YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7008
KARAR NO : 2023/230
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Aktif Husumet Yokluğundan Reddine
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davada verilen önceki karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor okunduktan sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uyarınca 2010 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 766 parsel sayılı 75.700 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 13602 ada 24 parsel numarasıyla ve 75.731,86 m2 yüz ölçümlü olarak; tapuda davalı … ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 764 parsel sayılı 21.600 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz ise, 13602 ada 210 parsel numarasıyla ve 21.603,89 m2 yüz ölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … ve arkadaşları, uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait 13602 ada 24 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin davalılara ait 13602 ada 210 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesi istemiyle dava açmışlardır.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davasında haksız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2017 tarih ve 2015/149 Esas, 2017/295 Karar sayılı önceki kararıyla; uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin önceki kararı süresi içinde davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde 15.02.2021 tarih ve 2018/1127 Esas, 2021/1180 Karar sayılı ilamla; “Mahkemece, davacı tarafa, diğer kayıt malikleri olan …, …, , …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nın da davaya katılımlarını sağlaması için süre ve imkan tanınması, verilen süre içerisinde bu eksikliklerin giderilmesi halinde yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafın bozma ilamında belirtildiği üzere diğer kayıt maliklerinin tamamının davaya katılımını sağlayamadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin, bozma ilamı sonrası verdiği bu karar, süresi içinde davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında belirtildiği
üzere diğer kayıt maliklerini davaya katılımının sağlanması için dilekçe verdiklerini, tüm maliklerin davaya aktif olarak katılımının sağlanmasının imkansız olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’ nin) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri, HMK’ nin 114. maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi ve Türk Medeni Kanunu’ nun 693/3. maddesi,
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
3. Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna yönelik olup bu tür davaların amacı tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesidir. Bu davalarda, taşınmazların mülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir değerlendirme ya da yargılama yapılmadığı gibi, istenilen talep bölünemez nitelikte olduğundan, davacının payı oranında işlemin doğruluğunun denetlenmesini istemesi de, davanın niteliği gereği mümkün değildir. Yapılacak yargılama neticesinde verilecek hüküm de taşınmazın tamamı hakkında olacaktır. Bu nedenle, TMK’nın 693/3. maddesinin “Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir” hükmü uyarınca her bir paydaşın diğer paydaşları temsilen dava açabileceğinin kabulü gerekir.
4. Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı tarafın diğer paydaşların katılımı olmadan tek başına dava açabileceği, bir başka ifadeyle dava açmakta aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek, uygulama kadastrosuna itiraz davalarına ilişkin Yargıtayın yerleşik ilke ve esaslarına uygun araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddedilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın talep halinde temyiz eden davacı … ve arkadaşlarına iadesine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.