YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5828
KARAR NO : 2022/8936
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … ili Merkez ilçesi ……, Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 642 parsel sayılı 14.510,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 122 ada 3 parsel numarası ile ve 17.600,79 metrekare yüzölçümlü olarak; 643 parsel sayılı 36.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 122 ada 14 parsel numarası ile ve 37.122,47 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, uygulama kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazda meydana gelen artışın taşınmaza komşu olup, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tescil harici yerlerden kaynaklandığını ileri sürerek miktar fazlasının Hazine adına tescilini, bu talep yerinde görülmez ise miktar fazlasının Hazine’ye ait olduğu şerhinin verilmesi istemiyle dava açmış, 19.02.2021 tarihli davanın açıklanmasına ilişkin dilekçede ise davalılara ait 122 ada 3 ve 14 parsel sayılı taşınmazların eski yüzölçümleri ile tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 122 ada 3 ve 14 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitleri gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli; keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı; teknik bilirkişiden, denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece, teknik bilirkişi raporları dikkate alınarak tesis kadastrosu yapılırken sınırlandırma hatası yapıldığı ve hatalı yapılan sınırlandırmanın paftasına aktarıldığı ve yüzölçüm hesaplamalarının da hatalı sınırklandırmaya göre yapıldığı, yenileme çalışmalarında ise dava konusu taşınmazların zeminde mevcut ve ilk tesis kadastrosu çalışmalarından bu yana değişmeyen sabit nitelikte sınırlarının esas alınarak düzeltme yapıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde davacı Hazine, uygulama kadastrosu sırasında davalılara ait eski 642 ve 643 (yeni 122 ada 3 ve 14) parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün artırıldığını, taşınmazların etrafında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler bulunduğunu ileri sürerek taşınmazların evvelki tapu miktarının fazlasının Hazine adına tescilini, aksi halde ise tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlasının Hazine’ye ait olduğu şerhinin verilmesi istemiyle dava açmış, dava dilekçesinin açıklanmasına ilişkin 19.02.2021 tarihli dilekçesinde ise davalılara ait taşınmazların yüzölçümlerinin eski yüzölçümleri gibi düzeltilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda, eski 642 (yeni 122 ada 3) parsel sayılı taşınmazın 1966 yılında tespit gördüğü, bu tespit sırasında doğu, kuzey ve güney yönünün “taşlık” olarak tescil harici bırakıldığı, daha sonra 2020 yılında yenileme kadastrosu ile aynı zamanda 3402 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespiti sırasında ise taşınmazın doğu, kuzey ve güney kısmına isabet eden tescil harici bölümlerin 122 ada 17 parsel numarası ile kamu orta malı mera vasfı ile sınırlandırıldığı; eski 643 (yeni 122 ada 14) parsel sayılı taşınmazın da yine 1966 yılında tespit gördüğü, bu tespit sırasında doğu ve kuzey yönünün “taşlık” olarak tescil harici bırakıldığı, daha sonra 2020 yılında yenileme kadastrosu ile aynı zamanda 3402 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespiti sırasında ise taşınmazın doğu ve kuzey kısmına isabet eden tescil harici bölümlerin bir kısmının 122 ada 16 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, diğer kısmının 122 ada 17 parsel numarası ile kamu orta malı mera vasfı ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, davacı Hazine davalı gerçek kişilere ait taşınmazın yüzölçümündeki artışın taşınmaza komşu devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden kaynaklandığını ileri sürerek dava açtığına ve taşınmaza komşu tescil harici taşınmaz bölümlerinin de Hazine adına kayıtlı bulunduğu ya da mera vasfı ile sınırlandırıldığının anlaşılmasına göre, eldeki davanın uygulama kadastrosu sonucunda davalı taşınmazda meydana gelen artışın komşu Hazine taşınmazlarından ya da kamu orta malı mera niteliğindeki taşınmazdan kaynaklandığı iddiası ile açıldığının kabulü gerekir. Dolayısı ile bu taşınmazların kadastro tutanaklarının davalı hale getirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatasından söz edilmekle beraber rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde açıklanmamış, teknik bilirkişi raporu içeriğinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi değerlendirmesinde taşınmazların 1956, 1967, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarına göre sınırlarının oluştuğu belirtilmesine nazaran bu sınırların tesis sınırları ile mi yoksa uygulama sınırları ile mi örtüştüğü açıklanmamış, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırlarının sabit alınmasının nedenlerinin ortaya konulmadığı teknik bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, taşınmazlara komşu olup, yenileme kadastrosu ile birlikte 3402 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespiti sırasında Hazine adına tespit edilen ya da mera olarak sınırlandırılıp özel siciline kaydedilen 122 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları dosyaya celbedilerek bu taşınmazlar davalı hale getirilmeli, çekişmeli taşınmazların gerek tesis gerekse de uygulama kadastrosuna ilişkin pafta, ölçü krokileri, ölçü cetvelleri ve diğer belgeler ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, taşınmazlardaki sınır farklılıklarının nedeni denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı, uzman bilirkişi raporunda özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak sabit nitelikte sınır bulunup bulunmadığı, rapor içeriğinde belirtildiği üzere tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik veriler ile açıklandığı gibi hususlar tartışılarak denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/448 Esas, 2022/699 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.