YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8196
KARAR NO : 2023/2548
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanıcı şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1998 yılında yapılan kadastro sırasında Bornova İlçesi, Yaka Köyü çalışma alanında bulunan 133 ada 55 parsel sayılı 10.233,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun ) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi verilerek ve edinme nedeni sütununda … ve Yaşar Çolakoğlu’nun zilyetliğinde olduğu açıklanarak zeytinlik vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, sonradan malik hanesi çizilerek davalı hale getirilmiştir. Zilyet olarak belirlenenler aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2003/16 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın zeytinlik vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, karar 06.02.2006 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; … ilçesi, … Köyü 133 ada 55 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığına dair şerh bulunduğunu, davacıların taşınmazda uzun yıllardır zilyetlikleri bulunduğunu, davacıların kullanıcı olduklarının kesinleşmiş kadastro tutanağında da belirlendiğini, davacıların zilyetlikten kaynaklanan haklarını kullanabilmeleri için tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesinin gerektiğini ileri sürerek 133 ada 55 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısının davacılar olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; husumet ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, taşınmazın orman niteliğinde olduğunu, davacıların zilyetliği bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların dava konusu taşınmazda zilyet olduklarının tespiti ile isimlerinin tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini talep ettikleri, 2/B alanlarında kullanım kadastrosu yapılması işleminin idari bir tasarruf olduğu, bu konuda idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı, Mahkemece idare yerine geçilerek işlem yapılmasının da mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazda kullanım kadastrosu ve güncellemeye ilişkin bir çalışma yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazın 1974 yılından beri kullanıcısı olduklarını, bu hususun kesinleşmiş kadastro tespit tutanaklarında da açıkça belirtildiğini, dava konusu taşınmazla ilgili İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2017/488 Esas sayılı davada verilen ve kesinleşen kararda tutanaktaki şerhin tapuya yazılma isteğinde ileride doğabilecek haklar bakımından davacıların hukuki yararı bulunduğundan tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığına dair şerh verilmesine karar verildiğini, anılan kararın gerekçesinde açıklandığı şekilde, doğan hakları bakımından hukuki yararları bulunduğundan, davacıların tapu kütüğünün beyanlar hanesine kullanıcı olarak şerh verilmesi için iş bu davayı açtıklarını, davanın kabulü gerektiğini açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın sicil kaydının, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin İzmir Kadastro Mahkemesinin 21.04.2004 tarihli ve 2003/16 Esas, 2004/16 Karar sayılı kararı ile oluştuğu, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 17.10.2019 tarihinde açılması karşısında davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi henüz yürürlüğe girmeden önce 15.10.1998 tarihinde 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre taşınmazın kullanım kadastrosuna tabi tutulduğu, ayrıca eldeki dava yönünden, tarafları ve konusu itibarıyla İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/488 Esas, 2018/111 Karar sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğu, kamu düzeni kurallarının da dikkate alınması ile davacılar vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı Hazine davada vekille temsil edildiğinden mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir ve tespit olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin (vekalet ücretinin miktarı yönünden davacıların kazanılmış usuli haklarının gözetilmesi ile) davacılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davalı Hazineye verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin hesaplanmasında İlk Derece Mahkemesi karar tarihinin esas alınmasının doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki Avukatlı Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapunun beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesi isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)
369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Kanun, 3402 sayılı Kanun.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.