YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8198
KARAR NO : 2023/1080
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/654 E., 2021/2309 K.
KARAR : Davanın usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Hazine vekili ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; duruşma istemi nitelikten reddedildikten, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 113 ada 4, 6 ve 7 parsel sayılı sırasıyla 318,24, 368,41 ve 302,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları”, 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bahçe ve üzerindeki kargir binanın 1980 tarihinden beri İdris Taştemir’in kullanımında olduğu, 113 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bahçe ve üzerindeki kargir binanın 2002 tarihinden beri …’ün kullanımında olduğu, 113 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise bahçe ve üzerindeki kargir binanın 1980 tarihinden beri …’in kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve 14.09.2010 tarihinde tescil edildikten sonra 113 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 26.07.2013 tarihinde … adına, 113 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ise 29.07.2013 tarihinde … adına 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satılarak kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı … ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen ve müvekkillerinin murisi İdris Taşdemir’in kullanıcısı olduğu 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini, eksik tespit edilen bu bölümlerin davalı gerçek kişilerin kullanıcısı olduğu 113 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara dahil edildiğini açıklayarak, çekişmeli 113 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların bazı bölümlerinin müvekkillerinin kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 113 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 1980 yılından beri zilyedi olup, 08.12.1984 tarihli tapu tahsis belgesi ile 2063 parsel sayılı taşınmazın 400 metrekarelik bölümünün gecekonduyla birlikte müvekkiline tahsis edildiğini ve bu hususun tapu siciline şerh edildiğini, müvekkilinin davacılara ait yeri fiilen kullanmasının mümkün olmadığını zira taşınmazın bahçe kısmının taş duvarla örülmüş olduğunu ve davacılar haricinde başkaları tarafından kullanılamayacağını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; yapılan hatalı tespitin Hazineden kaynaklı olduğunu, müvekkilinden kaynaklanmayan bir hatadan dolayı dava açıldığı için yargılama giderlerinin Hazineye yükletilmesi gerektiğini savunmuştur.
3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununda (3402 sayılı Kanun) değişiklik yapan 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4 üncü maddeye göre açılmış, zilyetliğin tespitine ilişkin olduğunu, davanın konusunun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girdiğinden davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların zilyetliğinin araştırılarak taşınmazda zilyetliklerini kanıtlayacak herhangi bir ilgileri ve muhdesatın olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasını ve davacıların davayı ispatlamak zorunda olduklarını, Hazine bu tür davalarda yasal hasım olduğundan aleyhe yargılama giderlerine yüklenemeyeceğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait taşınmazın fiilen kullanılan alanının 397,47 metrekare olduğunun anlaşıldığını ve fen bilirkişi raporunda koordinatları belirtildiği şekilde sınırlarının yeniden düzenlenmesi gerektiği” gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın toplam alanının 397,47 metrekare olduğunun tespiti ile 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, sınırların fen bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; orman rejimi dışına çıkarılan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını ve böyle bir yerin özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmesinin de mümkün olamayacağını, Hazinenin harçtan muaf olduğunu, bu tür davalarda yasal hasım olması nedeniyle Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti yükletilemeyeceğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297/1-c bendindeki unsurları içermediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dava konusu taşınmazlar üzerinde hiçbir inceleme ve ölçüm yapılmadan düzenlendiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili ve davacıların murisine ait tapu tahsis belgesindeki alandan fazla bir alanı kullandığının tespiti yönündeki kararın hatalı olduğunu, mahkemenin harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretini hatalı hesapladığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerektiğini, taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığını, somut olayda, davacının eldeki davayı dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığını, davalılar adına olan tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğunu, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe, tapu kaydının iptali ve tescil istemli davanın açılamayacağına göre, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli olmadığını, kabule göre de, davanın niteliği gereği çaplı taşınmazlarla ilgili taşınmazın yüzölçümünün tespitine ilişkin kurulan hükmün infaza elverişli olmadığını, davalı Hazinenin harçtan muaf ve yasal hasım olduğu göz önüne alınmaksızın aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı” gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı duruşma istemli olarak davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte açıldığını, tapu kayıtlarında müvekkilleri adına herhangi bir iktisabın olmadığını ve müvekkilleri adına üzerinde şerh bulunan taşınmazın halen Hazine adına kayıtlı bulunduğunu, zira davanın Hazine ve şerh sahipleri aleyhine açıldığını, taşınmaza ait tapu tahsis belgesinin müvekkillerinin murisi olan İdris Taştemir’e 27.02.1985 tarihinde verildiğini ve alanının 386,00 metrekare olarak belirtildiğini, Hazine adına tesis kadastrosunun oluşturulduğu tarihin ise 14.09.2010 olduğunu, müvekkillerinin murisi İdris Taştemir’e … Defterdarlığı tarafından taşınmazın satışına dair tebligatın 24.04.2013 tarihinde ulaştığını, 22.04.2013 tarihinde ise muris İdris Taştemir’in vefat ettiğini, mirasçıları olan davacılara ise taşınmazın bedelinin ödenmesi için 3 aylık süre verildiğini ve eldeki davanın ise 3 aylık süre dolmadan açıldığını, tapu kayıtları incelendiğinde ise söz konusu tebligatların müvekkillerine ulaşmadan önce davalılara satışların yapılmış olduğunu, müvekkillerinin davalılara yapılan satıştan haberdar olmadıklarını ve fiili imkansızlığın bulunduğunu, davalılardan …’ün talep edilen hususların hiçbirisine itiraz etmediğini, taşınmazın üzerinde dört katlı bir binanın olduğu ve kadastronun hatalı tespitinin mahkeme kararları ile düzeltilememesi sonucunda binanın büyük bir kısmının yıkılacak duruma geleceğini açıklayarak, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen ve 6292 sayılı Kanun gereğince davalılara yapılan satış sonucu davalılar adına tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında, şerhe yönelik davanın dinlenilip dinlenemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi, 6292 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.