YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4358
KARAR NO : 2023/1659
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/88 E., 2022/53 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … Sanayi Nakliye ve Akaryakıt A.Ş. vekili dava dilekçesinde; Aydın ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışma sırasında, tapuda müvekkili olan davacı şirket adına kayıtlı bulunan eski 1689 parsel sayılı 8.751,12 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 270 ada 19 parsel numarasıyla 7.730,01 m2 yüzölçümlü olarak tespit gördüğünü, taşınmazın güney cephesinde geçen dere ile birleşen yolun 270 ada 18 parsel ile 270 ada 22 parsel sayılı taşınmazın birleştiği noktada kapatılarak çıkmaz yol haline getirildiğini ve taşınmazının yüzölçümünün küçüldüğünü öne sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; uygulama çalışmalarının usul ve hukuka uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın husumet yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle reddine, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2014/422 Esas, 2016/243 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmaza komşu 270 ada 22 parsel sayılı taşınmaz yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, çekişmeli 270 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi gereğince uygulamasının iptaline, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 249.366 m2, (E) harfi ile gösterilen 260.116 m2, (F) harfi ile gösterilen 223.387 m2, (G) harfi ile gösterilen 226.02 m2 alanın davacıya ait 270 ada 19 parsel sayılı taşınmaza tevhidine, (B) harfi ile gösterilen 46.848 m2, (C) harfi ile gösterilen 25.08 m2 alanın davacıya ait 270 ada 19 parsel sayılı taşınmazdan düşülmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili, davalı … vekili ve katılma yoluyla davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2019 tarihli ve 2016/17441 Esas, 2019/7894 Karar sayılı ilamıyla; “davalı … vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verildikten sonra, davacı vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazları yönünden, Mahkemece, uygulama kadastrosuna ait ölçü krokisi, ada raporu, tesis ve uygulama kadastrosuna ait hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer bilgi ve belgeler getirtilmemiş, teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda uygulama paftası ile ifraz krokileri çakıştırılmakla birlikte, haritada hangi renkle gösterilen yerin imar sonucu oluşan sınır yeri, hangilerinin uygulama sınırı olduğu net olarak belirtilmediği, sınır farklılıklarının hangi nedenlerden kaynaklandığı yönetimince açıklanmadığı, mahkemece sadece fen bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulması cihetine gidildiği, yöntemince yapılmayan inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağı gibi, bilimsel verilerle desteklenmeyen ve denetime imkan vermeyen soyut içerikli, gerekçesiz ve yetersiz teknik bilirkişi rapor ve haritasına itibar edilerek de hüküm kurulamayacağı açıklanarak, öncelikle sözü edilen eksik belgeler getirtilerek dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışındaki üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılması, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırların teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, harita mühendisi bilirkişi kuruluna, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak ve özellikle taşınmazın tesis kadastro sınırını, ifraz sonucu oluşan sınırını, imar sonucu oluşan sınırını ve yenileme sonucu oluşan sınırını aynı haritada çakıştırmak suretiyle gösteren, denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine ve kabule göre de; uygulama kadastrosuna itiraz davalarında vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsizliğine” değinilerek İlk Derece Mahkemesinin önceki kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, 08.09.2021 havale tarihli bilirkişi raporu uyarınca davacı 270 ada 19 parselin sınırlarının keşif günü yapılan ölçüm, inceleme, mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları, 1959 tarihli hava fotoğrafı, ortofoto harita ile diğer bilgi ve belgeler, dava konusu parsellerin yenileme çalışmalarından önceki ilk kadastro paftası ve teknik belgelerinin hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı 270 ada 19 parselin 3402 sayılı Kanunun 22 (a) madde yenileme çalışması değerlendirmesinin doğru yapıldığının tespit edildiği, yüzölçüm azalmasının 2003 yılındaki imar uygulaması sırasında hatalı işlem tesis edilmesinden kaynaklandığı, 3402 sayılı Kanun’un 22 (a) madde yenileme çalışmasında yapılan hata düzeltilerek işleme devam edildiği ve tescilin bu şekilde yapılmış olduğu, sonuç olarak, 3402 sayılı Kanun’un 22 (a) madde yenileme çalışması sonucu oluşan davacı 270 ada 19 parsel yönünden doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 270 ada 22 parsel sayılı taşınmaz malikinin davaya dahil edilmesi için süre ve imkan tanınmadığını, imar uygulamasına tabi taşınmazda uygulama kadastrosu yapılmaması gerektiğini, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesine göre yapılan yenileme çalışmalarında imar uygulamasının kesinleşen koordinatlarının değiştirilemeyeceğini, aynen kabul edildiğini, bu nedenle 22/a maddesine göre yapılan yenileme çalışmalarının davaya konu parseller açısından geçersiz olduğunu, usul ve kanuna aykırı olarak yapılan yenileme çalışmasında ilk tesis (tapulama) paftaları ve sınırları tamamen göz ardı edilmiş, müvekkillerin mülkiyet durumunun değiştiğini, bozma öncesinde alınan bilirkişi raporu ile sonrasında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.