YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6447
KARAR NO : 2022/8812
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine itiraza ilişkin
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1969 yılında yapılan kadastro sırasında, … İli ….., İlçesi …..,Köyü Aralık Mevkiinde bulunan 796, 797, 798 ve 799 parsel sayılı taşınmazlar …Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/108 Esas sayılı men’i müdahale dosyasında davalı olduğundan bahisle malik hanesi mahkemece doldurulmak üzere tespit yapılmış ve tutanaklar Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Davacı … vekili …Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 05.05.1965 havale tarihli dava dilekçesinde, …..,Köyü ……,Mevkiinde kain 29.05.1948 tarihli 150 sıra numaralı tapuda kayıtlı şarken yol, şimalen belen, garben ve cenuben …… ile belirtilen on dönümlük taşınmaza davalıların müdahale ettiğinden bahisle men’i müdahale talebinde bulunmuştur.
Müdahil davacı … vekili Av. …08.01.1986 tarihli dilekçesinde, dava konusu… Köyü 796, 797, 798 ve 799 parsel sayılı taşınmazların müvekkilinin murisi evveli … …’nin mülkü iken evlatlarına intikal ettiğini, … …’nin çocuklarından Abdullah’ın ölümü ile geriye çocukları müvekkili ile diğer çocuklarının kaldığını, dava konusu parsellerin . …,vereselerinin zilyetliği ve tasarrufu altında olduğunu, müvekkilinin bu sebeple miras hissesi olduğunu belirterek miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya müdahale talebinde bulunmuştur.
Müdahil …, …İlçesi… Köyü Aralık Mevkiinde kain tapunun 788 parsel ve 798 parsellerde kayıtlı bulunan 5000 m² lik tarlaları 18.09.1970 tarihinde satıcılar …, … ve …’den satın aldığını, satın aldığına dair senedin dilekçesi ekinde bulunduğunu, bu nedenle davaya müdahilliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahiller … ve … 20/12/2006 havale tarihli dilekçeleriyle, … mirasçısı olarak hak sahibi bulunduklarını mirastan gelen zilyetliklerinin devam ettiğini, bu nedenle davaya müdahil olmak istediklerini belirtmişlerdir.
Mahkemece; davacı …’ın meni müdahale davasının reddine, müdahil davacı …’in davasının reddine, müdahil davacı …’in davasının görev yönünden reddine, dava konusu … İli …İlçesi… Köyü Aralık Mevkii 4043,39 m² miktarlık 110 ada 31 parsel (eski 796 parsel); 3160,96 m² miktarlık 110 ada 32 parsel (eski 797 parsel ); 2937,31 m² miktarlık 110 ada 33 parsel (eski 798 parsel); 4108,28 m² miktarlık 110 ada 34 parsel (eski 799 parsel) sayılı her bir taşınmazın ayrı ayrı dosyada mevcut …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1366 Esas 2015/218 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca; kök muris Hasan ve Fatma’dan olma 1853 doğumlu … mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … ve katılma yolu ile davacı … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir
1.Davalı …’ın temyiz itirazları bakımından;
…, eşi …’ın kök murisi …’ten kalan taşınmazı eşi adına kullanması nedeni ile 1965 yılında açılan müdahalenin meni davasının davalısı olup, açılmış bir davası olmadığı halde yargılama sırasında ve temyiz dilekçesinde; kök muris …’in mirasının kadastro tespitinden önce taksim edildiğini, dava konusu 110 ada 32 parsel (eski 797 parsel) sayılı taşınmazın kendisi ve kardeşi …’a 1964 senesinde haricen satıp zilyetliğinin de devredildiğini, bu sebeple bu taşınmazın kök muris mirasçıları adına değil kendisi adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Ne var ki dosya kapsamına göre, … …varisleri arasında usulüne uygun taksim yapıldığına dair hiçbir iddia, delil, senet ileri sürülmediği gibi hiçbir tarafsız bilirkişi ya da tanık beyanı da elde edilemediğinden ve taksim edilmeyen taşınmazın üçüncü kişiye satışına da değer verilemeyeceğinden davalı …’ın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı … mirasçısı …’ın katılma yolu ile temyiz incelemesi bakımından;
Dairemizde yapılan görüşme sırasında, …’ın işin esasına yönelik temyiz incelenmesine geçilmeden önce, katılma yoluyla kararı temyiz etmesinin mümkün olup olmadığı; burada varılacak sonuca göre temyiz isteminin süresinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak ele alınmıştır.
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 433/II-2. maddesi uyarınca; karşı (aleyhine temyiz olunan) taraf (cevap veren), hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile, (temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren) on gün içinde vereceği cevap dilekçesinde, hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde de bulunabilir; yani hükmü temyiz edebilir (m. 433, II c. 2). Buna katılma yolu ile temyiz denir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Katılma yolu ile başvurma” başlığını taşıyan 348 inci maddesinde; “(1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. (2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmüne göre, normal hal ve şartlar altında istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmayan bir taraf, karşı tarafın istinaf başvurusuna karşı süresi içinde vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir (M. Atalı/İ. Ermenek/E. Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, … 2021, 620). Buna göre, kanun metninde bahsedilen “karşı taraf” kavramının kapsamının incelenmesi gerekecektir.
Sadece “davacı” ve “davalı” tarafın yer aldığı bir dosyada, davacının temyiz isteminde bulunması halinde “davalı”; davalının temyiz isteminde bulunması halinde ise, “davacı”nın “karşı taraf” kavramına gireceğinden kuşku duymamak gerekir.
Ancak somut olayda olduğu gibi birden çok davacı ve davalının ya da asli ve feri müdahillerin yer aldığı davada kimin karşı taraf olarak değerlendirileceği sadece tarafların sıfatına bakılarak karar verilebilecek bir husus değildir. Çünkü aynı tarafta yer alan tarafların da verilen hükmü birbirleri aleyhine temyiz etmeleri mümkün olabilmektedir. Bu sebeple kanunda yazan karşı taraf kavramının kim olduğunu çözmek için temyiz eden tarafın sadece davadaki sıfatına bakmak değil, bunun yanı sıra temyiz dilekçesinin içeriğinin değerlendirmesi gerekecektir.
Somut olaya döndüğümüzde; …, 1965 yılında açılan davada taşınmazı fiilen kullandığı için aleyhine dava açılmış ve bu şekilde davanın tarafı olmuştur. Yargılama sırasında davalı … taşınmazın eşinin murisi … …’ye ait olduğunu, kendisinin taşınmazı eşi adına kullandığını belirtmiş, aynı husus … …mirasçısı olması sebebi ile davaya dahil edilen eşi tarafından da ikrar edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan tüm deliller değerlendirilerek dava konusu taşınmazların, bir kısım davalıların kök murisi “… …”ye ait olduğu, ondan tüm mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar arasında taksim de edilmediğinden taşınmazların tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmiştir. Mahkemece kurulan bu hüküm süresi içinde davalılardan … tarafından, taşınmazların kök muris … …’ye ait olduğu, ancak kök muris mirasının taksim edildiği ve dava konusu 110 ada 32 parsel (eski 797 parsel) sayılı taşınmazın bi kısım mirasçılar tarafından kendisine satıldığı iddiaları ile temyiz edilmiştir. Temyiz edenin gerekçelerine baktığımızda; davalının hükmü davacı aleyhine değil, kendisi ile aynı tarafta davalı olan diğer mirasçılar aleyhine temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu durumda, davalının temyiz dilekçesine cevap hakkı da katılma yolu ile temyiz hakkı da davacıya değil aleylerine temyiz olunan diğer davalılara aittir. Davacının HMUK 433/II-2 de belirtilen “karşı taraf” kavramı kapsamında olması somut olayda mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin süresinde hükmü temyiz etmediği, katılma yoluyla temyiz isteminde bulunması da mümkün olmadığından temyiz isteminin reddi gerektiğine oy birliği ile karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1)nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle …’ın temyiz isteminin REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 53,00 TL’nin temyiz eden …’dan alınmasına ve peşin harcın da istek halinde temyiz eden …’a iadesine, 01.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.