Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/5548 E. 2022/8516 K. 26.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5548
KARAR NO : 2022/8516
KARAR TARİHİ : 26.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı- davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Öncelikle, murisler …., ve …’e ait veraset ilamlarının dosyaya getirtilmesi, davalı … bayii … eşi Halise’nin ölüm tarihleri itibariyle muris …’ün mirasçısı olduğu, ancak …’ün mirasçısı olmadığının göz önüne alınması, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak davalı her bir parsel için davacıların iddiaları, davalıların savunmaları tespit edilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan her bir taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, murislerden gelip gelmediği, murislerden intikal ise hangi muristen geldiği, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, mirasçılar arasında usulünce taksim edilip edilmediği, edilmiş ise kimin payına düştüğü, satış, bağış ya da başka bir yolla taraflardan birine geçip geçmediğine ilişkin hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanması; bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı …’ün davasının kısmen kabulüne, davacı …’un davasının kısmen kabulüne, temyize konu çekişmeli 103 ada 77, 120 ada 19, 123 ada 30, 128 ada 22, 31, 131 ada 15, 132 ada 3, 15, 135 ada 17, 48, 56, 57, 65, 137 ada 2, 138 ada 1, 2, 5, 12, 13, 140 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline, 140 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamı 240 pay kabul edilerek 120 payın … oğlu …, 37 payın …oğlu …, 37 payın …kızı …, 37 payın …kızı …, 9 payın …oğlu …; 128 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tamamı 43 pay kabul edilerek 7 payın …oğlu …, 36 payın …oğlu …; 128 ada 31 parsel sayılı taşınmazın tamamı 3 pay kabul edilerek 1 payın …oğlu …, 1 payın …kızı …, 1 payın …kızı …; 137 ada 2 parsel ile 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tamamı 6 pay kabul edilerek 1 payın …oğlu …, 5 payın …oğlu …; 123 ada 30 parsel sayılı taşınmazın tamamı 6 pay kabul edilerek 4 payın …oğlu …, 1 payın …kızı …, 1 payın …kızı …; 135 ada 56 ve 138 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tamamı 6 pay kabul edilerek 1 payın …oğlu …, 5 payın …oğlu …; 135 ada 57 ve 138 ada 13 parsel sayılı taşınmazların …oğlu … adlarına tapuya tesciline, davacı …’ün 128 ada 23 parsel parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, bu taşınmazın tespit gibi tesciline; çekişmeli 103 ada 77, 120 ada 19, 135 ada 48, 138 ada 1, 5 ve 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamı 120 pay kabul edilerek 37 payın …kızı …, 83 payın …oğlu …; 131 ada 15, 132 ada 3 ve 15 parsel sayılı taşınmazların tamamı 3 pay kabul edilerek 1 payın …kızı …, 2 payın …oğlu … adlarına tesciline, 135 ada 17 ve 65 parsel sayılı taşınmazların tamamı 121 pay kabul edilerek 120 payın …oğlu …, 1 payın …oğlu … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre çekişmeli 103 ada 77, 123 ada 30, 128 ada 31, 131 ada 15, 132 ada 3, 15, 135 ada 17, 56, 57, 65, 138 ada 12, 13, 140 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı-davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava konusu 128 ada 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı …, çekişmeli taşınmazların murisi …’ten intikal ettiği, dolayısıyla hem babası …’ten hem de ondan sonra çocuksuz ölen kardeşi …’ten gelen payı bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece özetle, tespite esas tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadığı noktasında ihtilaf bulunmadığı, bu tapu kayıtlarında … ve …’in payları bulunduğu, bilirkişi tarafından …’ten davacıya isabet edecek payın hesap edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazın tespitine esas tapu kayıtlarından 08.11.1951 tarihli ve 48 numaralı kayıtta davacının 1979 yılında evli ve çocuksuz ölen kardeşi …’ün, 28.02.2005 tarihli ve 8 numaralı kayıtta ise davalı …’in payı bulunmaktadır. Davacı ise çekişmeli taşınmazların kök muris …’ten intikal ettiği iddiasıyla dava açmıştır. Dolayısıyla mahkemenin tespite esas tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadığı noktasında ihtilaf bulunmadığı yönündeki kabulünün aksine davacı tespite esas tapu kayıtlarına dayanmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte tespite esas tapu kaydı hudutları okunmuş ise de somut şekilde anlatılmamış, fen bilirkişisince de hudutların tam olarak nereye isabet ettiği açıklanmadan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm taşınmazlar tapu kaydı kapsamında gösterilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöntemince yapılacak tapu uygulaması ile tespite esas tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için; tespite esas tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlar dışında revizyon gördüğü diğer taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları ve bu taşınmazların hepsini komşularıyla bir arada gösterir geniş kapsamlı krokisi getirtilmeli, yine tapu kapsamına göre komşu taşınmazlara ait tutanak, tapu ve varsa dayanak kayıtlar getirtilerek dosya içerisine alınmalı, ardından çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak tespite esas tapu kayıtlarının mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kapsamında kaldığı belirlenen tüm taşınmazları bir arada gösterir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmelidir. Belirtilen şekilde yapılan tapu uygulaması neticesinde elde edilen deliller hep birlikte değerlendirilmeli, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların kök muris …’ten intikal edip etmediği, ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı yönünde görgüye dayalı somut beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde gösterilmeli; bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozulması gerekmiştir.
3. Dava konusu 120 ada 19, 135 ada 48 ve 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı …, dava konusu ettiği taşınmazların müşterek muris …, … ve …’ten intikal ettiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların murislerinden miras yoluyla intikal ettiğinin dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğu, ancak taşınmazların tarafların annesinden kaldığı noktasında açık bir delil elde edilemediğinden, taşınmazların muris …’ten kaldığının kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazların kadastro tespiti tapu kayıtları, tapu maliki üçüncü kişilerin davalı …’e harici satışı, ifraz, taksim vs. nedeniyle … adına yapılmıştır. Mahallinde yapılan keşifte tespite esas tapu kaydı hudutları okunmuş ise de somut şekilde anlatılmamış, fen bilirkişisince de hudutların tam olarak nereye isabet ettiği açıklanmadan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm taşınmazlar tapu kaydı kapsamında gösterilmiştir. Öte yandan; davacı …, hangi taşınmazın hangi muristen intikal ettiği iddiasına dayandığını tek tek açıkça belirtmeden dava açmış; Mahkemece de bu husus kendisinden sorulup açıklattırılmamıştır. Mahkeme kabulüne göre de, çekişmeli taşınmazların kimden intikal ettiği hususu aydınlatılmadan ve bu durumun payları etkileyeceği dikkate alınmadan yoruma dayalı hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöntemince yapılacak tapu uygulaması ile tutanakta davalıya harici satış yaptığı belirtilen kişiler adına olan tespite esas tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için; tespite esas tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlar dışında revizyon gördüğü diğer taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları ve bu taşınmazların hepsini komşularıyla bir arada gösterir geniş kapsamlı krokisi getirtilmeli, yine tapu kapsamına göre komşu taşınmazlara ait tutanak, tapu ve varsa dayanak kayıtlar getirtilerek dosya içerisine alınmalı, ardından çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak tespite esas tapu kayıtlarının mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kapsamında kaldığı belirlenen tüm taşınmazları bir arada gösterir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmelidir. Belirtilen şekilde yapılan tapu uygulaması neticesinde elde edilen deliller hep birlikte değerlendirilmeli, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde öncelikle davacıya hangi taşınmazın hangi muristen intikal ettiği iddiasına dayandığı açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların kimden intikal ettiği, davacının iddiasına göre müşterek muris …’ten mi, …’ten mi, yoksa …’ten mi intikal ettiği, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime ne düştüğü, taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı yönünde görgüye dayalı somut beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde gösterilmeli; bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, temyiz edenin sıfatına göre taraflar lehine oluşacak kazanılmış haklarda göz önünde bulundurularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozulması gerekmiştir.
4. Dava konusu 137 ada 2, 138 ada 1, 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı …, çekişmeli 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazların 20.10.1967 tarih 195 sıra numaralı tapu kaydı ile kendisi ve kardeşi … tarafından satın alındığını belirterek, taşınmazlarda hem kendisinin kayden satın aldığı hem de 1979 yılında evli ve çocuksuz ölen kardeşi …’ten intikal eden payı bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Davacı …, çekişmeli 138 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazların müşterek muris …, … ve …’ten intikal ettiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemenin 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin gerekçesinde, dinlenen bilirkişi ve tanıkların çekişmeli 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar ile 138 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazların birlikte davacının atalarından kaldığını, davacı ile kardeşi …’in bu taşınmazları kendi aralarında taksim ettiklerini, taksim sonunda 138 ada 2 ve 137 ada 2 parsellerin …’e isabet ettiğini beyan ettikleri, buna göre davacı …’ün …’ten gelen 1/6 miras payı bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemenin 138 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin gerekçesinde ise, çekişmeli taşınmazların tarafların murislerinden miras yoluyla intikal ettiğinin dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğu, ancak taşınmazların tarafların annesinden kaldığı noktasında açık bir delil elde edilemediğinden, taşınmazların muris …’ten kaldığının kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Mahkemenin 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin gerekçesi ile 138 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin gerekçesi açık şekilde birbiriyle çelişmektedir. Nitekim üstteki gerekçede bu taşınmazların taksim edildiğini 137 ada 2 ve 138 ada 2 parselin …’e, 138 ada 1 ve 5 parselin …’e düştüğünü kabul ettiği halde, alttaki gerekçede 138 ada 1 ve 5 parsellerin muris …’ten intikal ettiğini kabul etmiştir. Mahkemenin kendi içerisinde çelişkili gerekçelerle hüküm kurmuş olması isabetsiz olduğu gibi, yapılan inceleme ve araştırmada hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Davacı …, çekişmeli 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar için 20.10.1967 tarih 195 sıra numaralı tapu kaydına dayandığı halde bu tapu kaydı mahkemece getirtilmemiş ve keşifte de uygulanmamıştır.
Davacı … ise çekişmeli 138 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarla diğer bir kısım taşınmazlar hakkında hangi taşınmazın hangi muristen intikal ettiği iddiasına dayandığını tek tek açıkça belirtmeden dava açmış; Mahkemece de bu husus kendisinden sorulup açıklattırılmamış, çekişmeli taşınmazların kimden intikal ettiği ve taksim edilip edilmediği hususu aydınlatılmadan hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle davacı …’ün çekişmeli 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar için dayandığı 20.10.1967 tarihli ve 195 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, revizyon gördüğü başka taşınmazlar bulunduğu takdirde bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları ve bu taşınmazların hepsini komşularıyla bir arada gösterir geniş kapsamlı krokisi getirtilmeli, yine tapu kapsamına göre komşu taşınmazlara ait tutanak, tapu ve varsa dayanak kayıtlar getirtilerek dosya içerisine alınmalı, ardından çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak davacı dayanağı tapu kaydının mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kapsamında kaldığı belirlenen tüm taşınmazları bir arada gösterir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmelidir. Belirtilen şekilde yapılan tapu uygulaması neticesinde elde edilen deliller hep birlikte değerlendirilmeli, 137 ada 2 ve 138 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, 137 ada 1 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar için öncelikle davacı …’a hangi taşınmazın hangi muristen intikal ettiği iddiasına dayandığı açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıklarından tüm dava konusu taşınmazların kimden intikal ettiği, …’ten mi, …’ten mi, yoksa …’ten mi intikal ettiği, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kime ne düştüğü, taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı yönünde görgüye dayalı somut beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde gösterilmeli; bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, temyiz edenin sıfatına göre taraflar lehine oluşacak kazanılmış haklarda göz önünde bulundurularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan, kendi içinde çelişkili gerekçe ile hüküm kurulması isabetsiz olup, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 103 ada 77, 123 ada 30, 128 ada 31, 131 ada 15, 132 ada 3, 15, 135 ada 17, 56, 57, 65, 138 ada 12, 13, 140 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı-davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 128 ada 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı-davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava konusu 120 ada 19, 135 ada 48 ve 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı-davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 137 ada 2, 138 ada 1, 2, 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı-davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.