Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/7915 E. 2023/2465 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7915
KARAR NO : 2023/2465
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 5831 Sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la (5831 sayılı Kanun) eklenen Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, İstanbul İli Silivri İlçesi, Kurfallı Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 17 parsel sayılı 515,36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe niteliğiyle davalı adına tespit edilmiş ve sonuçlar 3402 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre 03.06.2015 – 02.07.2015 tarihleri arasında ilan edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili 01.07.2015 tarihli dava dilekçesiyle, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını ve davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1949 yılından beri hak sahipleri tarafından kullanıldığını, vergisinin ödendiğini orman kadastro komisyonuna ait evraklar tanık ve bilirkişi incelemeleri sonucunda dava konusu taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin zilyetliği altında olduğunu ve lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/58 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. İlk Derece Mahkemesinin ilamı Dairenin 11.05.2022 tarihli ve 2021/12767 Esas,2022/4387 Karar sayılı ilamı ile; “yörede orman kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, daha sonra 30.07.1996 – 30.01.1997 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 Sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (3302 Sayılı Kanun)
değişik 2/B madde çalışması bulunduğu ,uzman orman bilirkişi kurulunun, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme ve araştırmada, taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman sayılan alanda kaldığı, yine 1942 tarihli hava fotoğrafında tamamının orman alanında kaldığı, taşınmazın 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (4785 sayılı Kanun) uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğunun bildirildiği, bu itibarla; çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 30.07.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B madde çalışmasında 2/B uygulaması yapılmayıp orman sınırları dışında bırakıldığı ve bu işleme İdarece itiraz edilmese de taşınmazın orman sınırları dışında bırakılıp tutanakların kesinleştiği tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz üzerinde, davalı yararına, 3402 sayılı Kanun’un 14/1 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen zilyetlik yoluyla kazanma koşullannın oluşmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptaline, Kurfallı Mahallesi 104 ada 17 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1949 yılından beri hak sahiplerince kullanıldığını veri verdiklerini yerel bilirkişilerin beyanlarının da bunu doğruadığını,orman kadastro tespit dosyalarından da taşınmazın 1949 yılından beri kullanıldığının anlaşıldıını, Bekirli köyünde 1942 yılında yapıala orman tahdidi ile 1984 yulında yapılan arazi kadastrosuna ait belgeler, 1992 yılında yapılan orman kadastrosu tutanakları taşınmazın orman olmadığını ve müvekkili tarafından 50 yılı aşkın süredir kullanıldığını ortaya koyduğunu,orman kadastrosunun kesinleştiği ve dava kpnusu taşınmazın orman sayılmayan yerde kaldığını ve orman kadastrosunun üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, değilse davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Kanun 1 inci maddesi, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden …’dan alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,