YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7634
KARAR NO : 2023/757
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/2 E., 2021/19 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen kullanım kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 239 ada 1 parsel sayılı 32.749,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tutanağın beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1982’den beri … çocuklarının kullanımında olduğu ve üzerinde nitelikleri belirtilen evlerin …, … ve …’e ait olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar, çekişmeli taşınmazın tamamının yalnızca kendi kullanımlarında bulunduğunu öne sürerek, davalı kardeşleri adına olan kullanıcı şerhlerinin iptalini istemiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddiasının asılsız olduğunu, dava konusu taşınmazın muris …’dan intikal ettiğini, … mirasçıları tarafından birlikte kullanıldığını, taksim yapılmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2014/134 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararı ile çekişmeli taşınmazın muristen intikal ettiği ve terekenin taksim edilmediği, sürdürülen zilyetliğin tereke adına olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 2017/1011 Esas, 2020/865 Karar sayılı kararıyla özetle, ” Davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde olmadığı açıklanarak, muris … kızı … mirasçılarından … 02.04.2015 tarihli dilekçesiyle davayı kabul ettiğini bildirdiği, yine … mirasçılarından … ve … 03.06.2016 tarihli celsede dava konusu taşınmazlardan bir miras payı taleplerinin olmadığı yolunda beyan verdikleri, Mahkemece bu beyanlar netleştirilerek ve kabul anlamına gelip gelmeyeceği tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bahsi geçen dilekçe ve beyanlar göz ardı edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna” değinilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma öncesi gerekçelerle davanın ispatlanamadığı; ancak bir kısım davalıların kabul mahiyetinde beyanlarının bulunması nedeniyle beyan veren davalılar açısından ise açılan davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 239 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının iptali ile taşınmazların beyanlar hanesinin, ” 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu taşınmaz tarla olarak 14.06.1982 tarihinden beri … Çocukları …, …, …, …, …, …, , … kızı …’ün ölümü ile bu kişinin mirasçılarından …, …, …, …, yine … kızı …’ün ölümü ile bu kişinin mirasçıları …, …, …, …, …, …, … ve …’ün müşterek kullanımındadır. Taşınmaz üzerindeki bir adet iki katlı betonarme ev ve kargir alır … oğlu … tarafından 1982 yılında yapılmıştır. Taşınmaz üzerindeki bir adet bir katlı betonarme ev … oğlu … tarafından 1998 yılında yapılmıştır. Taşınmaz üzerindeki bir adet iki katlı betonarme ev … kızı … tarafından 2011 yılında yapılmıştır.” şerhinin düşülmesine, bu şekliyle parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi gereğince … adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın muristen intikal etmediğini, davacıların zilyetliğinde olduğunu ileri sürmüş ve kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 3402 sayılı Kanun, 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (5831 sayılı Kanun) 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalılar …, … ve …’un beyanlarının davayı kabul niteliğinde olduğu; ancak taşınmazın fiili kullanımının tüm mirasçılar adına olması ve bölünme imkanı bulunmadığından davacılar lehine oran-hisse belirleme imkanı bulunmadığı; kabul beyanlarının kabul beyanı bulunan kişiler dışındaki tüm mirasçılar lehine sonuç doğuracağı ve fiili kullanımın … oğlu …’ın bu kişiler dışındaki mirasçılarının da olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasına karşın hükümde her bir mirasçının payı belirtilmeksizin ve kabul beyanında bulunan davalıların miras payları davacı tarafın miras payına eklenmeden hüküm kurulmuştur.
3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır.
İlk Derece Mahkemesince kabul beyanında bulunan mirasçıların miras payları kabul beyanının sonucu gereği davacı tarafa, diğer davalıların da miras payları ayrı ayrı belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu gerekçeyle Kanun’a aykırı karar verilmiş olması isabetsiz olup bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının (V.C.3.1.) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine,
2.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.2.) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,