YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5150
KARAR NO : 2023/2735
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/97 E., 2022/34 K.
KARAR : Davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile davalı – birleşen dosya davacısı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. İzmir ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 108 ada 5 parsel sayılı 2.216,18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 12 yılı aşkın süredir …’ın kullanımında olmakla beraber zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek, tutanağın beyanlar hanesine …’ın kullanımında olduğu şerhi verilmek suretiyle, zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; İzmir ili … ilçesi … Mahallesi 108 ada 5 parsel sayılı taşınmaz kimsenin kullanımında bulunmadığı halde davalıların murisi lehine kullanıcı şerhi verildiğini ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesine davalılar murisi lehine verilen şerhin terkinini istemiştir.
3. Birleşen dava dosyasında davacı … vekili dava dilekçesinde; İzmir ili … ilçesi … Mahallesi 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazı davacının murisi …’ın ölümünden yaklaşık 20 yıl öncesinde babasıyla birlikte davacının imar ve ihya ettiğini, taşınmazı temizleyip, zeytin ağaçlarını aşıladıklarını, murisin ölümünden sonra ise taşınmazın müstakilen davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın malik sıfatı ile zilyetliğinde olduğunu öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Birleşen dava dosyasında davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, birleşen davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2014 tarihli ve 2013/257 Esas, 2014/179 Karar sayılı ilk kararı ile, “birleşen dosya davacısı …’ın miras bırakanı … ve mirasçıları yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde belirtilen imar ve ihya sureti ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile birleşen dosyada davacının … Köyü Tüzel Kişiliğine yönelik açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı Hazinenin şerhin iptaline yönelik talebinin reddine, birleşen dosyada davacının Hazine’ye yönelik açtığı davanın kabulüne, çekişmeli 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 1/4 payları oranında …, …, … (…) … ve … (…) … adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen ilk kararına karşı davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.11.2014 tarihli ve 2014/15789 Esas, 2014/13877 Karar sayılı ilamıyla; “yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı, İlk Derece Mahkemece tescil harici bırakılan taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediğinin belirlenmesi için gerekli olan hava fotoğrafları getirtilip yöntemince uygulanmadığı açıklanarak tespit tarihinden öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğraflarının getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın tespit tarihinden 20-25 yıl öncesinde kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiğinin etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak uzman bilirkişiler kuruluna dosyanın tevdii ile dava konusu taşınmazın tespit tarihine göre 20-25 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihinin ayrı ayrı saptanması, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan ise taşınmazın niteliği ve bitki örtüsüyle ilgili rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2015/53 Esas, 2017/20 Karar sayılı ikinci kararı ile, “birleşen dosya davacısı …’ın miras bırakanı … ve mirasçıları yararına 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde belirtilen imar ve ihya sureti ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile birleşen dosyada davacının … Köyü Tüzel Kişiliğine yönelik açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı Hazinenin şerhin iptaline yönelik talebinin reddine, birleşen dosyada davacının Hazine’ye yönelik açtığı davanın kabulüne, çekişmeli 108 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 1/3 payları oranında … …, … (…) … ve … (…) … adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ikinci kararına karşı davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2017/2682 Esas, 2021/1649 Karar sayılı ilamıyla; “İlk Derece Mahkemesince, varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, bozma öncesi keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının bakımını davacı …’ın murisi …’nın yaptığını, taşınmazın ölümüne kadar bu kişi tarafından kullanıldığını, ölümünden sonra ise mirasçılarının taşınmazı işlemediklerini, bakımını yapmadıklarını ve kendi haline bıraktıklarını beyan ettiği, bozma sonrası keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin de, benzer şekilde taşınmazın ölümüne kadar … tarafından kullanıldığını, ölümü ile taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini ve mevcut hali ile kaldığını, mirasçılarından …’ın komşu taşınmazda bulunan sera ile ilgilendiğini ifade etmiş olup, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen bilirkişi kurulu raporlarında da, taşınmazın zeytinli tarla niteliğinde olup, zeminin taşlık ve işlenmemiş halde bulunduğu, üzerinde ise 10 adet 50 – 60 aşı yaşlı, 10 adette 35 – 40 aşı yaşlı zeytin ağaçlarının ve 7 adet ise menengiç ağacının mevcut olduğu, ayrıca 1975 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarına göre, bu tarihlerde taşınmaz üzerinde 15 – 20 adet ağaç varlığının tespit edildiğinin belirtildiği, şu hale göre, muris …’nın 1996 yılında ölümünden sonra taşınmazda bir kullanım bulunmadığı gibi, dosyaya ibraz edilen rapor içeriklerindeki zirai değerlendirmeler sonucunda taşınmazın zeminin taşlık olup, tarım yapılmadığının belirtilmesi karşısında, sözü edilen kişi tarafından sürdürülen zilyetliğin zeytin ağaçlarından yararlanmak şeklinde olduğu, yine düzenlenen bilirkişi raporuna ekli kroki ve ortofotolarda da zeytin ağaçlarının taşınmazın tamamına yaygın olmayıp, dağınık vaziyette ve az sayıda olduğu, dolayısı ile bu duruma göre davacılar yararına iktisap koşullarının oluştuğunun ispat edilemediğinin anlaşıldığı, diğer taraftan, taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi verilmesinin ancak yasalarla özel düzenleme yapılması ile mümkün olduğu, yargılama konusu olayda ise, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan kadastro işlemi tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğundan, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, dolayısı ile tutanağın beyanlar hanesinde yer alan kullanıma yönelik şerhin terkini gerektiğinin de kuşkusuz olduğu açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince, davacı- birleşen dosya davalısı Hazinenin davasının kabulüne, davalı- birleşen dosya davacısı …’ın davasının ise kısmen kabulüne, taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıma yönelik şerhin kaldırılmasına, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların cins, yaş ve sayıları belirtilmek sureti ile …’a ait olduğuna ilişkin beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek ilk derece mahkemesinin ikinci kararı bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararı ile, “dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında kaldığı, eylemli orman olmadığı, taşınmazın eğiminin % 8 olduğu, orman muhafaza karakteri taşımadığı, zeytinli tarla niteliğinde olup zeminin taşlık ve işlenmemiş halde bulunduğu, üzerinde 10 adet 50-60 aşı yaşlı, 10 adet 35-40 yaşlı zeytin ağaçlarının ve 7 adet melengiç ağacının mevcut olduğu, 1975 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarına göre bu tarihlerde taşınmaz üzerinde 15-20 adet ağaç varlığının tespit edildiği, davacı …’ın murisi …’ın 1996 yılında ölümüne kadar davalı taşınmazı kullandığı ve üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının bakımını yaptığı, muris …’nın ölümünden sonra ise mirasçılarının taşınmazı işlemedikleri, ağaçların bakımını yapmadıkları ve muris …’ın mirasçısı olan davacı … ve diğer mirasçılar yararına iktisap koşullarının oluşmadığı, diğer yandan dava konusu taşınmaz hakkında yapılan kadastro işlemi tescil harici kalan taşınmazların 3402 Sayılı Kanunu’nun Geçici 8 inci maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğundan beyanlar hanesinde yer alan kullanıma yönelik şerhin terkini gerekti gerekçeleri ile davacı- birleşen dosya davalısı Hazine’nin davasının kabulüne, davalı- birleşen dosya davacısı …’ın davasının ise kısmen kabulüne, taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanıma yönelik şerhin kaldırılmasına, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesine taşınmaz üzerinde bulunan 10 adet 50-60 yaşlı zeytin ağacı, 10 adet 35-40 yaşlı zeytin ağacı ve 7 adet 50-60 yaşlı menengiç ağacının …’a ait olduğuna dair şerh verilmesine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen son kararı, davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile davalı – birleşen dosya davacısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olup, hüküm kurmaya elverişli bulunmayan raporlara dayalı karar verildiğini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığını, imar ve ihya edilerek tarım arazisi haline getirilmediğini, taşınmazın beyanlar hanesine muhdesata yönelik şerh verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı – birleşen dosya davacısı … vekili temyiz dilekçesinde; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazda imar ve ihya sureti ile zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Dava, Kadastro Tespitine İtiraz davasıdır.
2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının birleşen dosya davacısı … ve müşterekleri lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve 19 uncu maddeleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı – birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile davalı – birleşen dosya davacısı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısı …’dan alınmasına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.