bu belgelere göre oluşturulan sınır olarak belirlendiği, dolayısı ile uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde, kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının çelişkili olup hüküm vermeye elverişli bulunmadığını, ayrıca benzer dosyalarda farklı şekilde karar verildiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi’ne göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … mirasçıları … ve müşterekleri vekili’nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.