Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/589 E. 2022/9818 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/589
KARAR NO : 2022/9818
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında; … İli …İlçesi ……, Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, Geçici 8. madde uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, 5416,40 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla davalı … Oğlu … adına tespit edilmiş, Hazine tarafından kadastro komisyonuna yapılan itirazlar reddedilmiş, taşınmazın davalı adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili, dava dilekçesi ile; taşınmazın kadastro tespit işleminin yanlış olduğunu ve davalı lehine zilyetlik şartları oluşmadığını ileri sürerek hatalı kadastro tespitinin iptalini ve taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince Hazinenin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz üzerinde 1951-1971-1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre imar ihyanın bulunduğu, ekili dikili alanlara rastlanıldığı, parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, davalı tarafından sahiplenme kastıyla tasarrufunda ve zilyetliğinde bulundurulduğu ve zilyetliğe ara vermeden tarımsal amaçlı olarak devam ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; mahkemece, taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 2 tespit bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını; yerel bilirkişi … …, taşınmazın bildi bileli … tarafından kullanıldığını, ona da babasından intikal ettiğini, 1999 yılından bu yana kimsenin kullanmadığını, yerel bilirkişi … ise; taşınmazın davalı … ile alakası olmadığını, taşınmazın dedelerinden kaldığını, kendilerinin ekip biçtiğini ancak 1993 yılından bu yana zilyetliklerinin kesildiğini, kimsenin kullanmadığını beyan etmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı ve taşınmazda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyet ve tasarrufun başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu, bu kullanımın uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından verilen raporda, taşınmazların ekili – sürülü olmadığı, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmiş olup, ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazın uzun yıllardır ekilmediği net olarak gözlemlenmektedir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tarafından da, taşınmazın ekilip biçilmediği ve boş olarak durduğu, davalının kullanımın bulunmadığı, taşınmazın zilyedi olan …’ın dahi taşınmazın 1993 yılından beri kullanmadıklarını açıkça ifade etmesi karşısında, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımının iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan; temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyasıyla aynı gün veya yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarının incelenmesinde, bu davanın konusu olan taşınmazın bulunduğu …Köyü’ndeki başkaca taşınmazlar hakkında davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda dava açıldığı, bu davaların yargılaması sırasında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu ve bu haliyle …Köyü’nde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmaz üzerinde davalı tarafın ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1993 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının davalı lehine gerçekleşmediği gözetilerek, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2021/456 Esas, 2021/700 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.