Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/4785 E. 2023/1819 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4785
KARAR NO : 2023/1819
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2968 E., 2022/99 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın ve tavzih talebinin reddine ilişkin 11.10.2021 tarihli ek kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 194 ada 5 parsel sayılı 355,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ve üzerindeki 3 katlı binanın 1998 yılından beri … evlatları …, …, … ve …’nin müştereken fiili kullanımlarında olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Asıl davada davacı … vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı binanın 1993 tarihinde müvekkilinin müteveffa eşi … tarafından yaptırıldığını ve o tarihten beri kendisi, eşi ve çocukları tarafından kullanıldığını, 1998 tarihinden bu yana ise müvekkilinin kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine müvekkilinin fiili kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir.

3. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz ve üzerindeki binada mevcut bulunan dairelerin kullanım ve tasarrufuna ilişkin 30.06.1997 tarihli satış ve zilyetliğe ilişkin paylaşım senedinde (1) nolu dairenin 1/2 pay oranında müvekkiline isabet ettiğini, daha sonra bölgede yapılan numaralandırma çalışmaları sonucunda daire numarasının (4) olarak değiştiğini, sözü edilen dairenin 1997 yılından bu yana müvekkilinin fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine (1) nolu dairenin 1/2 pay oranında müvekkilinin fiili kullanımında olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmaza ait müvekkili idare dosyası ve kayıtların incelenmesinde, söz konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesine göre Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmaz hakkında 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’a (6292 sayılı Kanun) göre hak sahiplerine yapılacak satışlarda “hak sahipliği belirleme” işleminin 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (5831 sayılı Kanun) 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanun’a (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek-4 üncü maddesine göre Kadastro Müdürlüğünün yetkisinde olup, Kadastro Müdürlüğünce yapılan güncelleme çalışmasında “iş bu parselin …, …, … ve … tasarrufundadır” şeklinde belirlendiğini, taşınmazın 6292 sayılı Kanun’a göre …’ye hissesi oranında satışının yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının gerçeği yansıtmayıp haksız ve mesnetsiz olduğunu, mezkur taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki binada mevcut dairelerin kullanım ve tasarrufunun ve herkesin zilyet olduğu paylaşımını düzenleyen 30.06.1997 tarihli “el satışı” tutanağı incelendiğinde (2) nolu dairenin müvekkiline ait olduğu ve müvekkilinin zilyet ve tasarrufunda olduğunun açıkça belirtildiğini, bölgede yapılan 2/B kadastrosu sonucunda dava konusu taşınmazda müvekkilinin zilyetliği tespit edilerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine tescil edildiğini ve başvuru sonucu müvekkilinin zilyetliğinin kabul edildiğini, taşınmaz üzerindeki sözü edilen dairenin 1997 yılından beri müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

3. Davalı …; davacının vefat eden eşi ve kendisinin kardeşi olan …’nin dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı ve 6 daireli binayı yaptığını, taşınmazın tamamının …’ye ait olduğunu, taşınmazın üzerinde bulunan binanın giriş katının bir dairesini oğlu Kemal adına 8 yıl önce aldığını, sözü edilen dairede satın aldığı tarihten bu yana oğlu Kemal’in oturduğunu, kadastro sırasında taşınmaz üzerinde zilyet olarak oğlu Kemal yazılacağı yerde kendisinin adının … olarak yazıldığını, satın aldığı dairenin Kemal’e ait olup onun kullanımında olduğunu, bu daire dışındaki kısımlara bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dinlenen tanıklar ve bilirkişi raporuna göre taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiğini, zilyetlik belgelerine göre taşınmaz üzerindeki binanın tamamının … tarafından inşaa edildiğini, 30.06.1997 tarihli devir sözleşmesi ile bu kişinin 1 nolu daireyi …’ye, 2 nolu daireyi …’ye devrettiğini, 5 ve 6 nolu dairelerin emlak vergilerinin … tarafından, 4 nolu dairenin emlak vergilerinin … tarafından, 3 nolu dairenin emlak vergilerinin …’er ve … tarafından, 1 ve 2 nolu dairelerin emlak vergilerinin ise … tarafından ödendiğini, 1 nolu zemin kattaki sol dairenin …, 2 nolu zemin kattaki sağ dairenin …, 3 nolu 1. kattaki sol dairenin … ve …, 4 nolu 1. kattaki sağ dairenin …, 5 nolu 2. kattaki sol dairenin …, 6 nolu 2. kattaki sağ dairenin ise … tarafından fiilen kullanıldığını, dinlenen tanık beyanlarında, …’nin … ve …’in babası olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan bina ile ilgili diğer …’nin davacı … ve kocası …’in çocukları … olduğunu beyan ettiklerini, kadastro tutanağında belirtildiği şekilde … evlatlarının … ve … olduğunu, …’nin …’ın oğlu olduğunu, …’nin … yerine hataen yazıldığını, kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihte …’nin hayatta olmaması nedeniyle bu şekilde yazılmış olduğunu, … ve …’in babası …’nin binanın yapımı ile ilgisinin bulunmadığının davalı …’nin kendi beyanıyla anlaşıldığını, nüfus kaydından da 1974 yılında …’nin vefat etmiş olması ve 1908 doğumlu olması göz önüne alındığında 1998 yılında hayatta olmadığından kadastro tespiti sırasında zilyet olarak tespitinin yapılmasının mümkün olamayacağını, yine Sevim ve …’in küçük çocukları …’nin 2009 doğumlu olduğu hususu dikkate alındığında taşınmazın tespit tarihi olan 2010 yılında zilyet olarak tespitinin mümkün olmayacağını, bu nedenle isim hatası yapıldığının ve … olarak yazılan kişinin … olduğunun kabulü ve beyanlar hanesindeki şerhin düzeltilmesi gerektiği belirtilerek” asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhlerinin iptali ile beyanlar hanesine “iş bu taşınmaz bahçe ve üzerindeki 3 katlı binanın 1998 yılından beri … evlatları …, …, … ve … Tanrıverdinin müştereken fiili kullanımında ve taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı binanın 360/720 hisseye tekabül eden 1, 5 ve 6 nolu dairelerinin kullanıcısının … olduğunun, 3 katlı binanın 120/720 hissesine tekabül eden 3 nolu dairenin 1/2 kısmının kullanıcısının … olduğunun tespiti ile bu hususun tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasına” karar verilmiştir.

2. Davalı … 08.10.2021 tarihli tavzih talepli dilekçesinde; gerekçeli kararın içeriğinde babasının adının … olduğunun tespit edildiğini, ancak hüküm kısmında baba adının … olarak göründüğünü belirterek, hüküm kısmındaki baba adının … olarak düzeltilmesini istemiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli tavzih kararıyla; “davalının hükümdeki baba adının … olarak düzeltilmesi talebinin ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı” gerekçesiyle talebin reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararına karşı davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin kararının delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında doğru bir şekilde müvekkilinin baba adının … olduğunu tespit etmiş iken, kararının hüküm kısmında müvekkili …’nin baba adının … olarak yazıldığını, İlk Derece Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi kısmında müvekkili …’nin baba adının … olduğunu kabul etmekte ancak kararının hüküm kısmında bu kabul ve tespite aykırı hüküm verdiğini, müvekkilinin baba adının hatalı olarak … yazılmasının hükmün icrasında karışıklık yaratacağını, bu durumun kararın infazını etkileyecek nitelikte olduğundan müvekkilinin baba adının … olarak düzeltilmesi için İlk Derece Mahkemesine tavzih talepli dilekçe sunulduğunu, mahkemece usul ve Kanuna aykırı olarak tavzih talebinin reddedildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ve tavzih talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılarak, iş bu taşınmaz bahçe ve üzerindeki 3 katlı bina 1998 yılından beri … evlatları …, … ile … evlatları … ve … müştereken fiili kullanımındadır şerhinin kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “İlk Derece Mahkemesince deliller değerlendirilerek yazılı şekilde karar verildiğine, istinaf eden davalının taşınmazın beyanlar hanesindeki baba adının düzeltilmesine ilişkin usulüne uygun olarak açılmış davası bulunmadığına göre, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde ve tavzih talebinin red gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı” belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde lehine kullanıcı şerhi verilen davalı …’nin baba adının … olarak düzeltilip düzeltilmeyeceğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un Ek-4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden …’den alınmasına

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.