Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4520 E. 2022/7479 K. 28.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4520
KARAR NO : 2022/7479
KARAR TARİHİ : 28.09.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Genel Mahkemeden Aktarılan Dava)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; çekişmeli taşınmazlardan 798 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak … ve … tarafından ayrı ayrı dava açıldığı halde bu taşınmaz hakkında olumlu – olumsuz hüküm kurulmadığı, ayrıca davacı … tarafından 338, 523, 790 ve 798 parsel sayılı taşınmazlara tereke adına dava açıldığına göre 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi nazara alınarak miras bırakan …’ın ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun bir paylaşmanın bulunmaması halinde miras payları oranında … mirasçıları adına tapuya tescil kararı verilmesi gerektiği halde bu olgular gözardı edilerek yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulmasının isabetsizliğine değinilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı …’ın 338 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine, 523, 790 ve 798 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının kabulüne, 338 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, 523, 790 ve 798 parsel sayılı taşınmazların ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı … murisi … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 338 parsel sayılı taşınmaza yönelik davacı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacı … murisi … ve mirasçıları yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki;
Mahkemenin önceki 06.06.2012 tarihli ve 2005/50 Esas, 2012/4 Karar sayılı kararı ile davacı …’ın bu taşınmaza yönelik davasının reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş olup, iş bu karar davacı … tarafından temyiz edilmediğine göre bu taşınmaza yönelik karar kesinleşmiştir.
Şu halde, sözü edilen taşınmaza yönelik önceki tarihli karar kesinleştiğine ve sehven bozma ilamına bu taşınmazında yazıldığının anlaşılmasına göre taşınmaz hakkında yeniden hüküm kurulması isabetsiz olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2. Dava konusu 523 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, komşu 522 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının kapsamında kalmakta olup, davacı … murisi … ve mirasçıları yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyleki, çekişmeli taşınmaz, komşu 522 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 16.11.1950 tarihli 115 sıra numaralı tapu kaydının kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Dosya kapsamına yansıyan bilgi ve belgelerden 522 parsel sayılı taşınmazın “davalı” olması nedeni ile kadastro tespitinin henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, Mahkemece, 522 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyası getirtilerek eldeki dosya ile arasında hukuki ve fiili bir irtibat bulunup bulunmadığı, bu davaların birlikte görülüp sonuçlandırılmasının zorunluluk arz edip etmediği üzerinde durulmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle, dava konusu taşınmazın kayıt miktar fazlası olduğu 522 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyası getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra 522 parsel sayılı taşınmazın kimler arasında hangi nedene dayalı olarak dava konusu olduğu üzerinde durulmalı, bu taşınmaza ilişkin dava dosyası ile eldeki dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığı belirlenerek dava dosyalarının birleştirilmesi gereği üzerinde durulmalı, sözü edilen taşınmaza yönelik davanın sonuçlandığının anlaşılması halinde ise dosya arasına alınarak bu dava dosyasından yararlanılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Dava konusu 790 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, çekişmeli taşınmazda davacı … murisi …/ mirasçıları yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç bu parsel yönünden de dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahkemece icra edilen keşiflerde mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibari ile tarla vasfında olup, davacının miras bırakanı … ve mirasçılarının 50 – 60 yıldır zilyetliklerinde olduğu beyan edilmiş olup, zirai bilirkişi raporlarına göre ise taşınmazın 3 dönüm kısmının mera vasfında geriye kalan kısmının ise tarla vasfında olduğu belirtilmiştir.
Taşınmazın çevre parselleri incelendiğinde, Çomaklı köyü 245 ve aynı köy 1114 parsel sayılı mera taşınmazları ile çevrili olduğu ve dosya kapsamına yansıyan taşınmaza ilişkin fotoğraflar ile diğer rapor içeriklerinden taşınmazı mera parsellerinden ayıran doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla çekişmeli taşınmazın meradan açıldığının kabulü zorunlu olup, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davanın reddine ve eldeki davanın resen araştırma ilkesine tabi davalardan olmadığının anlaşılmasına göre taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4.Dava konusu 798 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece, çekişmeli taşınmazda davacı … murisi …/ mirasçıları yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, çekişmeli taşınmazı batı ve kuzey yönden çevreleyen Çomaklı Köyü 245 ve aynı Köy 1114 mera taşınmazları bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda dava konusu taşınmaz ile komşu mera taşınmazlarının arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan rapor alınmasına karşın rapor içeriğinde belirtilen hususa ilişkin her hangi bir değerlendirme bulunmadığı halde bu rapor ile yetinilmiş, taşınmazı doğu ve güney yönden çevreleyen 797 ve 799 parsel sayılı taşınmazlar “davalı” olup, tespitleri kesinleşmediği halde bu taşınmazlara ilişkin dava dosyaları getirtilip, bu dava dosyalarından da yararlanılmamıştır.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması mümkün değildir.
Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmaza komşu ve yakın komşu durumunda bulunan 795, 796, 797 ve 799 parsel sayılı taşınmazların dava konusu edildikleri dava dosyaları getirtilerek dosya arasına alınmalı, eldeki dava ile anılan taşınmazlara ilişkin dava dosyaları arasında hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bu kapsamda anılan dava dosyalarının birleştirilmesi gereği üzerinde durulmalı, bundan sonra mahallinde komşu köylerden ve aynı köyden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, mahkeme hakiminin taşınmaza ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde ve komşu parsellerin dava dosyalarındaki bilirkişi raporları da değerlendirilerek çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığı, mera ile arasında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, mera bütünlüğünü bozup bozmadığı, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığı, meranın devamı niteliğinde olup olmadığı hususlarını açıklayan, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parsellerinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden Şevket …’a iadesine 28.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.