YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4390
KARAR NO : 2023/573
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2010/140 E., 2016/53 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davacı ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı … vekili ve asli müdahil … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/933 Esas, 2021/2901 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Davacı … vekili ve asli müdahil … tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl ve birleşen dava konusu … ili. … ilçesi. … Köyü …. mevkii 183 ada 1 parsel 3811,75 m2 tarla vasfıyla taşınmazın 345 parsel numarası ile Hazine adına tespit gördüğü ve 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/ B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kaldığı şeklinde belirtme yapılarak tapu kütük sayfasının kapatıldığı, zilyetlikle iktisap edilemeyen bu yerde … oğlu … un 1974 yılından beri fiilen kullanımında iken … -… tarafından 05.06.1991 tarihinde Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığından işgalcisinin çekişmeli olduğu anlaşılmakla işgalci belirlenemeyerek sınırlandırılmasının yapılarak mülkiyet ve işgalcisinin belirlenemediği belirtilerek 23.02.2010 tarihinde malik hanesi boş bırakılmıştır.
2. Asıl Dava Davacısı … 05.04.2010 havale tarihli dilekçesinde; … köyü … mevkiinde yapılan son kadastro çalışmasında babası … adına kayıtlı olan ve kullanılan 183 ada 1 parselin (eski 345 parsel) zilyetliğinin de deden babasına kaldığını ve halen babası ve kendisinde olduğunu ,bu taşınmaza ilişkin olarak kadastro askı ilanı esnasında … tarafından dava açıldığının öğrenildiğini, o davadaki davacı ve davalıların taşınmaz ile ilgilerinin olmadığını, bu nedenle taşınmazın adlarına tescilini talep etmiştir. Davacı 10.04.2014 tarihli duruşmada; davasının 2/B kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olduğunu ,yapılan zilyetliğin tespitine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
3. Asli Müdahil … harç yatırmak suretiyle mahkemeye verdiği 29.01.2016 havale tarihli dilekçesinde; davacı …’un kardeşi olduğunu, taşınmazın ikisine ait olduğunu, diğer kişilerin taşınmazla ilgilerinin olmadığını ,zilyetliklerinin de bulunmadığını, bu nedenle taşınmazın kullanıcısının kendisi ve kardeşi … olduğunun tespiti ile tescilini ve asli müdahale talebinin kabulünü talep etmiştir. Asli Müdahil daha sonra verdiği beyanında; taşınmazın dedesinden babasına, babasından ise taksimen kardeşi Timur ile kendisine kaldığını dolayısıyla bu yerin ikisi kullanımında olduğunun tespitini talep etmiştir.
4. Birleşen 2014/17 Esas sayılı dosyadaki dava; kullanım kadastrosu sırasında Karalar köyü/mahallesi çalışma alanında bulunan 183 ada 1 parsel sayılı 3811,75 m2 yüzölçümündeki tarla vasfındaki taşınmaza ilişkin olup bu taşınmazın 345 parsel numarası altında Hazine adına tespit gördüğü ve 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca orman vasfını kaybedip Orman Kadastro Komisyonlarınca CVI parsel numarası ile orman alanı dışına çıkarıldığı , yasa gereği zilyetlik yolu ile iktisap edilemeyen bu yerin … oğlu … ’un 1974 yılından beri fiilen kullanımında iken … -… tarafından 05.06.1991 tarihinde Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, 1991/162 Esas sayılı dosya ile davalı olduğu, taşınmazın işgalcisinin çekişmeli olduğu anlaşılmakla işgalcisi belirlenemeyip 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi gereğince beyanlar hanesine “ 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” ibaresi konularak 23.02.2010 tarihinde sınırlandırılmasının yapıldığı, bu nedenle taşınmazın malik hanesi ve işgalci kısmının boş bırakıldığı anlaşılmakla taşınmaz kadastrodan önce davalı olduğundan 3402 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca kadastro mahkemesine gönderildiğinden bu esası almışsa da eldeki 2010/140 Esas sayılı asıl davanın da dava konusu 183 ada 1 parsel olduğundan bu parsel hakkında verilecek kararın birbirini etkilemesi, hukuki ve fiili bağlantılarının bulunması nedeniyle birleştirilmelerine 14.01.2015 tarihinde karar verilmiştir.
II. CEVAP
1.Dahili Davalı Hazine vekili; cevap dilekçesi vermemiş olup daha sonra yapılan duruşma beyanlarında; dava konusu 183 ada 1 parselin geldisi olan 345 parselin malik hanesinin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1991/162 Esas sayılı dosyası nedeniyle boş bırakıldığını ,bu dosya incelendiğinde 345 parselin dava konusu edilmediğini, malikin Hazine olmasına rağmen bu davada taraf gösterilmediğini, 345 parselin hükmen hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verildiğini, 1991/162 Esas sayılı dosyadaki davanın miras paylaşımına ilişkin olduğunu dolayısıyla taşınmazın sehven dava konusu edildiğini beyan etmiştir.
2. Davalı … beyanda bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu halde, 2/b vasfı ile orman sınırı dışına çıkarılmasının, bu yerin orman olduğu vasfını değiştirmeyeceği gerekçesiyle davacı ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı reddine ,dava konusu … İli, … İlçesi, … mahallesi/köyü, … mevkii, 183 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili ve asli müdahil … temyiz istemiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç
Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/933 Esas, 2021/2901 Karar sayılı ilamıyla, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar
Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili ve asli müdahil … karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
1.Davacı … vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacı kullanımında olduğunu ve taşınmazın etrafındaki taşınmazların da 2/B uygulaması ile satın alındığını , tanıkların da kullanımın davacıda olduğunu babasından geçtiğini beyan ettiklerini, taşınmazın orman vasfında olmadığını, resen dikkate alınacak nedenlerle hukuken hatalı ret kararının onanmasına ilişkin kararın düzeltilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Asli Müdahil … karar düzeltme dilekçesinde özetle; birleşen dava dosyasındaki yer ile bu dava dosyasındaki yerin farklı olduğunu, … ve …’in taşınmazda zilyetliklerinin olmadığını, tanık beyanlarını bu husus desteklediğini, taşınmazın dedesi, babası ve nihayet kedisinin kulladığını tarım arazisi olduğunu, yapılan çalışmalarda da orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu nedenle onama ilamının kaldırılarak ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi
3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde dava konusu 183 ada 1 parselin evveliyatı 345 parsel olup 1981 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tarla vasfıyla taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ç.alılık yerlerden iken … oğlu … tarafından 1955-1956 yıllarında tarla haline getirildiği ancak bu yerlerin zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından Hazine adına tespitine karar verildiği , bu karar üzerine Orman İdaresi tarafından Hazine aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açıldığı ve mahkemece 23.12.1987 tarihinde taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiği, kararın ise taraflarca temyiz edilmediğinde 10.05.1988 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Ancak dava konusu taşınmaz 13 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan Karalar köyü sınırları içinde bulunan ormanların 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve aynı kanunun 2/B madde uygulamaları çalışmalarında 2/B orman sınırları dışına çıkarılarak 27.05.2003 tarihinde ilan edilmekle itiraz edilmediğinden bu çalışma dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmiştir. Bu çalışmaya istinaden 2010 yılında bu defa dava konusu taşınmazda kullanım kadastro çalışması yapılmış olup kadastro tutanağının edinme sütununa taşınmazın 345 parsel numarası ile Hazine adına tespit gördüğü ve 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kaldığı şeklinde belirtme yapılarak tapu kütük sayfasının kapatıldığı, zilyetlikle iktisap edilemeyen bu yerde … oğlu … ‘un 1974 yılından beri fiilen kullanımında iken … -… tarafından 05.06.1991 tarihinde Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinde 1991/162 Esas sayılı dosya ile dava açıldığından işgalcisinin çekişmeli olduğu anlaşılmakla işgalci belirlenemeyerek sınırlandırılmasının yapılarak mülkiyet ve işgalcisinin belirlenemediği yinelenerek 23.02.2010 tarihinde malik hanesi boş bırakılmışsa da … ve … tarafından açılan 1991/162 Esas sayılı dosyanın eldeki dosyaya gelen yazılardan davalısının …, …, … ve … olduğu ve davanın tenkise ilişkin bir dava olduğu , mahkemece işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği dolayısıyla eldeki davayı ve taşınmazın mülkiyetini etkileyecek nitelikte bir dava olmadığı tespit edilmiştir. O halde davacı … ve asli müdahil … açtıkları davalar ile kullanım kadastrosuna itiraz ettiklerine, taşınmaz 1988 yılında kesinleşen mahkeme kararıyla orman vasfıyla hazine adına tescil edildiğine ve 2003 yılında 6831 sayılı Kanunun ve aynı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında yapılan çalışmalara itiraz edilmeyerek usulüne uygun olarak bu çalışmalar kesinleştiğine, yani davanın 2/B çalışmalarına itiraza ilişkin olmadığına, gerçek kişilerin açtığı eldeki dava ile de taşınmazın vasfının orman olarak değiştirilemeyeceğine göre mahkemenin davacı ve asli müdahilin talepleri ile bağlı kalarak taşınmazın tarla vasfıyla hazine adına tesciline, taşınmazın kullanıcısının ise davacıların murisi olduğuna karar vermesi gerekirken yazılı şekilde davacıların davalarının reddi ile taşınmazın orman vasfıyla hazine adına tesciline karar vermesi doğru görülmemiştir.
2. Hükmün temyiz incelenmesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/933 Esas ve 2021/2091 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiş ise de yazılı sebeple bozulması gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı ile asli müdahil vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI . KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … vekilinin ve asli müdahil …’un karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/933 Esas ve 2021/2901 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
İlk derece mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.