YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4866
KARAR NO : 2023/1495
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 21 ve 114 ada 24 parsel sayılı 13.230,19 ve 636,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları belirtilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların murislerinden kendisine intikal ettiğini ileri sürerek taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiş, 15.04.2014 tarihli celsedeki beyanında ise, çekişmeli taşınmazların babasından kalan yer olduğunu ve taksim edilmediğini belirterek talep sonucunu taşınmazların murisi … mirasçıları adına tescili olarak düzeltmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli ve 2013/72 Esas, 2014/226 Karar sayılı kararı ile “çekişmeli 114 ada 24 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kabulüne, 110 ada 21 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise kısmen kabulüne, 114 ada 24 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 110 ada 21 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 18.09.2014 tarihli raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen toplam 7.942,55 metrekare yüzölçümündeki kısmının miras payları nispetinde davacı …’ın miras bırakanı … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın geriye kalan ve (C) harfi ile gösterilen 5.287,63 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise tespit gibi tesciline” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.10.2016 tarihli ve 2016/9209 Esas, 2016/7818 Karar sayılı kararıyla “yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli bulunmadığı, bu kapsamda taşınmazların niteliği ile ilgili olarak uzman ziraat mühendisi bilirkişiden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, ziraat teknikeri bilirkişi tarafından hazırlanan yetersiz ve soyut bilirkişi raporu ile yetinildiği, taşınmazların niteliği ve zilyetlik hususunda yapılan araştırmada hava fotoğraflarından yararlanılmadığı açıklanarak tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin (taşınmazların bulunduğu yörede 1990 yılından itibaren terör eylemleri başladığından ayrıca bu tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait) stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, bu keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde aykırılıkların giderilmesine çalışılması, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın bitki örtüsü, toprak yapısı ve cinsi, taşlılık oranı, eğimi, komşu parseller ile dava konusu taşınmaz arasında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın çevresinde özel mülkiyete konu taşınmazlar varsa, bu taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın bitki örtüsü, toprak yapısı ve eğim olarak birbirlerine benzeyip benzemediği konularında ayrıntılı, bilimsel verilere dayalı ve gerekçeli rapor alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini belirtir şekilde rapor alınması; ayrıca taşınmazları tüm yönlerinden gösterir fotoğraflarının çektirilmesi, fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli harita ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve davacı tanığı beyanları ile bilirkişi raporları çelişmekle beraber, soyut bilirkişi beyanları yerine, mahkeme gözlemleriyle de aynı doğrultuda olan, bilimsel verilere dayalı denetime elverişli bilirkişi raporlarına üstünlük tanındığına da değinilerek çekişmeli taşınmazlarda davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği” gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde, bozma sonrası dosyaya ibraz edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, zira terör eylemleri nedeni ile taşınmazların uzun süre kullanılamadığını, iradi terk halinin de söz konusu olmadığını, yine jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunun gerçeklikten uzak olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.