YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8127
KARAR NO : 2023/960
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/115 E., 2015/233 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sırasında, … ilçesi, … Köyünde 102 ada 165 parsel sayılı taşınmaz, 6.539,75 metrekare yüzölçümü ve ham toprak vasfı ile 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesi gereğince Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde, taşınmazın 06.12.1983 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı içinde kaldığını, kayıt malikinin mirasçılarının aralarında yaptıkları taksim neticesi taşınmazın müvekkilinin babasına düştüğünü, müvekkilinin de babasından satın alıp 1983 yılından itibaren kullandığını açıklayarak, 102 ada 165 parsele ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu ve davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanımının olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi 21.03.2012 tarihli ve 2004/416 Esas, 2012/103 Karar sayılı kararıyla, davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne, çekişmeli 102 ada 65 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydını iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.11.2012 tarihli ve 2012/7038 Esas, 2012/8766 Karar sayılı kararı ile, “tapu kaydının uygulamasının yetersiz olduğu, dayanılan kayıt kapsamında kaldığı, bilirkişi ve tanıklarca bildirilen taşınmazların akıbetlerinin araştırılmaması ve fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporun denetime elverişli olmaması” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli 102 ada 165 parselin 16.06.2015 tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 2.508,09 metrekarelik bölümünü kapsadığı gerekçesiyle davanın (A) yönünden kabulü ile muris … mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, aynı teknik krokide (B) harfi ile gösterilen 4.031,65 metrekarelik bölüm yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili, taşınmaz üzerinde davacının ekonomik amaca uygunluk zilyetliğinin bulunmadığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilen 16.06.2015 tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 2.508,09 metrekarelik bölümün devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu açıklayarak, davanın kabulüne karar verilen (A) bölümü yönünden Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro çalışmaları esnasında orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazın temyize konu bölümü yönünden davacı lehine tescil edilebilme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi, “ Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
3402 sayılı Kanun’un 17 inci maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kanun’un 33/3 üncü maddesindeki yollama nedeniyle genel hüküm niteliğini alan ve genel hükümlere göre açılan davalarda da uygulanması gereken 20 nci maddesinde, kayıt ve belgelerin kapsamının ne şekilde tayin edileceği düzenlemiştir. 3402 sayılı Kanun’un 20/A maddesine göre tapu kayıtlarının kapsadığı yer tayin edilirken, tapu kayıtlar ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunacağı hüküm altına alınmıştır.
3402 sayılı Kanun’un 20/B maddesinde ise, harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ise bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise sınır yerlerine itibar edilerek kapsamının belirleneceği yazılıdır.
3402 sayılı Kanun’un “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20/C maddesi hükmü; “harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır” şeklindedir. Gerçekten de belgenin birbiri ile bağlantısız, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırları göstermesi halinde kayıtların kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle; tapu kaydı sabit sınırlı değilse kayıt üzerinde yazılı olan miktar kadar geçerlidir ve kapsamı da bu miktara eşit şekilde tayin edilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
3. Dava, gerçek kişiler tarafından Hazineye karşı açılan tapu iptal ve tescil davası olmakla beraber 16.06.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda orman sayılan yerlerden olduğu belirtilen ve krokide (B) harfi ile gösterilen 4.031,65 metrekarelik bölüme yönelik feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği; aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 2.508,090 metrekarelik bölüme yönelik açılan davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın temyize konu (A) bölümünün davacının tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı ve orman niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, önceki bozma kararında yeniden keşif yapılarak davacının tutunduğu tapu kaydının 3402 sayılı Kanun’un 20 inci maddesi uyarınca yöntemince uygulanması, yerel bilirkişilerden ve tanıklardan kaydın sınırları ve kapsamının sorulup, saptanması; komşu parsellerin tutanakları ve dayanaklarından yararlanılarak yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerinin denetlenmesi, böylece dava konusu taşınmazın davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız olarak belirlenmesine değinildiği halde, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, varsa amenajman planı, davacının dayanağı 06.12.1983 tarihli ve 2 numaralı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile varsa revizyon gördüğü parsellere ilişkin tüm tutanaklar ile komşu parsellere ilişkin tutanak örnekleri ile dayanağı kayıtları ilgili yerlerden getirtilmemiş, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmemiş; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmamış; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmemiş; soyut nitelikteki bilirkişi sözleri ile yetersiz tapu kayıt uygulaması yapılmış, fen bilirkişi tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığını bildirmiş olmasına rağmen mahkemece bu tapu kaydına neden değer verildiği açıklanmamış, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
O halde Mahkemece, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi ve 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi gereğince 2 inci maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği gözetilerek; öncelikle davacı gerçek kişi tarafından dayanılan tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilmeli, sonra en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılarak çekişmeli parsel ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davacıların dayandığı tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı, dayanılan tapu kaydı mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerinin öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılmalı, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.