YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7321
KARAR NO : 2023/673
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi neticesinde Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Köyü çalıyma alanında bulunan 127 ada 74 parsel sayılı 25.647,32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz sit alanı olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu söz edilmek suretiyle nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacı … ve arkadaşları 25.05.2006 tarihli dava dilekçesinde; tapu kaydı ve taksime dayalı olarak taşınmazın belirli bölümlerinin kendi tasarruf ve zilyetliği altında olduğunu, ancak; sit alanı olduğu gerekçesiyle Hazine adına tespit edildiğini öne sürerek taksime dayalı olarak kullandıkları bölümlerin adlarına tescilini istemiştir
II. CEVAP
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2009 Tarihli ve 2006/363 Esas, 2009/142 Karar sayılı kararıyla; 2863 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863 sayılı Kanun) uyarınca taşınmazın sit alanında kalmakla kamu malı niteliğinde olduğu, her nasılsa dayanılan tapu ile taşınmazın davacılar adına tescil edilmiş olmasının kamu malı niteliğini değiştirmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2009 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili davacılara ait tapu kapsamında kalan yerin davacıların haberi olmaksızın sit alanına alındığını öne sürerek hükmün bozulması için temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.12.2012 tarihli, 2012/9228 Esas, 2012/10362 Karar sayılı ilamıyla; davanın tapu kaydına dayalı olarak açıldığı, 2863 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinde 30.05.2007 tarihinde yapılan değişiklikliğe göre, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil edilen ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. Derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağının öngörüldüğünü, tapu taşınmazlar yönüyle kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığını, tapu kaydı kapsamında kalması halinde tapu kaydına değer verileceğini, bu nedenle tapu kaydının kapsamının belirlenmesi için yöntemine uygun şekilde keşif yapılması dayanılan tapu kapsamında kalan bölümler yönüyle tapuya değer verilmesi, tapu kapsamı dışında kalan kısımlar yönüyle ise zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
3.İlk Derece Mahkemesince yargılama sonunda; 27.11.2013 tarih ve 2013/124 Esas, 2013/79 Karar sayılı ilamıyla; önceki hükümde belirtilen gerekçelerle direnilmesine karar verilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ilk temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerle temyiz isteminde bulunmuştur.
5.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.11.2015 tarihli 2014/16-339 Esas, 2015/2702 karar sayılı ilamıyla; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamındaki gerekçelerle direnme hükmü bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne, 127 ada 74 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 14.11.2017 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 262,65 m2 lik kısmın … adına, (B) harfi ile gösterilen 511,70 m2 lik kısmın, … adına, (C) harfi ile gösterilen 5464,53 m2 lik kısmın … adına, (D) harfi ile gösterilen 5951,28 m2 lik kısmın … adına, (E) harfi ile gösterilen 2348,97 m2 lik kısmın … adına tapuya tesciline, taşınmazın kalan 11108,19 m2 lik kısmın ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamının kesin olarak belirlenemediğini, davacılar tarafından dava dilekçesinde 14 dönümün dava konusu taşınmaz içinde kaldığının belirtilmesine rağmen tapu kaydının tamamının dava konusu taşınmaza uygulandığını açıklayarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, askı ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup davacılar adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümünün davacıların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddeleri ile 2863 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.