YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4756
KARAR NO : 2022/9914
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı … vasisi ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
….., ili Merkez / ….., Mahallesi çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro sırasında, 166 ada 5 parsel sayılı taşınmaz, senetsizden, 2277,07 m2 yüz ölçümü ve fındık bahçesi niteliği ile davalı … adına; 166 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, 3137,31 m2 yüzölçümü ve fındık bahçesi niteliği ile davalı … adına; 166 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ise 2771,22 m2 yüz ölçümü ve fındık bahçesi niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, miras hakkına dayalı olarak kadastro tespitine itiraz etmiş, davanın devamı esnasında müdahil Orman İdaresi taşınmazların orman olduğundan bahisle yargılamaya katılarak dava konusu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı …’ın davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vasisi ve davalı …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve asli müdahale dilekçesindeki açıklamalara göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu … köyü, Kabalak köyüne bağlı iken bu köyde 07.05.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun uyarınca yapılan 2. madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazlara sınır bulunan Subaşı köyünde ise 1944 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 02.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması mevcut olup, dava konusu taşınmazlar sınırında bulunan Subaşı köyünde 1975 yılında yapılan tahdit çalışmaları ile orman sınırları içerisine alınmıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı yasa çalışması sonucu oluşturulan orman sınırları içinde bulunduğu, orman bilirkişi raporuna göre 1944 tarihli hava fotoğrafı ile 1956 tarihli memleket haritasında orman sayılan alanlarda kaldığı, buna göre dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; asli müdahil Orman İdaresi, dava konusu taşınmazların kesinleşen tahdit sınırları içinde kaldığı, halen ve öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Aynı yöreye ilişkin olarak daha önce temyiz incelemesi Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından yapılan dosyaların UYAP içeriklerine göre, taşınmazların içinde bulunduğu…..,köyünün evvelinde Kabalak köyü idari sınırları içerisinde iken 1991 yılında bu köyden ayrıldığı, sınır komşusu olan Subaşı köyünde 1975 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması sırasında orman sınırları içerisine alındığı, ancak bu tarih itibariyle … köyünün Subaşı köyüne bağlı olmadığı gibi Subaşı köyünde yapılan çalışmanın da … ya da bağlı olduğu Kabalak köyünde ilan edilmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, Subaşı köyünde yapılan tahdit sırasında çekişmeli taşınmazın orman sınırları içine alınmasının herhangi bir hukuki geçerliliğinin olmayacağı, davalı tespit maliklerini bağlamayacağı açıktır.
Bu itibarla; Mahkemece, çekişmeli taşınmazların bağlı bulunduğu Kabalak köyünde yapılan tahdit sırasında ne gibi bir işleme tabi tutulduğu araştırılmadan komşu Subaşı köyünde yapılan tahdide değer verilerek taşınmazların orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu yönündeki kabulü açıklanan gerekçeyle yerinde görülmemiştir.
Müdahil Orman İdaresinin, taşınmazların öncesinin orman olduğu iddiasına gelince, mahallinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen ve hükme de esas alınan orman bilirkişi raporunda sadece memleket haritaları incelenmiş olup, taşınmazların öncesinin niteliğini belirleme açısından eski tarihli memleket haritasının yanında eski tarihli hava fotoğraflarındaki konumu da önem arz ettiği halde, eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların bulunduğu … köyünde ya da … köyünün eskiden bağlı olduğu Kabalak köyünde orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis,bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları ile yörede yapılan tüm orman kadastro ve aplikasyon haritalarının ölçekleri kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 4-5 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu belirlenmeli, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, taşınmazın … ya da eskiden bağlı olduğu Kabalak köyünde yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında ne gibi bir işleme tabi tutulduğu açık kesin ve net bir şekilde bilirkişilerce saptanmalıdır.
Bununla birlikte; davacı miras hakkına, asli müdahil ise taşınmazın öncesi itibariyle orman olduğu iddiasına da dayandığından, keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadıkları belirlenmek suretiyle ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazıl şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vasisi ve davalı …, … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.