Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/7933 E. 2023/2463 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7933
KARAR NO : 2023/2463
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/49 E., 2016/84 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 06.10.2022 tarihli ve 2021/12172 Esas, 2022/7814 Karar sayılı ilamı ile Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında … ili, Silivri ilçesi … Köyünde bulunan 104 ada 1 parsel 683,15 m2 tarla vasfındaki taşınmaz belgesizden zilyetliğe dayalı olarak … adına tespit edilmiş olup, 03.06.2015-02.07.2015 tarihleri arasında askı ilana çıkarılmışsa da eldeki dava nedeniyle kesinleşmemiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 104 ada 1 parsel taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gibi kadastro çalışmalarının tarihleri gözetildiğinde şahısların zilyetlik iddialarının dinlenilme olanağının da bulunmadığını, ilk kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman içerisinde kaldığından bahisle tescil harici bırakıldığını, senetsizden zilyetliğin ancak orman kadastrosunun aplikasyonu kesinleştikten itibaren başlaması gerektiğini, bu tarihten itibaren tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 17 nci maddesine göre Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce hazırlanmış 1980 tasdik tarihli … Metropoliten Alan Nazım İmar Planı içerisinde kaldığından … mahallesinde bulunan tescil harici taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını, bu nedenlerle davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1949 yılından beri hak sahipleri tarafından kullanıldığını, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını, lehlerine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla; davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2021/12172 Esas, 2022/7814 Karar sayılı ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı Hazine vekili karar düzeltme dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman kadastrosu ve aplikasyon çalışmasının kesinleştiği 1996 tarihine kadar orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerektiğini, bu tarihe kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğini, ayrıca taşınmazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenen ve halen yürürlükte bulunan 29.07.1980 tasdik tarihli ve 1/50.000 ölçekli … Metropolitan Nazım İmar Planı kapsamında kaldığını, orman aplikasyon ve nazım imar planı tarihleri nazara alındığında dava konusu taşınmazın zilyetlik ve imar- ihya ile kazanılacak taşınmazlardan olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, onama kararının kaldırılmasını ve hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, değilse davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesi, Anayasa’nın 141inci maddesi

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesi kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır.

Mahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa’nın 141 inci maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır.

Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay’ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay’ca denetimi yapılamaz. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; kararın gerekçe bölümünde işin esasıyla ilgili davanın reddi gerekçesi bulunmamakta olup bu gerekçenin az yukarıda bahsedilen niteliklerde olduğundan da söz edilemez. Gerekçesi olmayan bu kararın temyiz incelemesi de yapılamaz. Gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı bulunmakta olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir.

Hükmün temyiz incelemesi sonucunda yazılı sebeple bozulması gerekirken, Dairemizin 06.10.2022 tarihli ve 2021/12172 Esas, 2022/7814 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiş ise de; maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 06.10.2022 tarihli ve 2021/12172 Esas, 2022/7814 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi