Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/3847 E. 2023/1129 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3847
KARAR NO : 2023/1129
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1635 E., 2021/1498 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 224 ada 11 parsel sayılı 339,13 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine taşınmazın tamamının I inci derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu ve …’nın kullanımında olduğuna dair şerh konulmak suretiyle Hazine adına tespit edildikten sonra, tespite yapılan itiraz üzerine 16.12.2020 tarihli komisyon kararı ile tespitin iptali ile taşınmazın zilyedi olan … adına tespitine ve tutanağın beyanlar hanesinin iptal edilerek parselin tamamının 3 üncü derece arkeolojik sit alanında içerisinde kaldığının yazılmasına karar verilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili, … ilçesi … Mahallesi 224 ada 11 parsel sayılı taşınmazın daha önce kadastro çalışmaları esnasında kadastroya tabi tutulmayarak tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın son olarak 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci Maddesi kapsamında kadastro çalışmasına tabi tutularak davalı adına tespitinin yapıldığını, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliğinin olmadığını, taşınmazın ham toprak vasfında olduğunu, kadastro çalışmasından kısa bir süre önce zilyetliğin ve imar ihya faaliyetlerinin başladığını, taşınmazın bu haliyle özel mülkiyete konu teşkil etmeyen, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davalı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili, dava konusu taşınmazların öncesinde bir bütün halinde vekil edeni olan davalının annesi … .’ ya ait iken 1976 tarihinde ölümünden sonra mirasçılarına kaldığını, mirasçıların birlikte arpa, buğday ekerek kullandıklarını, 3 yıl önce taksim yapıldığını ve taşınmazın davalıya düştüğünü, davalının taşınmazı iki yıl önce sera yapmak üzere terasladığını ve zilyetlik süresinin eklemelerle birlikte 50 yıla ulaştığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazda toprak kazılarak eğiminin azaltıldığının, mevcut durumda taşınmazda tarımsal üretim yapılmadığının, geçmişe ait hava fotoğraflarının incelenmesinde parsel içerisinde bulunan ağaçların keşif günü itibariyle kesilerek alanın düzlendiğinin görüldüğünün, geçmiş yıllarda taşınmazda tarım yapılıp yapılmadığının anlaşılmasının mümkün olmadığının, keşif günü arazide görülen faaliyetlerin taşınmaza değer kazandıran faaliyetler olarak değerlendirileceğinin, ancak tarımsal amaçlı imar ihyanın tamamlanmadığının belirtildiği, bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi haline getirilmesi gerektiği, dava konusu taşınmaz üzerinde her ne kadar emek ve masraf sarf edilerek birtakım arazi çalışmaları yapılmış ise de taşınmazda geçmiş yıllarda tarımsal faaliyet yapıldığının tespit edilemediği gerekçeleriyle davanın kabulüne, dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişi beyanlarının dikkate alınmadığını, taşınmazda çok önceleri teraslama yapıldığını, taşınmazda kaya olmasının imar ihyayı etkilemediğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, kabule göre de, Hazine adına tescil kararı verilirken davalının taşınmazda zilyet olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, zirai bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın % 10 – 12 oranında eğimli iken toprak kazılarak eğimin % 3 – 4 e düşürüldüğü, % 20 – 30 oranında blok kaya mevcut olup çok kayalık ve çok taşlı bir yapıya sahip olduğu, III. sınıf tarım arazisi olduğu, 1981 – 1992 – 2009 ve 2012 yıllarına ait hava fotoğraflarında bulunan ağaçların keşif günü itibarıyla kesildiği, mevcut durumda tarımsal üretim yapılmadığı ve tarımsal amaçlı imar ve ihyanın tamamlanmadığı, tarımsal üretime hazırlık uygulamalarının bulunduğu, kullanım kadastrosu yapılmayan yerde zilyetlik şerhi verilemeyeceğinden davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak mahkemece hüküm kurulurken kadastro tespitinin de iptaline karar verilmesi gerekirken tespit hakkında hüküm kurulmaksızın sadece davanın kabulüne ve davacı Hazine adına tespit ve tescile karar verilmesi ile yetinilmesinin infazda tereddüt yaratacağı, ancak anılan yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği açıklanarak, davalının istinaf başvurusunun açıklanan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davaya konu parsele ilişkin komisyon kararının iptaline, dava konusu … ili … ilçesi … Mahallesi 224 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine komisyon kararındaki gibi taşınmazın III üncü derece arkeooljik sit alanı olduğunun şerh edilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın müvekkili olan davalıya annesinden kaldığını ve davalının taşınmaza uzun süredir zilyet olduğunu, teraslama ve taştan temizleme işlemlerinin taşınmazda uzun yıllardır tarım yapıldığının göstergesi olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının dikkate alınmayarak tek ziraat bilirkişisi tarafından hazırlanan rapora göre karar verilmesinin yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, yeterli zilyetlik araştırması yapılmadığını, bilirkişi raporlarının bilimsel esaslara dayalı olmadığını, hava fotolarının açıklamalı olmadığını ve davalının taşınmazda zilyet olduğuna dair şerh verilmemesinin de yanlış olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde imar – ihya faaliyetlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve buna bağlı olarak davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve Geçici 8 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.