Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/5526 E. 2022/8501 K. 26.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5526
KARAR NO : 2022/8501
KARAR TARİHİ : 26.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine, davacı … ve …’ın davasının kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında …., İli …., İlçesi ….,- …., Mahallesi çalışma alanında bulunan 395 ada 21, 22, 23, 25 ve 26 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan 395 ada 21 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile …; 395 ada 22 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle …; 395 ada 23 parsel sayılı taşınmaz evveliyatı şahıslara ait olduğu ancak üzerine jandarma karakol binaları yapıldığı ve halen bu amaçla kullanıldığı belirtilerek Hazine; 395 ada 25 parsel sayılı taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile … ve 395 ada 26 parsel sayılı taşınmaz ise kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine, davacı … tapu kaydına dayanarak çekişmeli 395 ada 23 parsel sayılı taşınmazın ayrı bölümlerine yönelik; davacı Hazine ise çekişmeli 395 ada 21, 22, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı Hazine’nin davasının reddine, davacı … ve …’ın davasının kabulüne, çekişmeli 395 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 10.11.2014 tarihli krokili raporunda (B) harfi ile gösterilen 200,17 m2 yüzölçümündeki kısmının davacı …, (A) harfi ile gösterilen 1.414,96 m2 yüzölçümündeki kısmının davacı …, geriye kalan 5.285,41 m2 yüzölçümündeki kısmının ise tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 395 ada 21, 22, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm, davacı – davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı …’in iddiasına konu olup, hükme esas bilirkişi raporunda 395 ada 23 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün taşınmaza komşu 395 ada 13 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olup, satın alma yoluyla davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, davacı …’ın iddiasına konu olup, hükme esas bilirkişi raporunda 395 ada 23 parsel sayılı taşınmazın ( A) harfi ile gösterilen bölümünün davacının dayandığı 30.03.1988 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı gibi, zilyetlikle iktisap koşullarının da davacı yararına oluştuğu, davacı Hazine’nin çekişmeli 395 ada 21, 22, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davası yönüyle ise, Hazine’nin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uymadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davacı Hazine, idari yoldan oluşan 07.06.2008 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydına, davacı … ise tescil ilamı sonucu oluşan 30.03.1988 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydına dayanmış olup, her iki tapu kaydının da krokisi mevcut olduğuna göre öncelikle krokilerinin getirtilip buna göre uygulama yapılması, krokilerinin bulunamaması ya da uygulama kabiliyetlerinin bulunmaması halinde ise sınırları itibari ile uygulama yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı …’ın dayandığı tapu kaydının oluşumuna esas olan tescil ilamının eki olan kroki celbedilip, bu krokiden yararlanılmadığı gibi, Hazine dayanağı kaydın krokisinin uygulanmasına çalışılmamış, kayıt uygulamasında mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut şekilde kaydın başka mahale ait olduğu yönündeki beyanları ile yetinilmiş, bu kapsamda mahalli bilirkişilerce gösterilen yerin belirtilen hudutları ihtiva edip etmediği fen bilirkişi raporunda denetime elverişli şekilde gösterilmemiş, Hazine dayanağı kaydın oluşum nedeni ile taşınmazın mevcut durumu gözetildiğinde tapu kaydının dava konusu yere ait olabileceği hususu üzerinde önemle durulmamış, kayıtların revizyon durumları araştırılıp, revizyon gördükleri taşınmaz ya da taşınmazlar mevcut ise bu taşınmazların kadastro tutanakları dosya arasına celbedilip, kayıt uygulamasında bu belgelerden yararlanılmamış, zilyetlik yönüyle ise davacı Hazine tapu kaydına dayandığına göre tapu kaydının uymadığının anlaşılması halinde çoğun içinde az da vardır ilkesi çerçevesinde taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ya da davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının bulunup bulunmadığı yönü ile araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmediği gibi, mahalli bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin şekli, süresi ve sürdürülüş biçimine yönelik olarak ayrıntılı beyan alınmamış, ayrıca bir arazinin niteliğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini en iyi belirleme yolu hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.
Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varabilmek için Mahkemece öncelikle, davacı …’ın dayandığı 30.03.1988 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının oluşumuna esas olan Beytüşşebap Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/7 Esas, 1987/14 Karar sayılı dava dosyası, bulunamaması halinde ise ilam ve eki kroki celbedilmeli, davacı Hazine’nin dayandığı 07.06.2008 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile 30.03.1988 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorulup, saptanılmalı, revizyon gördüklerinin anlaşılması halinde revizyon gördükleri parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tespitleri kesinleşmiş ise tedavüllü tapu kayıtları ile tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler getirtilmeli, ayrıca çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden ve Hazine’nin dayandığı ihdasen oluşan tapu kaydının oluşumundan 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının krokisi/haritası zemine uygulanarak kayıtların kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kayıtlarının krokisinin/haritasının bulunmaması veya uygulanamaması durumunda, tapu kayıtları ayrı ayrı tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisine yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli; mahalli bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların ayrı ayrı geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, evveliyatı itibari ile imar – ihyaya konu edilecek yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar- ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, kime ait olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, kullanıma ara verilip verilmediği, ara verilmiş ise bu kullanıma ara verilmesi durumunun iradi terk mahiyetinde olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, çekişmeli taşınmazların ayrı ayrı niteliği, kullanım durumu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden, yukarıda belirtilen tarihlere ilişkin hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, taşınmazların ayrı ayrı sınırlarını ve niteliğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, özellikle uygulanan kayıt sınırlarını gösterir şekilde ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; davacı Hazine’nin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyması halinde bu kayıt idari yoldan oluştuğuna göre zilyetlikle kazanım koşullarının tapu kaydının oluşum günü itibari ile değerlendirilmesi gerektiği üzerinde önemle durulmalı, bundan sonra her bir taşınmaz yönü ile iddia ve savunma kapsamında toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı – davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.