YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4121
KARAR NO : 2022/9411
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Tescil, Elatmanın Önlenmesi ve Şerhlerin Terkini
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.03.2022 tarihli ve 2021/11984 Esas, 2022/2289 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili kadastro mahkemesine verdiği 20.12.2012 tarihli dava dilekçesi ile … İlçesi … Köyü 147 ada 92, 95 ve 96 parsel taşınmazlarla ilgili 40 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 3302 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan özel orman statüsü verilmesine ilişkin Orman Kadastro çalışmalarının iptali ile dava konusu taşınmazların tamamının Devlet Ormanı niteliğine haiz olduğundan taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili, taşınmaza yönelik davalının müdahalesinin men’i, taşınmazın tapu kaydı üzerinde üçüncü kişi yada kurumlar lehine varsa mevcut şerhlerin terkini talebi ile dava açmıştır.
Birleşen 2013/2 Esas ve 2013/12 Karar sayılı dosyada; davacı … tarafından … İli … İlçesi … Köyü … mevkiinde bulunan 150 ada 33 ve 34 parseller ile 147 ada 89, 95, 92 ve 96 parsel taşınmazların tarım arazisi vasfıyla kullanıldıklarını, fakat Orman Kadastro çalışmaları esnasında bir kısmının devlet ormanı, bir kısmının ise özel orman olarak tespiti yapıldığından Orman Kadastrosunun iptalini talep etmiştir. Davalı … İdaresi ise bu dosyada karşı dava açarak dava konusu taşınmazların orman olduğundan bahisle tapu iptal tescil, müdahalenin men’i talebinde bulunmuştur.
Asıl dava davalısı … vekili; asıl davanın reddini savunmuştur.
Kadastro Mahkemesince; 147 ada 92, 95 ve 96 parsellerin özel orman olduğuna dair yapılan orman kadastro çalışmalarının doğru olmadığı, 147 ada 89 ve 150 ada 33 ve 34 parsellerin devlet ormanı olduğuna dair yapılan orman kadastro çalışmalarının doğru olduğu, taşınmazların devlet ormanı ve eylemli orman vasfında oldukları gerekçesiyle asıl dava davacısı Orman İdaresinin açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne, dava konusu 147 ada 92 ,95 ve 96 parsel sayılı taşınmazların 40 nolu Orman Kadastro Komisyonunca taşınmazların tamamının özel orman sayılmasına ilişkin orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının iptali ile dava konusu 147 ada 92,95 ve 96 parsellerin tamamının devlet ormanı sınırları içine alınmasına, davacı … İdaresinin açtığı tapu iptal ve tescil ve müdahalenin men’i davasının bu davadan tefrikine, birleşen 2013/2 Esas sayılı dava davacısı …’nın açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının reddine, birleşen davada karşı davacı … İdaresinin açtığı tapu iptal ve tescil ile müdahalenin men’i davasının bu davadan tefrikine karar verilmiştir. Mahkemece tefrik edilen 147 ada 89, 92, 95 ve 96 parseller ile 150 ada 33 ve 34 parseller yönünden Orman İdaresi tarafından açılan tapu iptal ve tescil ile müdahalenin men’i talepleri tefrik edilerek … Kadastro Mahkemesinde 2015/201 Esasını almış, Mahkemece tüm bu parseller yönünden Orman İdaresince açılan tapu iptal ve tescil ile müdahalenin men’i talepleri yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Bu karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmişse de Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından onanmasına karar verilmiş ve kesinleştirilerek dosya … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde şimdiki esasını almıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.03.2022 tarihli ve 2021/11984 Esas, 2022/2289 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Davalı … vekili tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dava; asıl dava Orman Kadastrosuna itiraz, tapu iptal ve tescil, müdahalenin men’i ve varsa şerhlerin terkini; birleşen dava davacısı …’nın açtığı dava Orman Kadastrosuna İtiraz, birleşen dava karşı davacısı Orman İdaresinin açtığı dava tapu iptal ve tescil ve müdahalenin men’i taleplerine ilişkindir.
Mahkemece kısa kararda; “davanın kabulü ile 150 ada 33 ve 34 parseller ile 147 ada 89, 92, 95 ve 96 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline taşınmaz üzerindeki şerhlerin terkinine” şeklinde 04.12.2018 tarihinde karar verilmiş olup 06.12.2018 tarihinde davalı … vekili tarafından tavzih talebinde bulunularak 2012/134 Esas sayılı dosyada 147 ada 92, 95 ve 96 parseller yönünden orman sınırları içine alınması kararı oluşturulduğu, idarece açılan 20.12.2012 havale tarihli dilekçede de sadece 147 ada 92, 95 ve 96 parseller yönünden talep olduğu belirtilerek temyiz hakkı saklı kalmak kaydıyla 150 ada 33, 34 ve 147 ada 89 parsellere ilişkin kısmın kaldırılması ve bu bakımdan kararın tavzihini talep etmiş, bu defa mahkemece 17.12.2018 tarihinde yazılan gerekçeli kararda “Davanın kabulü ile … İli … İlçesi … Köyü 150 ada, 33 ve 34 parseller ile 147 ada, 89, 92, 95 ve 96 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerindeki şerhlerin terkinine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Kısa kararda her ne kadar sehven … Köyü 150 ada 33 ve 34 parseller ile … Köyü, 147 ada 89 parsel hakkında da hüküm kurulmuş olup daha sonra gerekçeli kararın yazımı esnasında hata yapıldığı anlaşılmakla yargılamanın uzamaması ve davacı vekilinin beyanları da dikkate alınarak hüküm düzeltilmiştir. )” şeklinde açıklama yapılarak hüküm kısmının 1. bendinde “Davanın kabulü ile … İli … İlçesi … Köyü 150 ada, 33 ve 34 parseller ile 147 ada, 89 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline” şeklinde karar verilmiş, Kararın 4. sayfasında ise Tashih Şerhi başlıklı kısımda bu defa “Mahkememizden verilen 04.12.2018 tarihli kararın hüküm kısmının 1.maddesinde her ne kadar sehven … Köyü 150 ada 33 ve 34 parseller ile … Köyü, 147 ada 89 parsel hakkında da hüküm kurulmuş ise de gerekçeli kararın yazımı esnasında hata yapıldığı ve davacı vekilinin beyanları da dikkate alınarak; Mahkememizden verilen 04.12.2018 tarihli kararının 1.maddesi ” Davanın kabulü ile … İli … İlçesi … Köyü 147 ada, 92, 95 ve 96 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline …” denilerek hüküm düzeltilmiştir. Görüldüğü üzere mahkemece kısa karar hükmü gerekçeli karar hükmü ve tashih şerhi ile oluşturulmaya çalışılan hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmuştur.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olarak tesis edilmiştir.
Öncelikle Mahkemece kısa karar, gerekçeli karar ve tashih şerhi arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği yönünde bozma yapılması gerekirken Dairece işin esasına girerek onandığı anlaşılmakla, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile, Dairemizin 14.03.2022 tarihli ve 2021/11984 Esas, 2022/2289 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.