Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/5047 E. 2023/3470 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5047
KARAR NO : 2023/3470
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1975 E., 2022/1342 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü
kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması

İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/130 E., 2021/149 K.

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve asli müdahilin davasının kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın, asli müdahilin davasının ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı … ile asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 127 ada 4 parsel sayılı 401,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Asıl davada davacı … dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.

3. Asli müdahil … (…) müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazı müvekkilinin murisi … ile müvekkilinin satın aldığını, müvekkilinin hem miras payı hem de satıştan kaynaklanan payı olduğunu ileri sürerek, lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle davaya katılmıştır.

4. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın geldisi olan 709 parsel sayılı taşınmazın 1967 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, … ve … adlarına tespit ve tescil edildikten sonra, 1744 sayılı Kanun gereği 1981 yılında kadastro çalışması yapılarak taşınmazın 2/B vasfı ile orman dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1985 tarihinde kayıt malikleri tarafından müvekkiline satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını ve tapu kaydına müvekkilinin malik lehdar olarak adının yazıldığını ancak, … Kadastro Mahkemesinin 2008 yılında Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen kararı ile şahıslar adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına orman olarak tapuya tesciline karar verildiğini, taşınmazın 2008 yılına kadar hukuken müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, emlak vergilerinin 1985 tarihinden önce tapu malikleri tarafından, 1985 tarihinden 2018 tarihine kadar müvekkili tarafından ödendiğini ve taşınmaz üzerinde müvekkilinin zilyetliğinin kesilmediğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119 ve devamı maddelerinde yazılı şekilde düzenlenmediğini, delillerin tebliğ edilmediğini, taşınmazın 2/B vasfında olması nedeniyle orman idaresinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “asıl davanın davacısının murisi … ile asli müdahilin dava konusu taşınmazı satın aldıkları, emlak vergilerinin ödenmesi suretiyle sahiplenme iradesinin gösterildiği, birleşen davanın davacısının davasına dayanak gösterdiği tapu kaydına göre iade talebinin idarece reddedildiği, dayanak tapu kaydının miktar fazlası bölümünün hükmen orman olarak daha önce kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararıyla tescil edildiği ve fiili kullanımının bulunmadığı” gerekçesiyle asıl davanın ve asli müdahilin davasının kabulüne, birleşen davanın reddine, çekişmeli 127 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki “kullanıcısının tespit edilemediğine” dair şerhin iptali ile “taşınmazın 1/2 hissesinin 1993 yılından beri …’ın kullanımında olduğu, 1/2 hissesinin ise 1993 yılından beri …’ın kullanımında iken 18.05.2014 tarihinde vefat etmesi üzerine mirası 8 pay kabul edilerek bu tarihten itibaren 2 payı …, 3’er payın ise … ve … …’ın kullanımında” olduğuna dair şerh yazılmak suretiyle tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanımın bulunmadığının tespit edildiğini, yapılan keşifte de taşınmazın boş ve kıraç durumda bulunduğunu, herhangi bir tarımsal faaliyete rastlanılmadığı ve zilyetlik şartlarının oluşmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kaldığından bahisle 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dayanak kayıt malikleri adına tespit edildiği, Hazinenin taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdit sınırları dahilinde kaldığı gerekçesiyle tespite itiraz ettiği, yargılama aşamasında dayanak tapu kayıt maliklerinin 1985 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle birleşen dosya davacısı …’a devrettikleri, Kadastro Mahkemesi’nin kesinleşen hükmüyle taşınmazın dayanak kayıt kapsamının kayıt malikleri adına, kayıt miktar fazlasının Hazine adına orman vasfıyla tescil edildiği, bilahare 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda kullanım kadastrosu çalışmalarının yapıldığı, tespitte kullanıcısı olmadığının belirlendiği ve Hazine adına tespit edildiği, asıl dosya davacısının kullanım iddiasıyla, birleşen davacının dayanak tapu kaydı kapsamı, emlak vergilerinin ödenmesi ve hukuken sürdürülen zilyetlik iddiasıyla tespite itirazda bulundukları, asıl davanın davacısı, asli müdahil ve birleşen davanın davacısının taşınmaz üzerinde fiili kullanım emarelerine rastlanılmadığı, birleşen davanın davacısının dayanak kayıt kapsamına ilişkin itirazlarının kesinleşen 709 parsele ilişkin Kadastro Mahkemesi kararı gereği dayanak kaydın miktarı itibariyle geçerli bulunduğu, miktar fazlasının orman olarak tescil edilmiş olması nedeniyle yerinde olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davaların tümden reddi gerekirken, asıl davanın ve asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın, asli müdahilin davasının ve birleşen davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davanın davacısı … ile asli müdahil … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Asıl davanın davacısı … ile asli müdahil … vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazı müvekkillerinin murisi …’ın satın aldığını ve satın aldığı tarihten bu yana ölümüne kadar murislerinin, ölümünden sonra ise mirasçılarının zilyetliğinde olduğunu, bu hususun yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla doğrulandığını, taşınmaza ait emlak vergilerinin ödendiğini açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı, asli müdahil ve murislerinin kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davanın davacısı … ile asli müdahil … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden asıl davanın davacısı … ile asli müdahil …’dan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.