Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4000 E. 2023/1427 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4000
KARAR NO : 2023/1427
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1791 E., 2022/980 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sonucunda, … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 1822 parsel sayılı 3.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 366 ada 58 parsel numarasıyla ve 3.009,58 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … Başkanlığı adına kayıtlı bulunan eski 4640 parsel sayılı 392.903,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 366 ada 94 parsel numarasıyla ve 392.957,23 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili adına kayıtlı taşınmazın bir bölümünün davalıya ait taşınmaza dahil edilmek suretiyle tespit edildiğini ileri sürerek dava açmış, uygulama kadastrosu çalışmalarına göre oluşan hatalı ölçü ve sınırlandırmanın alınacak bilirkişi raporlarına göre düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; ölçümlerin Kadastro Müdürlüğü tarafından yapıldığını, davalı … tarafından yapılan herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, yapılacak yargılama neticesinde davalı … aleyhine yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacı ve davalı taşınmazların tapu miktarlarında bir değişikliğin olmadığını, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sonucunda arttığını ve davanın hukuki mesnedinin bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “alınan bilirkişi raporuna göre davacıya ait taşınmaz ile davalı Belediyeye ait taşınmazın sınırında ihata duvarı bulunduğunu, dava konusu edilen ve üzerinde sera ve depo bulunan 580,39 metrekarelik ihata duvarının bulunduğu bölümün davacıya ait bölüme isabet ettiği, bu bölümün davacının taşınmazının devamı niteliğinde olduğu, davacının kullanımında olan bölümün evveliyatından bu yana kullanım sınırı yönünden değişiklik olmadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 366 ada 94 parsel sayılı taşınmazın 03.01.2019 tarihinli fen bilirkişi rapor ve krokisinde kırmızı renkle taralı olarak gösterilen 580,39 metrekarelik bölümünün bu parselden ifraz edilerek, 366 ada 58 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı … Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarında parsel sınırlarının net olarak belirlenmediğini, davacı parselinin yüzölçümünde uygulama kadastrosu sonucunda aleyhine azalma olmadığını, ölçümlerin kadastro müdürlüğü tarafından yapıldığını, müvekkili Belediye tarafından herhangi bir işlemin yapılmadığını, işlemi gerçekleştiren Hazinenin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporlarına göre davacıya ait taşınmaz ile davalı Belediyeye ait taşınmazın sınırında ihata duvarı bulunduğu, dava konusu edilen ve üzerinde sera ve depo bulunan 580,39 metrekarelik ihata duvarının bulunduğu bölümün davacıya ait bölüme isabet ettiği, bu bölümün davacının taşınmazının devamı niteliğinde olduğu, davacının kullanımında olan bölümde evveliyatından bu yana kullanım sınırı yönünden değişiklik olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin bu yönde verdiği kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın bir bölümünün davalıya ait taşınmaz içerisine dahil edilip edilmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi.

3. Değerlendirme
1. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta, bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

2. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

3. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış; dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının oluşumlarından itibaren tüm tedavülleri (tapu kütük sayfaları), tesis ve uygulama kadastrosu paftaları ile ölçü krokileri, ifraz krokilerinin tamamı, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmemiş ve harita mühendisi bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamış; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı … Başkanlığı tarafından 15 yıl önce yaptırıldığı belirtilen ihata duvarı sabit sınır kabul edilmesine rağmen, duvarın tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadığı hava fotoğrafları incelemesi yaptırılmadığından dolayı yerinde olmadığı gibi, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmaması nedeniyle karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınmıştır.

4. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen eksik belgelerin dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip 3 kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmelidir.

5. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması ve istinaf üzerine denetim yapan Bölge adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddedilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hakim doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu halde, Mahkemece dava konusu 366 ada 94 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda kırmızı renkle taralı olarak gösterilen 580,39 metrekarelik bölümünün bu parselden ifraz edilerek, 366 ada 58 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verildiği halde, taşınmazların yeni oluşan yüzölçümlerinin hüküm yerinde gösterilerek tescil hükmü kurulmamış olması da doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden Akdeniz Belediye Başkanlığı iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.