Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/5325 E. 2022/8298 K. 20.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5325
KARAR NO : 2022/8298
KARAR TARİHİ : 20.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosu

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen asıl ve birleşen davaların reddine ilişkin hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.05.2022 tarih ve 2022/1180 Esas, 2022/442 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş olup, davacı – davalı ….., vekili ve davalı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kullanım kadastrosu sırasında, …., ilçesi … Mahalllesi çalışma alanında bulunan 186 ada 15 parsel sayılı 7821.86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığı, 10 yıldan beri … (1/2) ve …., (1/2) kullanımında bulunduğu, üzerindeki kulübe, 1 adet dükkan ve bina temelinin aynı kişilere ait olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla, … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımında olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece verilen önceki hüküm, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince, “Davalı …’a usulünce tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra işin esası hakkında karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, davacı … tarafından taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasıyla açılan dava, eldeki dava dosyasıyla birleştirilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı … ve … tarafından açılan davaların reddine, çekişmeli 186 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi sadece beyanlar hanesindeki şerh sahiplerinin TC kimlik numarası eklenmek suretiyle “iş bu taşınmaz bahçe, kulübe ve 1 katlı dükkan ve bina temeli olarak Sadık Coşkun (TC: 47806602182) ve … (TC: 60106324844)’un kullanımındadır” şeklinde şerh verilerek Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı – davalı … vekili, davalı-davacı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 11.05.2022 tarih ve 2022/1180 Esas 2022/4421 Karar sayılı ilamıyla onanmış olup, davacı – davalı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenmiştir.
1. Davalı Hazine vekilinin, dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı – davalı … vekilinin karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece; dava konusu taşınmazın, tespit tarihi öncesinde davacı ve davalı tarafından fiilen kullanılmadığı, taşınmazın çalılıklarla kaplı ve boş olduğu, davalı … tarafından atıldığı tarafların da kabulünde olan temelin kalıntısı ve çevresinin boş olduğu, ayrıca taşınmazın bir kısım alanı kullanılmış ise de, tespit tarihinde tarafların taşınmazın tamamına zilyet oldukları somut delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle, davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Davacı … ve davalı …, ayrı ayrı taşınmazın tamamının kendi kullanımlarında olduğunu iddia etmişlerdir. Dosya kapsamında bulunan taraflar arasındaki satış ve bina yapımını taahhüt anlaşmaları uyarınca, davacı …’ un, dava konusu taşınmazın tamamını dosyaya sunduğu 04.09.1993 tarihli senetle davalı …’tan satın aldığı anlaşılmaktadır. Senede göre, özel parselasyon planında 48 – 49 nolu alanlara karşılık gelen 11.500 metrekarelik kısım satılarak tasarruf yetkisi davacıya devredilmiş ve senedin dava konusu taşınmazla uyumlu olduğu 16.10.2020 tarihli keşif sırasında tespit edilmiştir. Davalı … ise, davacı ile yaptığı anlaşma gereği, kendisi tarafından atılan temele davacı tarafından 180 metrekarelik alana 600 metrekare inşaat yapması karşılığında taşınmazın Sadık’a devredildiğine, bununla birlikte Sadık’ın taşınmazın 7000 metrekarelik kısmını üçüncü kişilere satarak elde edeceği gelirle bina yapıp teslim edeceğine dair tarihsiz sözleşme sunmuştur. Davalı tarafından, davacı aleyhine Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/728 Esas sayılı dava dosyasıyla, sözleşmenin feshi, el atmanın önlenmesi ve tazminat talepli olarak dava açılmış olup, dava dosyasında 27.02.2006 tarihinde keşif yapıldıktan sonra davanın …tarafından takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş, ancak bu karar kesinleşmemiştir.
Buna göre, dosya kapsamındaki belgelerden, taraflar arasında akdi ilişkiye dayanan husumetlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Temyiz incelemesine konu eldeki dosyada, bozma sonrası 16.10.2020 tarihinde yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan harita ve kadastro mühendisi bilirkişisinin 04.06.2021 tarihli ve 04.12.2021 tarihli kök ve ek raporlarında, 1982 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tamamı çalılık iken, 1996 tarihli hava fotoğrafına göre taşınmaz üzerinde bina temeli hariç yapı bulunmadığı, 2005, 2006, 2010, 2013 ve 2017 tarihli uydu fotoğraflarında ise tespit tarihi ve keşif tarihi itibariyle taşınmazın bir kısmının etrafının beton perde ile çevrili olup üzerinde üç adet dükkan binası iki adet tuğla ile örülü bina,bir adet bina temelinin bulunduğu, (D) ile gösterilen kısmın bahçe, kalan kısmın ise doğal yapısında olduğu belirtilmiştir.
3402 sayılı Kanun’un Ek-4. Maddesinde, “6831 sayılı Kanun’un 20.06.1973 tarihli kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir” hükmüne yer verilmiş olup, “Kullanım kadastrosu” olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 2/B sahalarını, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları 2/B alanı olarak Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir.
Ne var ki; Mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro tespit tarihi olan 2010 yılı ve öncesindeki fiili durumunun ne olduğu, tespit günü itibariyle taşınmazda fiili kullanımın söz konusu olup olmadığı, mevcut ise kullanımın ne şekilde olduğu, taşınmazın hangi bölümlerinin kimin kullanımında bulunduğu, hangi kısımlarının boş / kullanımsız olduğu, açık ve net olarak belirlenmemiş, böylelikle taşınmazın tespit tarihindeki kullanım durumuna ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın, soyut içerikli beyanlara ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespitinin yapıldığı 2010 yılına ait ortofoto ve uydu fotoğraflarının dosya arasına alınmasından sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat mühendisi bilirkişisi, inşaat mühendisi bilirkişisi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın niteliği, tespit günü itibariyle taşınmazda fiili kullanım bulunup bulunmadığı, mevcut ise ne şekilde olduğu ve hangi bölümlerin kimin kullanımında olduğu hangi kısımların boş olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; taşınmazın 2010 yılındaki ortofoto ve uydu fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle keşfe katılan ziraat, inşaat ve teknik bilirkişi heyetinden, tespit tarihi itibariyle taşınmazın niteliğine ve kullanım durumuna ilişkin ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenmesi istenilmeli, bundan sonra tarafların sunduğu sözleşmeler ve davalı tarafından davacı aleyhine açıldıktan sonra takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış sayılmasına karar verilen dava dosyası kapsamı göz önünde bulundurulmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı – davalı … vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairemizin 11.05.2022 tarihli ve 2022/1180 Esas 2022/4421 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan Kanun’un 442. maddesi uyarınca (6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı HUMK’un 427 ila 454. maddeleri yürürlükte bulunduğundan) takdiren 660,00 TL para cezasının karar düzeltme talep eden davalı Hazineden tahsiline, peşin harcın istek halinde karar düzeltme taalep davacı – davalıya iadesine, 20.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.