Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/5033 E. 2023/3468 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5033
KARAR NO : 2023/3468
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1960 E., 2022/1348 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü
kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/117 E., 2021/121 K.

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 7520 ada 30 ve 31 parsel sayılı sırasıyla 191,72 ve 178,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları, 7520 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 1991 yılından beri …’nin kullanımında olduğu, 7520 ada 31 parsel sayılı taşınmazın ise kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir.

2. Asıl davada davacı … dava dilekçesinde; lehine kullanıcı şerhi verilen 7520 ada 30 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün dava konusu 7520 ada 31 parsel sayılı taşınmaza dahil edilerek tespit edildiğini ileri sürerek, bu bölümün kadastro tespitinin iptali ile adına kullanıcı şerhi verilmek suretiyle 7520 ada 30 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi istemiyle dava açmıştır.

3. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; dava konusu 7520 ada 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 709 parsel sayılı taşınmazın 1967 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, …, …, …, … ve … adlarına tespit ve tescil edildikten sonra Hazine tarafından Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/1293 Esasına kayden dava açıldığını, 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) gereği 1981 yılında kadastro çalışması yapılarak taşınmazın 2/B vasfı ile orman dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1985 tarihinde kayıt malikleri tarafından müvekkiline satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını ve tapu kaydına müvekkilinin malik lehdar olarak adının yazıldığını ancak, Pendik Kadastro Mahkemesinin 2008 yılında Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen kararı ile şahıslar adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına orman olarak tapuya tesciline karar verildiğini, taşınmazın 2008 yılına kadar hukuken müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, emlak vergilerinin 1985 tarihinden önce tapu malikleri tarafından, 1985 tarihinden 2018 tarihine kadar müvekkili tarafından ödendiğini ve taşınmazlar üzerinde müvekkilinin zilyetliğinin kesilmediğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119 ve devamı maddelerinde yazılı şekilde düzenlenmediğini, delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, taşınmazın 2/B vasfında olması nedeniyle Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacı …’nin dava konusu taşınmaz bölümünü satın aldığı, taşınmaza ilişkin vergileri ödediği ve taşınmaz bölümü üzerinde sahiplenme iradesiyle kullanımının bulunduğu, birleşen davanın davacısının ise taşınmaz bölümü üzerinde fiili kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle” asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, çekişmeli 7520 ada 31 parsel sayılı taşınmazın 22.02.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 77,54 metrekarelik bölümünün bu taşınmazdan ifraz edilerek 7520 ada 30 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 7520 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 269,26 metrekare yüzölçümlü olarak; 7520 ada 31 parsel sayılı taşınmazın ise 100,83 metrekare yüzölçümlü olarak tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ya da tarımsal faaliyetin bulunmadığını, taşınmazın boş olduğunu, sınırlarının belli olmadığını, davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kaldığından bahisle 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dayanak kayıt malikleri adına tespit edildiği, Hazinenin taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdit sınırları dahilinde kaldığı gerekçesiyle tespite itiraz ettiği, yargılama aşamasında dayanak tapu kayıt maliklerinin 1985 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle birleşen dosya davacısı …’a devrettikleri, Kadastro Mahkemesinin kesinleşen hükmüyle taşınmazın dayanak kayıt kapsamının kayıt malikleri adına, kayıt miktar fazlasının Hazine adına orman vasfıyla tescil edildiği, bilahare 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda kullanım kadastrosu çalışmalarının yapıldığı, tespitte kullanıcısı olmadığının belirlendiği ve Hazine adına tespit edildiği, asıl dosya davacısının kullanım iddiasıyla, birleşen davanın davacısının dayanak tapu kaydı kapsamı, emlak vergilerinin ödenmesi ve hukuken sürdürülen zilyetlik iddiasıyla tespite itirazda bulundukları, asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davacısının taşınmaz üzerinde fiili kullanım emarelerine rastlanılmadığı, birleşen davanın davacısının dayanak kayıt kapsamına ilişkin itirazlarının kesinleşen 709 parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi kararı gereği dayanak kaydın miktarı itibariyle geçerli bulunduğu, miktar fazlasının orman olarak tescil edilmiş olması nedeniyle yerinde olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle asıl ve birleşen davanın tümden reddi gerekirken, asıl davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek” davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asıl davanın davacısı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davacısı … temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinden zilyetliğinin bulunduğunun mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla doğrulandığını, taşınmaza ait emlak vergisinin uzun yıllar kendisi tarafından ödendiğini ve tel örgü ile çevirdiğini açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davacısı …’nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden asıl davanın davacısı …’den alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.