YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7283
KARAR NO : 2023/145
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Tavzih talebinin kabulüne
Taraflar arasındaki Tapu İptali ve Tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kesinleşmesinden sonra davacı … İdaresi vekilince, tavzih isteminde bulunulmuş ve mahkemenin 18.05.2022 tarihli ek kararı ile tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinın ek kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … İdaresi vekili, … ili Merkez / … Mahallesi 980 parsel sayılı taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 07.11.2007 tarih ve 2004/510 E., 2007/288 K. sayılı önceki kararla, “davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline” karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, davalı … vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.07.2008 tarih ve 2008/5239 E., 2008/10312 K. sayılı ilamıyla; ” yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
4. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, 29.12.2009 tarih ve 2008/332 E., 2009/502 K. sayılı ikinci kararla; “davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline” karar verilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.02.2013 tarih ve 2012/15523 E., 2013/1712 K. sayılı ilamıyla; “dava konusu taşınmazın Harita Mühendisi Ü.O. tarafından düzenlenen raporda gösterilen (A)+(B)=1242,28 m² yüzölçümlü bölümüne ilişkin kararın onanmasına, aynı bilirkişi raporunda (C) ile gösterilen bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi” gereğine işaret edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin 22.04.2014 tarih ve 2014/119 E., 2014/90 K. sayılı kararı ile; “fen bilirkişi tarafından hazırlanan krokide A ve B harfi ile gösterilen kısmın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı ve bu bölümle ilgili kabule ilişkin karar onanarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine gerek olmadığına, aynı krokide C harfi ile gösterilen 1.062,50 m2 lik kısmın hazine adına 2/B ile orman dışına çıkartılan sahada kaldığı ve hazinenin iş bu davada taraf olmadığı gözetilerek bu bölüme ilişkin davanın reddine” karar verilmiş ve bu karar bu haliyle kesinleşmiştir.
7. İlk Derece Mahkemesi Kararının kesinleşmesinden sonra, davacı … İdaresi vekili 18.05.2022 tarihli tavzih dilekçesiyle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan uygulama kadastrosunda taşınmazın yeni bir parsel numarası aldığını, bu nedenle tapuda infaz işlemi yapılamadığını belirterek, tapuda infazın sağlanmasına yönelik olarak hükmün tavzihine karar verilmesini istemiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ek kararıyla; tavzih talebinin kabulü ile hükmün (1) numaralı bendinin “… ili .. ilçesi … Köyü 28115 ada 5 parsel (eski 980 parsel) sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile fen bilirkişisi …’nin 18.04.2022 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 4003,26 m2’lik ve B harfi ile gösterilen 194,68 m2’lik bölümlerin orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” şeklinde tavzihine karar verilmiştir.
III. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararı, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda yeni bir hukuki durum ortaya çıktığını, taşınmazın yüzölçümünün değiştiğini, tavzih şartlarının mevcut olmadığını ileri sürerek, ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Talep, hükmün tavzihi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, hükmün tavzihi şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin “
3. Değerlendirme
1. Hâkim, karar verdikten sonra kanun yollarına başvurulup bozulmadığı sürece kendiliğinden kararını değiştiremez. Bu kural, ilk derece mahkemeleri kadar üst derece mahkemeleri için de geçerlidir. Ancak bazı hâllerde hüküm açık olmayabilir, hükmün uygulanması aşamasında tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. İşte Kanun, açık olmayan, uygulama aşamasında tereddüt yaratan ya da çelişkili olan hükmün açıklanması, tereddüt ve çelişkilerin giderilmesi için “hükümlerin tavzihi” müessesini düzenlemiştir. Kesin hüküm ilkesi, mahkemenin verdiği karara geri dönüp değiştirmesine engeldir. Fakat, bir hükmün anlamının açık olmaması ya da çelişkili hüküm sonuçları içermesi nedeniyle hükmün gerçek anlamının saptanmasında güçlük çekildiği takdirde, tarafların hükmü veren mahkemeye başvurarak hükmün açıklığa kavuşturulmasını isteyebilecekleri genellikle kabul edilmektedir. Böylece, mahkeme verdiği hükmün gerçek anlamını ortaya koymaktan başka bir şey yapmayacağından, bundan kesin hükmün zarar görmesi söz konusu olmayacaktır. Genel ilkelerden çıkarılması mümkün olan bu tavzih olanağını 6100 sayılı Kanun açık bir biçimde düzenlemiştir. 6100 sayılı Kanun’un 305/1 inci maddesine göre, hüküm yeterince açık değilse ya da icrasında kuşku uyandırıyor veya birbirine aykırı hüküm sonuçları içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da duraksama veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usûl Hukuku Dersleri, … 2020, s.784).
2. Somut olayda, düzeltilmesi istenilen yüzölçümü farklılığının maddi hataya dayalı olmadığı, yörede yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a madde uygulaması neticesinde söz konusu yüzölçümü farklılığının ortaya çıktığı ve taşınmazın yüz ölçümünde bu şekilde meydana gelen değişikliğin tavzih yoluyla hüküm fıkrasına işlenmesinin hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, tavzih yoluyla hükmün değiştirilmeyeceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilerek, tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ek kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2022 tarihli tavzih isteminin kabulüne dair ek kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.