Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/6560 E. 2023/4664 K. 26.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6560
KARAR NO : 2023/4664
KARAR TARİHİ : 26.09.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/264 E., 2022/478 K.
KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/74 E., 2021/604 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 222 ada 191 parsel sayılı 7.506,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla, davalı … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 222 ada 191 parsel sayılı taşınmazın, Hazine’ye ait olup tespit dışı bırakılan ve ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden iken yapılan çalışma sonucunda taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. Maddesinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının davalı açısından oluşması gerektiğini, yapılan çalışmaların yasa ve genelge hükümlerine aykırı olduğunu belirterek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevabında; taşınmazın orman olmadığını ve 40 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, keşifte dinlenilen mahalli ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazın akılları erdiğinden beri bu zamana kadar davalı … murisleri tarafından tarım yapılmak suretiyle kullanıldığını beyan ettikleri; bilirkişi heyet raporunda, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ve toprak yapısının incelenmesinde, taşınmazın 1957 tarihli hava fotoğraflarında çalılık iken 1971 yılından itibaren tarımsal faaliyet yapılarak kullanılmaya başlandığı, 1980 yılı itibariyle imar ihyasının tamamlandığı ve keşif tarihine kadar tarımsal üretim yapıldığı, kuzeyde bulunan az miktarda çalılığın tarımsal bütünlüğü bozmadığı, ıslah edilerek tarım toprağı sıfatının oluştuğu yönünde görüş belirtildiği, bu haliyle davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine, 222 ada 191 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro tespitindeki gibi işlem yapılarak … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı … vekili istinaf dilekçesinde; İİk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğu gibi eksik araştırma ve inceleme yapıldığını ve davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın, 1956 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmalarında tapulama harici bırakıldığı; eğiminin % 4 olduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre yapılarak 1991 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması çalışmaları sonucunda orman sayılmayan alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu; 4999 sayılı Kanun çalışmalarında bu durumunun değişmediği; hava fotoğrafları, memleket haritaları, uydu fotoğrafları ve toprak yapısına göre 1957 yılı hava fotoğrafında büyük çoğunluğunun üzerinde yapraklı çalılar bulunduğu, 1971-1980-1992 tarihli hava fotoğraflarında kuzey bölgesinde bir bölüm alanın ocaklar halinde yapraklı çalılarla kaplı olduğu, diğer alanlarında çalıların temizlenerek tarım yapılmakta olduğu ve 1980 yılında imar ihyasının tamamlandığının görüldüğü; 1962 tarihli memleket haritasında kuzey bölgesindeki bir bölüm alanın yeşil renkli üzerinde geniş ve iğne yapraklı orman ağaççıkları simgeleri bulunan alanda kaldığı, diğer alanların tamamının ise beyaz renkle gösterilen açıklık alanda kaldığı, 1983 ve 2000 tarihli memleket haritalarında ise fiili kullanımda tespit edildiği şekilde kuzey bölgesinde bir bölüm alanın yeşil renkli üzerinde geniş ve iğne yapraklı orman ağaççıkları simgeleri bulunan alanda kaldığı, diğer alanların tamamının ise beyaz renkle gösterilen açıklık alanda kaldığı; 2010-2013-2016-2021 tarihli uydu görüntülerinde tamamı üzerinde toprak işleme yapıldığı, 2010 yılından dava tarihi ve keşif tarihine kadar aralıksız toprak işleme yapılarak kuru tarım alanı olarak kullanımda olduğu, kuzey bölgesinde taşınmazın ortasında kalan küçük bir alanın ise 2010 yılından beri münferit yapraklı çalılıkların bulunduğu, ancak aralarındaki boşluk alanların sürüldüğü ve taşınmazın tarımsal kullanım bütünlüğünün bu alan ile birlikte sağlandığı, sonuç olarak orman sayılmayan yerlerden olup tamamının tarımsal bütünlük açısından imar ihyasının dava tarihine göre en az 40 yıl öncesinden tamamlandığı ve ıslah edilerek tarım toprağı sıfatı oluştuğu ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının oluştuğu bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve Geçici 8 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.