YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1761
KARAR NO : 2023/6880
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında … Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen kesinleşmiş uygulama kadastro tespitine itiraz davası sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan 10417 parsel … 101.709 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 294 ada 1 parsel numarası ile 99.646,98 metrekare yüzölçümlü olarak olarak; davalı … ve iştirakleri adına tapuda kayıtlı 5116 parsel … 1.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 217 ada 2 parsel numarası ile 984,22 metrekare yüzölçümlü olarak olarak tespit edilmiştir.
Davacı … vekili dava dilekçesinde, 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosu ile davacı … adına kayıtlı 10417 parsel … taşınmaz (101.709 m2 iken yenileme ile 294 ada 1 parsel numarası ile 99.646,98 m2 olmuş) miktarında uygulama kadastrosu ile davalılar adına kayıtlı 217 ada 2 parsel lehine 133 m2 azaldığını ileri sürerek davalı taşınmazından 133 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 294 ada 1 parsele ilavesi ile tapuya tescilini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalı … dışında da paydaş olduğu, mecburi dava arkadaşlığı sebebi ile diğer paydaşlarında da davaya dahil edilmesi gerektiğini, uygulama kadastrosu ile tapu kayıtlarındaki ölçü ve sınırlandırma hatalarının düzeltildiğini, yeniden tapu tesisi söz konusu olmadığından davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; yapılan keşif sonucu dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile davacı … adına kayıtlı taşınmaz ile davalılar adına kayıtlı taşınmaz arasındaki sınırda sabit bir hattın olmadığı, bilirkişi raporu kanaat kısmında dava konu taşınmazların uygulama kadastrosu işlemi sonrasında sınırlarında kayma olmadığının bildirilmesi karşında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece, 2020 yılında yapılan keşif sonucunda, harita bilirkişi heyeti tarafından denetime elverişli olarak hazırlanan rapor ve ek raporlarda; gerekli çakıştırmalar yapılarak, haritalar elde edildiği, 217 ada 2 parselin 3402 S.Y.nın 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmaları sonucunda oluşan sınırlarında herhangi hata olmadığı, 4910 parselin 22.04.2005 tarihinde 10416 parsel (365,00m²) ile birleştirilerek, …. tarafından kamulaştırma işlemi yapıldığı ve 10417 parselin 101.709,00m² olarak tescil edildiği, 217 ada 2 parselin 3402 … Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmaları sonucunda oluşan sınırlarının demiryolu kamulaştırma planına göre yasal tecviz sınırları içerisinde uyumluğu olduğu ve herhangi hata olmadığının tespit edildiği anlaşıldığından, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı … vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, uygulama kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmazların müşterek sınırlarının hatalı tespit edildiği iddiasıyla açılan, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların ve yüzölçüm düzeltilmesi isteğine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 … Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 89,95 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.