YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1692
KARAR NO : 2023/6802
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı … vekili ve asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 3012 parsel … ve 8.950,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine … kullanımında olduğu ve 6831 … Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Bilahare 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmaları sırasında taşınmazın şerh sahibi …’un ölümü ile mirasçıları 40/280 …, 40/280 …, 57/280 İsmail Aktay, 8/280 …, 10/280 … Köleli, 5/280 …, 80/280 … …, 40/280 … … kullanımında olduğunu belirtilerek tescil edilmiştir.
Davacı …, dava konusu 3012 parsel … taşınmazda kendisinin kullandığı kısım 5000 metrekare iken, 3723 metrekare yerin eksik yazıldığını ileri sürerek, eksik yazılan taşınmazın eski haline getirilmesini istemiştir. Yargılama devam ederken müdahil …, dava konusu taşınmazın bir bölümünün kendi zilyetliğinde olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen ilk kararda davacı … ve müdahil davacı …’un açtıkları davanın kısmen kabulüne, dava konusu 3012 parseldeki kullanım hanesindeki …, … ve … ile ilgili kullanıcı şerhlerinin iptali ile fen bilirkişisinin 19.03.2016 tarihli raporuna ekli krokisinde, 28.12.2015 tarihli raporunda ve 13.11.2015 tarihli kök raporunda ve raporlara ekli krokilerinde (B1) harfi ile gösterdiği sarı renkle boyadığı 747,45 metrekare yerin kullanıcısının davalı … olduğunun tespiti ile tapunun kullanıcı hanesine yazılmasına, krokide (D) harfi ile gösterilip sarı renkle boyanan 1.506,06 metrekare yerin kullanıcısının … olarak tespiti ile tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, bilirkişinin raporuna ekli krokisinde (C), (C1) ve (E) harfleri ile gösterdiği sarı renkle boyadığı ayrıca içini boyamayıp beyaz olarak bıraktığı ve … olarak 3012 parsel içinde gösterdiği toplam 3.381,12 metrekare yerin davacı …’in kullandığı alan olarak tespiti ile tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, diğer kullanıcılar ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Asli müdahil … ve davalı … tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/14563 Esas ve 2019/9203 Karar … ilamla, Mahkemece verilecek hükmün, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli olması gerektiği gibi, çekişmeli taşınmazın geometrik şeklini değiştirir şekilde verilen hükümlerin fen bilirkişi raporuna dayanması ve bu rapor ile irtibatlandırılması da hükmün infazı açısından zorunlu olduğuna işaret edilerek somut olayda Mahkemece dava konusu edilen bölümler fen bilirkişi raporunda (C) bölümü (C1), (C2) ve (C3) ile gösterildiği halde, Mahkemece davacı tarafından kullanıldığı gerekçesi ile (C), (C1) bölümleri yönünden davacı lehine karar verildiği ancak fen bilirkişi raporu ile arasında irtibat kurulmadığından hükmün infazında tereddüt meydana getirildiği, Mahkemece, fen bilirkişi raporu ile irtibat kurularak taşınmazın her bir bölümü hakkında hüküm kurulması gerekirken, infazı kabil olmayacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün sair yönler incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; usul ve kanuna uygun bulunan bozma ilamına uyularak fen bilirkişisinde 23.10.2021 tanzim tarihli ek rapor alındığı, Yargıtay bozma ilamı öncesi kararda belirtilen gerekçeler çerçevesinde davacı …’in kullandığı alanın fen bilirkişi 23.10.2021 tanzim tarihli ek raporunda gösterildiği, davacı … ve müdahil davacı …’un açtıkları davanın kısmen kabulü ile dava konusu 3012 parseldeki kullanım hanesindeki …, … ve … ile ilgili kullanıcı şerhlerinin iptali ile bilirkişi 23.10.2021 tanzim tarihli raporu ile bu rapora ekli krokilerde (B1) harfi ile gösterdiği sarı renkle boyadığı 747,45 m2 yerin kullanıcısının davalı … olduğunun tespiti ile tapunun kullanıcı hanesine yazılmasına, krokide (D) harfi ile gösterilip sarı renkle boyanan 1.506,06 m2 yerin kullanıcısının … olarak tespiti ile tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, bilirkişinin raporuna ekli krokisinde (C1) ve (E) harfleri ile gösterdiği sarı renkle boyadığı ayrıca içini boyamayıp beyaz olarak bıraktığı ve … olarak 3012 parsel içinde gösterdiği 3.381,12 m2 yerin davacı …’in kullandığı alan olarak tespiti ile tapunun beyanlar hanesine yazılmasına, diğer kullanıcılar ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, fen bilirkişi 23.10.2021 tanzim tarihli raporu ve ekindeki krokilerin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı … vekili ve asli müdahil Bayram vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de dosya kapsamı incelendiğinde bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, yine infazı kabil olmayacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında mevcut güncel tapu kaydında 3012 parsel … taşınmazda 6292 … Kanun gereği üçüncü kişilere satışlar olduğu ve sonuç olarak Hazine adına 4.858,58 metrekare alan kaldığı sabit iken, davacı, davalı ve asli müdahil adlarına toplam 5.634,63 metrekare kullanıma karar verilmiştir. Mahkemece infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli olması karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 6100 … HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 … HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden asli müdahil …’a ve davalı …’a ayrı ayrı iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.