YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6925
KARAR NO : 2022/9729
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Kanunu’nun Ek-4. Maddesi Uyarınca Yapılan Düzeltme Çalışmalarına İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanun’a göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1988 yılında yapılıp 21.12.1988 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B madde uygulaması, 2010 yılında yapılıp 07.12.2011 ila 05.01.2011 tarihleri arasında ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yapılan orman sınır noktalarındaki fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları vardır.
2924 sayılı Kanun’a göre 1999 yılında yapılıp kesinleşen kadastro çalışmasında Hazine adına tespit edilen beyanlar hanesinde “üzerindeki ev … oğlu … … ve …kızı …’a aittir ve aynı şahsın kullanımındadır” şerhi yazılı 1723 parsel sayılı 245 m² yüzölçümündeki taşınmaz 29.03.2011 ilâ 27.04.2011 tarihleri arasında ilân edilen 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesince yapılan çalışmada 326 ada 16 parsel numarasıyla ve 306,15 m² yüzölçümüyle tescil edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesi ile vekil edenlerin zilyetliğinde bulunan … köyü eski 1723 uygulama kadastrosu ile 326 ada 19 parsel numarası verilen taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışmasında tespitinde hata yapılarak davacıların zilyetliğinde bulunan aynı zamanda ceza mahkemesince de orman olmadığı belirlenen 2/B niteliğindeki taşınmazın 504 ada 1 sayılı orman parseli içinde bırakıldığını iddia ederek, bu bölümün 2/B niteliğinde olduğunun tespitine ve davacıların kullanımında bulunduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince temyizi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli ve 2015/5208-2016/1751 Esas-Karar sayılı ilâmıyla onanmış, bilahare davacılar vekilinin karar düzeltilme istemi aynı Dairenin 28.11.2016 tarihli ve 2016/6566-11241 Esas-Karar sayılı ilamıyla kabul edilerek, onama ilamı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; “Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak raporu hazırlayan bilirkişilerce, yörede 1940 yılında yapılan ilk orman kadastrosu ile 1988 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2/B uygulamalarına ait haritalar ile kadastro pafta örneği ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilmek ve ayrı ayrı gösterilmek suretiyle taşınmazın tahdit ve aplikasyon çalışmalarındaki konumunun ayrı ayrı belirlenmediği, yine mahkemece yöredeki ilk orman tahdidi ve 2/B madde uygulama çalışmalarına ilişkin tutanaklar ve orijinal renkli orman tahdit haritaları dosyaya getirtilmediği gibi bilirkişilerce hazırlanan raporda da kesinleşen orman ve aplikasyon ile 2/B madde uygulama çalışmaları ile kullanım kadastro paftası yine 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesine göre yapılan çalışma arasında uyumsuzluk bulunup bulunmadığı, uyumsuzluk var ise, uyumsuzluğun nedenleri ile 2/B madde uygulaması ile kullanım kadastro ve 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a çalışmalarının kanun ve yönetmeliklere uygun yapılıp yapılmadığı denetime olanak verecek şekilde açıklanmadığı, bundan başka çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman sınır noktaları zeminde tespit edilmediği, uzman bilirkişiler tarafından zeminde orman sınır noktaları bulunmuşsa dahi bu husus da keşif tutanağına yansıtılmadığı, ayrıca orman kadastro tutanakları, orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulanarak orman kadastro tutanakları da bu yolla desteklenmediği, hükme dayanak raporu hazırlayan üç kişilik orman bilirkişi kurul raporu ile aynı taşınmaz hakkında … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2001/1180–2002/2213 sayılı dosyasına rapor sunan 3 kişilik orman bilirkişi kurul raporu arasındaki çelişkilerde yöntemine uygun ve denetim olanağı verecek şekilde giderilmediği, Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama belirtilen bu yönler itibariyle eksik, yetersiz olduğu, bilirkişilerin yetersiz ve yargı denetimine olanak vermeyen raporlarına dayanılarak hüküm kurulamasının doğru olmadığı…” hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile dava konusu … İli Konyaaltı İlçesi Geyikbayırı Mahallesi, 504 ada 1 parsel’e (orman parseli) ilişkin düzenlenen 22/a tutanaklarının kısmen iptali ile 29.04.2019 tarihli fen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapora göre sınırlarının düzeltilmesine; bu krokiye göre P.XXXVIII/2 yüzölçümünün 504 ada 1 parselden düşülmesine, kalan 2/B blok parselinde ilgili idare tarafından kullanım kadastrosu çalışması yapılarak kullanım durumunun belirlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun’la eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan orman sınır noktalarındaki fennî hataların düzeltilmesi işlemine itiraza ve zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda nizalı yöreyi konu alan açma suçlarına dair ceza dosyaları getirtilerek bunların da değerlendirilmesi suretiyle bilirkişi raporları aldırılmış ve yargılama neticesinde ceza dosyalarında belirlenen sınırlar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, nizalı yerde bir kısım orman sınır noktalarının kaybolduğu, Mahkemece yapılan 08.04.2014 ve 16.07.2018 tarihli keşiflerde görev alan mahalli bilirkişi tanık … …’ın nizalı yerde kendisinin de yer açtığını ve bu sebeple yargılandığını, ceza davalarında orman sınır noktalarını kendisinin de hakime gösterdiğini, yargılamaların sürdüğü dönemde beraat yönünde kararlar çıkması için bilirkişi tanıkların orman sınır noktalarını olması gerekenden daha yukarıda ormana doğru gösterdiklerini, nizalı yerlerin aslında orman içinde kaldığını beyan ettiği, 08.04.2014 tarihli keşif sonucu aldırılan, 2 fen ve 2 orman bilirkişilerince düzenlenen müşterek raporda orman paftasına göre eski orman sınır hattı ile 5831 sayılı Kanun’a göre düzeltilen orman sınır hattının aynı olduğu, düzeltme çalışmalarında hata bulunmadığının bildirildiği, 2/B uygulamasının dava tarihinde önce ilan edilerek kesinleştiği ve eldeki davada mülkiyet iddiasının dinlenmeyeceği anlaşıldığına göre; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ceza yargılamalarında belirlenen orman sınır noktaları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.