Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4098 E. 2023/1506 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4098
KARAR NO : 2023/1506
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2771 E., 2022/47 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili, … ilçesi, … Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu 257 parsel numaralı taşınmaz, tapu ve vergi kayıtlarına dayalı olarak 4.200 m2 yüzölçümüyle tespit görmüş, tespite itiraz sonucunda, hükmen 04.10.1991 tarihinde davalılar … ve müşterekleri adına tescil edilmiştir. Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen 20.04.2015 tarihli düzeltme kararı ile de taşınmazın yüzölçümü 194.200 m2 olarak düzeltilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, … ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan 257 parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yapılan yüzölçümü düzeltme işlemi sonucunda yüzölçümünün 4.200 m2 olmayıp 194.200 m2 olduğunun belirlendiğini, dolayısıyla taşınmazın yüzölçümünde miktar fazlalılığı oluştuğunun tespit edildiğini, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde belirtilen 100 dönüm sınırının aşıldığını belirterek, taşınmazda oluşan 94.200 m2 miktar fazlalığına ait tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılama sonucunda toplanan taşınmaz evrakları ve zeminde yapılan keşif ve yaptırılan bilirkişi incelemesi ile taşınmazın zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmaz olmadığı, bu itibarla 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca getirilen sınırlamaların bu taşınmaz için geçerliliğinin bulunmadığının anlaşıldığını, her ne kadar davacı tarafça Mayıs 1338 tarihli ve 8 numaralı evrak, 1961 tarihli ve 1, 27 Aralık 1981 tarihli ve 1, 2 Şubat, 1313 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kayıtları ile 13 tahrir sıra numaralı vergi kaydı ve tercüme evraklarının da dosyaya alınarak incelenmesi istenilmiş ve ara kararı da kurulmuş ise de, dosya içerisinde bulunan hüküm dosyası incelendiğinde, Mayıs 1338 tarihli 8 numaralı evrak, 1961 tarihli ve 1, 27 Aralık 1981 tarihli ve 1, 2 Şubat, 1313 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kayıtları ile 13 tahrir sıra numaralı vergi kayıtlarından, evrak 1961 tarihli ve 1, 27 Aralık 1981 tarihli ve 1, 2 Şubat kayıtlarının … Valiliği 1. Tapu Sicil Müdürlüğünce gönderildiği, diğer kayıtların ise 24.01.2003 tarihli cevap ile eski türkçe olması nedeni ile gönderilemediğinin bildirildiği, bu aşamada aynı kayıtların tekrar istenilmesine gerek duyulmadığı, bilirkişilerce yapılan tespitte de anılan kayıtların tercüme edilen 28.10.1985 tarihli tercüme kayıtlarının incelendiği, bu aşamada dosyaya bir yenilik katmayacağı, tercüme edilen evrakların da usulsüz tercüme edildiğine ilişkin herhangi bir iddia olmadığı, 15.01.2018 tarihli raporun usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçeleri ile davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı … vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın evveliyatının mahkeme tarafından araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamına göre; niteliği itibariyle davanın, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince yüzölçümünün düzeltilmesi kararının iptaline ilişkin olmadığı, talebin aynı Kanun uyarınca yapılan düzeltme işlemiyle ortaya çıkan ve aynı Kanun’un 14 üncü maddesinde belirlenen sınırlamaları aşan 94.200 m2 yüzölçümündeki kısma ilişkin olduğu, her ne kadar dava konusu 257 parsel numaralı taşınmazın yapılan kadastro tespiti sırasında yüzölçümü 4.200 m2 olarak tespit edilip tapuda bu şekilde tescil edilmiş ise de; taşınmazın zemindeki yüzölçümünün 194.200 m2 olup, planimetre karnesinde de bu miktarın yazılı bulunduğu, kadastro tespitleri sırasında tespit tutanağının “hektar” bölümüne (19) yazılmaması nedeniyle yüzölçümünün eksik kaldığı, bu hatanın 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme işlemi ile giderildiği gerekçeleri ile davacı Hazinenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu kaydında miktar fazlalığı olduğu iddia edilen taşınmaz bölümünün Hazine adına tescil edilip edilemeyeceğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dava konusu 257 parsel sayılı taşınmazın, tapu kayıtları ve vergi kayıtlarına dayalı olarak, 4200 m2 yüzölçümü ile tespit edilip, itiraz üzerine … Kadastro Mahkemesinin 21.06.1991 tarihli kararı ile hükmen davalılar adına tescil edildiği, Kadastro Müdürlüğü tarafından, dava konusu taşınmazın gerçek yüzölçümünün planimetre karnesinde yazılı olan 194.200,00 m2 olduğunun belirlendiği, 20.04.2015 tarihli yazı ile de düzeltme işleminin Hazineye bildirildiği, Hazine tarafından eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

2. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince yargılama sonucunda toplanan taşınmaz evrakları ve zeminde yapılan keşif ve yaptırılan bilirkişi incelemesi ile taşınmazın zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmaz olmadığı, bu itibarla 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca getirilen sınırlamaların bu taşınmaz için geçerliliği bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye elverişli değildir.

3. Şöyle ki, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Bölge Adliye Mahkemesince dava, 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme işlemiyle ortaya çıkan ve 14 üncü maddesinde belirlenen sınırlamaları aşan 94.200 m2 yüzölçümlü yere ilişkin Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası olarak kabul edildiği halde, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline esas dava dosyası yeterince incelenmediği gibi dava konusu 257 parsel sayılı taşınmaza tespit sırasında uygulanan Mayıs 1338, 01.04.1961, 07.12.1981 ve Şubat 1313 tarihli tapu kayıtları ile 13 tahrir numaralı vergi kaydına ilişkin olarak gerekli araştırma ve inceleme yapılmamış, bu kayıtlar mahallinde usulüne uygun bir şekilde uygulanmamış, tapu kayıtlarının revizyon durumları araştırılmamış, çekişmeli taşınmazın çevresindeki taşınmazların tamamının kadastro tutanak ve dayanak kayıtları da ilgili yerlerden getirtilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm verilemez.

4. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin hükmen tescil dosyası ayrıntılı bir şekilde incelenmeli, dayanak tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ile dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve varsa oluşumundan itibaren dayanakları olan kayıtlar getirtilmeli, çekişmeli taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/ mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışından oluşturulacak 3 ziraat mühendisi, 3 jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 1 fen bilirkişisi ve 1 jeolog bilirkişinden oluşacak bilirkişi heyeti eşliğinde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli, ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli ve böylelikle tapu kayıtlarının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmeli, bu arada miktarınca revizyon gördüğünün anlaşılması halinde tapu kaydına değer verilemeyeceği dikkate alınmalı, tapu kaydına bir şekilde değer verilemeyecek olması halinde zilyetlikle kazanıma ilişkin araştırma yapılmalı, bu arada taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, kime ait olduğu yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı, ziraatçı bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını, bitki örtüsünü ve niteliğini, zirai faaliyete konu olup olmadığını, zilyetliğin hangi tarihte başladığını ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, komşu parseller ile arasında nitelik farkı bulunup bulunmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ve çevrelerinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırları kabaca işaretlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kuruluna hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, sınırlarını ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini açıklayan rapor düzenlettirilmeli, sunulan raporda çekişmeli taşınmazların uydu fotoğrafları üzerindeki konumunun gösterilmesi istenmeli, fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir kroki ve ayrıntılı rapor alınmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik raporlar ile denetlenmeli, zilyetlikle kazanım koşullarının varlığı halinde 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca belgesiz araştırması yapılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının (V.C. 3) no.lu bentte belirtilen nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.