Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/6549 E. 2023/64 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6549
KARAR NO : 2023/64
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Red
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz

Taraflar arasında görülen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kullanım Kadastrosu sonucunda, … ili … ilçesi … mahallesi çalışma alanında bulunan 352 ada 6 parsel sayılı 6.482,14 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak, kullanıcısız olarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra hükmen dava dışı şahıslar adına kullanıcı şerhi verilmiştir.

2. Davacılar … ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; … ilçesi … mahallesi 352 ada 6 parsel sayılı taşınmazı müvekkilleri olan davacıların murisleri Nizamettin …’in 11.11.1989 tarihli senetle satın aldığını, murisin ölümünden sonra taşınmazın davacılara intikal ettiğini ve tüm mirasçıların taşınmaz üzerinde hak sahibi olduklarını belirterek, taşınmaz üzerinde davacılar lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dayandığı senedin taşınmazı kapsamadığını, senette gösterilen alanın taşınmazdan daha küçük olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı …; taşınmazın ortak murislerinden intikal ettiğini ve boş bir yer olduğunu beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın dava konusu bölüm üzerinde fiili bir kullanımlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazı 11.11.1984 tarihli senetle davacıların murislerinin satın aldığını, murisin satın alma tarihinden bu yana taşınmazı bağ, bostan ve bahçe olarak kesintisiz olarak kullandığını, murisin ölümünden sonra ailevi sebeplerden dolayı taşınmazla ilgilenilemediğini ancak yine bir kısmına bostan ekimi yapıldığını, taşınmazın vergilerinin ödendiğini belirterek, mahkeme kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Dava, kullanım kadastrosuna itiraz davasıdır.

2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın, davacı tarafın dayandığı 11.11.1989 tarihli senetle davacıların murisine devredilip devredilmediği ve davacı tarafın taşınmaz üzerinde fiili bir kullanımının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’ nin) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK’ nın) 427 vd. maddeleri, HMK’ nin 114. maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesi,

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması HMK’nin geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga HUMK’ nın 428’inci maddesi ile 439’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Mahkemece, davacı tarafın dava konusu bölüm üzerinde fiili bir kullanımlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, davada yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.

3. Şöyle ki; dava, taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik olup, davalı sıfatı, tapu kayıt maliki ile varsa beyanlar hanesinde lehine kullanım şerhi bulunan kişi veya kişilere aittir. Eldeki davada, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde …., …, …, …, …, … ve … lehine kullanım şerhi bulunduğu halde Mahkemece, adı geçen şerh sahiplerinin davada taraf olması gerektiği düşünülmemiş ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Oysaki taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.

4. Öte yandan, davanın esası yönünden davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen belediye kayıtları ilgili kurumlardan getirtilmemiş ve bu kayıtlarla birlikte davacı tarafın dayandığı satış senedi usulüne uygun şekilde uygulanarak dava konusu taşınmaz bölümünü tamamen veya kısmen kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir.
5. Ayrıca, mahallinde yapılan keşifte mahalli bilirkişi dinlenmediği gibi, dayanılan satış senetleri, emlak vergisi kayıtları ile tahsilat makbuzlarının çekişmeli taşınmaza aidiyeti kesin olarak belirlenmeden karar verilmiştir.
6. Bununla birlikte, dava konusu taşınmaz hakkında daha önceden açılan ve kesinleşen … Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi’nin 2013/208 Esas, 2014/232 Karar sayılı ve … Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi’nin 2015/12 Esas ve 2017/104 Karar sayılı dava dosyaları getirtilip, bu dosyalarda taşınmazın kullanım durumuna ilişkin tespitlerden yararlanılmamıştır.

7. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.

8. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, çekişmeli taşınmazda şerh sahibi olan …., …, …., … ve …’a da davalarını yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlamaları için süre ve imkan tanınmalı, yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanması halinde adı geçenlerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, davacı tarafın delil olarak dayandığı kayıtlar ilgili kurumlardan getirtilmeli ve ayrıca yukarıda belirtilen dava dosyaları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, çekişmeli taşınmazı ve yöreyi iyi bilen, tarafsız mahalli bilirkişi listesi kolluk vasıtası ile temin edilmek suretiyle mahallinde, belirlenen mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi usulüne uygun şekilde davet edilerek ve hazır oldukları yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, mahalli bilirkişi ve tanıklardan; dava konusu taşınmazda tespit tarihi itibari ile kimin fiili kullanıcı olduğu, kullanımın hangi tarihten beri ne şekilde yürütüldüğü, davacı tarafın dayandığı satış senedi, emlak vergisi beyannameleri ve diğer belgelerin çekişmeli taşınmaz bölümüne ait olup olmadığı hususları sorularak taşınmazın kullanım durumu belirlenmeli, yapılacak araştırma sırasında yukarıda belirtilen dava dosyalarında taşınmazın kullanımına ilişkin olarak yapılan tespit ve alınan beyanlardan da yararlanılmalı, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, davacı dayandığı kayıtların ve senedin çekişmeli taşınmaz bölümüne ait olup olmadığı hususundaki değerlendirmeyi de içerir krokili rapor alınmalı ve bundan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

9. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye davayı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, karar başlığında davacı olarak sadece …’in gösterilmiş olması da isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,10.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.