YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5338
KARAR NO : 2023/3044
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmazın vasfına ve beyanlar hanesindeki şerhe itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … mahallesi, … mevkii, 657 parsel sayılı taşınmaz, kışlak vasfı ve 460.005,75 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tespit edilmiş, … Kadastro Mahkemesinin 1989/102 Esas, 1994/11 Karar sayılı kararı ile tespite itiraz davası, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı kanunla değişik 2/B madde uygulaması sonucunda 1980 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığı, öncesinde orman olan yerin zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçesiyle reddedilerek, 657 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar temyiz incelemesinden geçerek 13.09.1995 tarihinde kesinleşmiştir.
2.Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu … ili, … ilçesi, … köyü, … mevkii, 657 parsel sayılı taşınmazın kışlak niteliği ile davalı Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın şahıslar tarafından imar-ihya edildiğini ve tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazın 25.08.1982 tarihli iki ayrı “Tapusuz Gayrimenkul Satış Senedi” başlıklı belge ile belge içeriğinde belirtilen kısımlarının … tarafından …’a satılarak zilyetliğinin de fiilen teslim edildiğini, …’ın malik sıfatıyla aralıksız nizasız zilyetliğinde bulundurduğu kısımdan 42.000 metrekarelik kısmını 25.01.2018 tarihli “Zilyetlik Satış Senedi” başlıklı sözleşme ile davacıya satıp zilyetliğini de devrettiğini, aynı kısma ilişkin … 3. Noterliğinin 15.02.2018 tarih 1482 yevmiye sayılı muvafakatnamesi ile anılan kısımda 6292 sayılı Kanun’dan yararlanma hakkını da davacıya devrettiğini, ancak dava konusu taşınmazın tapu kaydında 2/B arazisi olduğunun belirtilmemesi ve kullanıcısının belirlenmemesi sebebiyle 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) yararlanamadığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydında yer alan “kışlak” şerhinin terkinine, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu yönünde şerh konulmasına, 25.01.2018 tarihli sözleşmenin eki krokide belirtilen toplam 42.000 metrekarelik alanda kışlak şerhinin kaldırılmasına, davacının bu alanın kullanıcısı ve hak sahibi olduğunun tespiti ile bu durumun tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; eldeki davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz iktisabının koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kışlak vasfında olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davaya konu yerin kışlak olarak tescil edildiğini, taşınmazın imar ihya edilmediğini ve mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2021 tarih ve 2018/135 Esas, 2021/269 Karar sayılı kararı ile, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu 657 parsel sayılı taşınmazın 2/B uygulaması ile orman sınırlarına çıkarıldığını, mera teknik ekibi tarafından 2003 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin karar alındığını ancak kararın 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 13 üncü maddesi gereğince ilan edilmediğinden kesinleşmediğini, buna rağmen dava konusu taşınmazın kışlak vasfında kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz tarım arazisi niteliğinde olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2021/1199 Esas, 2022/655 Karar sayılı kararı ile dava konusu 657 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 13.06.1996 ile dava tarihi olan 26.02.2018 arasında 10 yıldan fazla zaman geçtiği, buna göre kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kanun’un 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetlikle kazanım koşullarının davalı lehine oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.