Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/1994 E. 2023/6878 K. 28.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1994
KARAR NO : 2023/6878
KARAR TARİHİ : 28.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün birleşen dosya davacısı … vekilince duruşma istemli, davacı … vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) Ek 4 üncü maddesi uyarınca 2010 yılında yapılan kullanım kadastro ile … ili … ilçesi … Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan dava konusu 1987 ada 3 parsel … 2.205,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 … Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve Hazinenin fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak ağaçlık alan vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içerisinde yapılan tespite itiraz edilmemesi ve dava açılmaması sebebi ile taşınmaz 12.08.2010 tarihinde kadastro tespiti gibi tapuya tescil edilmiştir.
Davacı … vekili, davacı …’nin taşınmazı 10.09.2007 tarihli satış senedi ile…’dan satın aldığını ve taşınmazın davacının fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Birleşen dosya davacısı … vekili, taşınmazın davacının babası Selehattin’in zilyetliğinde iken murisin vefatı ile taksim sonucu taşınmazın zilyetliğinin diğer mirasçılar tarafından davacıya bırakıldığını ileri sürerek tapunun beyanlar hanesine taşınamzın 60 yıldır davacının kullanımında olduğu şerhinin yazılmasını istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl dosya davacısı …’nin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, “davacının fiili kullanımında bulunduğu” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli ve 2015/9917 Esas, 2015/14789 Karar … kararı ile; mahkeme kararın gerekçe bölümünde, toplanan delillerin tartışılıp değerlendirilmediği, sabit görülen vakalara nasıl ulaşıldığı, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile bunların hukuki sebeplerinin neler olduğu hususlarında açıklama yapılmadığı gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, 30.06.2016 tarihli ve 2016/232 Esas, 2012/353 Karar … karar ile; bozmaya konu kararın gerekçesinin yeterli olduğu gerekçesi ile önceki kararda direnilmesine ve davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, “davacının fiili kullanımında bulunduğu” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, (birleşen dosya ile ilgili olumlu olumsuz karar verilmemiştir.) direnme kararının birleşen dosya davacısı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz edilmesi üzerine ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.09.2019 tarihli ve 2017/16-2830 Esas, 2019/887 Karar … kararıyla; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğu, dolayısı ile Özel Daire bozma kararına uyuulması gerektiği, ayrıca, direnme kararından önce …’ın açtığı dava direnme kararı verilen dosya ile birleştirilmesine rağmen birleşen dosya yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesi nedeni ile Mahkemenin direnme kararı ilaveli olarak bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın tahdit ve tespitin yapıldığı tarih itibariyle ağaçlık vasfında olduğu, orman vejetasyonunun taşınmazda hakim olduğu, arazinin eğimli yapısı, toprak yapısı, üzerindeki hakim bitki örtüsü itibariyle taşınmazda herhangi bir kullanımın olmadığı, birleşen dosya davacı vekilince taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından yapılan su kuyusunun bulunduğu belirtilmiş ise de aktif bir su kuyusunun ve tarımsal faaliyetin bulunmadığı, taşınmaz içinde kuyu olduğu belirtilen yapının kalıntı beton parçalarından oluştuğu, keşifte taşınmazın farklı yönlerden fotoğrafının bilirkişiler aldırıldığı, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin ve meyve bahçesinin bulunmadığı, taşınmaz içerisinde dağınık vaziyette ve yoğunluk oluşturmayacak şekilde herhangi bir kültürel ve tarımsal işleme tabi tutulmamış meyve ağaçlarının bulunduğu, arazide hakim bitki örtüsünün kapalılık oluşturacak şekilde orman ağaçlarından oluştuğu, davacı taraflar ile tanık beyanlarını doğrulayacak şekilde parsel içinde bir kullanımının bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 … Kanuna 5831 … Kanunla eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca yapılan kadastro sonucu oluşan tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın kullanıcısının bulunup bulunmadığı, eğer kullanıcı var ise kimin kullanımında olduğuna ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 … Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, Mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen dosya davacı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90’ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 89,95’er TL’nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.