YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7104
KARAR NO : 2022/9400
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında … Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, … ili …., ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 258 ada 16 parsel sayılı 588,47 m² yüz ölçümündeki bahçe vasıflı taşınmaz, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 21.09.1998 tarihli kadastro çalışmaları sırasında üzerindeki binanın Süleyman Köseoğlu’na ait olup onun tasarrufunda bulunduğu, muhdesat bilgilerinde ise taşınmaz üzerindeki kargir binanın … oğlu Mehmet Köseoğlu’na ait olduğu belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı … vekili, 2010 – 2011 yıllarında yapılan kadastro çalışmalarında davalının sahte evrak ve imza taklidi ile “devir sözleşmesi” düzenlemek suretiyle taşınmazın zilyet ve tasarrufunu kendi adına tespit ettirdiğini öne sürerek, davalı lehine tespitin terkini ile taşınmazın müvekkili olan davacının zilyet ve tasarrufunda olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın, 26.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışmaları sırasında 6831 sayılı Kanun’un 1774 Sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığı, 17.12.1996 tarihinde kişilerin kullanımı gözetilerek sınırlandırıldıktan sonra 18.11.1997 tarihinde halen davacı … oğlu Mehmet Köseoğlu işgalinde olduğuna dair kullanıcı şerhi verilerek Hazine adına kadastro tutanağı düzenlendiği ve dosya kapsamında bulunan tarihsiz iki adet güncelleme tutanagından bir tanesinde muhdesatın davacı … Köseoğlu’na, diğer tutanakta ise davalı … Köseoğlu’na ait olduğu şerhi verilerek askı ilanı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 21.04.2022 tarih ve 2021/7483 Esas, 2022/3841 Karar sayılı geri çevirme ilamı ile güncelleme çalışmalarının askı ilan tutanaklarının tarihinin ve aralarında bulunan çelişkinin giderilmesi istendiği halde, söz konusu çelişki giderilemeden mevcut belgeler yeniden gönderilmiş olup, dosya arasındaki Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğü yazısında bölgedeki güncelleme çalışmalarının 15.03.2010 tarihinde tamamlandığı bildirilmiştir.
Bilindiği üzere; kullanıcı güncelleme çalışmalarına itiraza ilişkin davalarının, ancak, kadastro tespiti sırasında lehine şerh verilen kişiden satın alma veya başka bir nedenle devralma iddiasına dayalı olarak açılması halinde dinlenme olanağı bulunmakta olup, 26.04.2012 tarih ve 28275 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’ un 6. maddesinin 10. bendinde, “Hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. ” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce kullanım kadastrosuna konu taşınmazlarda zilyetlik devri için herhangi bir şekil şartının bulunmadığı, yani 26.04.2012 tarihinden önce zilyetlik devri için noter tarafından düzenlenecek muvafakatnameye gerek olmadığı açıktır.
Somut olayda; davalı … tarafından, taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenen davacı ….,’nun taşınmazdaki kullanım hakkını davalıya devrettiğine ilişkin 19.02.2010 tarihli sözleşme sunulmuş olup, üst paragrafta belirtilen Kanun hükmü uyarınca bu sözleşmenin resmi şekle tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacının kullanım hakkının devrine ilişkin bu sözleşmenin sahte olduğu iddiasıyla davalı … Köseoğlu hakkında özel belgede sahtecilik suçundan … Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/91 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılaması sonunda, davalı hakkında suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş ise de, bu ceza dosyasına sunulan kriminal bilirkişi raporu ile anılan sözleşmedeki imzanın davacı … Köseoğluna ait olmadığı tespit edilmiştir .
Hal böyle olunca; Mahkemece, davalı tarafından dosyaya sunulan senedin sahteliği bilirkişi raporu ile sabit olduğu ve davalı tarafından başka bir akdi ilişki iddia ve ispat edilmediği gözetilmek suretiyle, 1997 tarihinde yapılan kadastro çalışmasından sonra şerh sahibi davacının iradesine aykırı olarak güncelleme kadastrosu yapılmış olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine dair KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 24.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.