YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4057
KARAR NO : 2023/1646
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/2 E., 2022/5 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, Artvin İli Merkez İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar … ve … adına kayıtlı bulunan eski 189 ada 10 parsel sayılı 751,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 726,64 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 189 ada 11 parsel sayılı 400,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 430,33 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar … ve … dava dilekçelerinde uygulama kadastrosu sırasında adlarına kayıtlı bulunan 189 ada 10 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini, eksikliğin 189 ada 11 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek uygulama kadastrosunun iptali ile dava konusu taşınmaz bölümünün kendileri adına kayıt ve tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar aşamalardaki beyanlarında davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.5.2016 tarihli ve 2015/5 Esas, 2016/15 Karar sayılı kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılan yenileme işleminin doğru olduğu, dolayısıyla davacıların davalarında haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılardan … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 15.6.2020 tarihli ve 2016/15137 Esas, 2020/1912 Karar sayılı kararıyla “…Dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen hesap cetveli, ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmeden ve teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadan eksik araştırma ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna” değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Keşif sonrası bilirkişiler tarafından sunulan raporda da teknik belgeler, zeminde yapılan gözlemler ile tanık ve bilirkişi beyanlarına göre yenileme işleminin doğru olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın eski yüzölçümünün 751,43 m2 ile yeni yüzölçümünün 726,64 m2 arasındaki fark olan 24,79 m2 nin tecviz sınırı olan 5.79m2 miktardan daha büyük olmasının yenileme çalışmalarından kaynaklı olmadığı, 1991 yıllarında tapulama çalışmalarındaki ölçü hesaplama ve çizim tekniklerinin sayısal ve bilgisayar destekli olmamasından kaynaklı olarak alan farkının olduğunun belirtildiği, dava konusu parsellerde Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi ve ilgili diğer mevzuatlar ışığında yürütülen çalışmanın bir mülkiyet aktarımı olmayıp, kadastro haritasının teknik duyarlılığının ve zemin uyumunun iyileştirilmesi çalışması olduğu, dolayısıyla yenileme tekniği açısından değerlendirildiğinde, yürütülen çalışmanın usulüne uygun yapıldığı ve dava konusu parselin gerçek yüzölçüm değerinde tespit ve tescil edildiği, bilirkişilerin konusunda uzman bilirkişi oldukları açıklamalarının ve sunmuş oldukları krokileri uygulamaya dair tatmin edici ve yeterli olduğu” gerekçesiyle davanın reddine çekişmeli 189 ada 10 parsel ve 189 ada 11 parsel sayılı taşınmazların uygulama tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar … ve … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle; davalı tarafla aralarında yaptıkları anlaşma senedinin dikkate alınmadığını, davaya konu bölümü 1980 yılından bu yana malik sıfatıyla kullandıklarını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna değer verilerek hüküm kurulduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümleri, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hükümleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.