YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/234
KARAR NO : 2023/689
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/132 E., 2022/85 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında Samsun ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 173 ada 17, 174 ada 8, 9, 175 ada 19, 20 ve 23 parsel sayılı sırasıyla 32.046,18; 15.145,15; 239,41; 3.607,70; 1.994,76 ve 2.736,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Hazinedar Süleyman Paşa Vakfına ait 1228 tarihli vakfiye hudutnamesinin kapsamında kalmakta olup, vakıf mallarının kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile iktisaplarının mümkün bulunmadığı belirtilerek Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfı adına tespit edilmiştir.
2.Davacı … dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazların vakıf malı olmayıp, dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını, 50-60 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı … Müdürlüğüne İzafeten Samsun Bölge Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların Hazinedar Zade Süleyman Paşa vakfına ait olup, vakfıye kapsamında kaldığını, vakfiye sınırlarının 1/25000 ölçekli haritada yer aldığını, vakıf mallarının zilyetlikle iktisabı mümkün olmayıp, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile edinim koşulları bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2012 tarihli ve 2007/1470 Esas, 2012/59 Karar sayılı kararı ile, çekişmeli 173 ada 17, 174 ada 8, 9, 175 ada 19, 20 ve 23 parsel sayılı taşınmazların vakfiye hudutnamesinin kapsamında kalmadığı ve davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile kadastro tespitlerinin iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarihli ve 2012/13631 Esas, 2013/2311 Karar sayılı kararıyla, Mahkemece yapılan uygulamada Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfına ait hudutnamenin çekişmeli taşınmazları kapsamadığının belirlendiği gibi dosya içerisinde bulunan Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/128 Esas, 1991/318 Karar sayılı dosyasında Vakıflar Genel Müdürlüğünün vakfiye kapsamında kaldığı iddiasıyla açtığı tescil davasında, dava edilen taşınmazların bu yerlere ilişkin vakfiye kapsamı belirlenemediğinden davasının reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, dolayısı ile dava konusu taşınmazların bu haliyle söz konusu vakfiye kapsamında kalmadığının anlaşıldığı ve bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu, öte yandan hükme dayanak alınan Prof. Dr. … , Prof. Dr. … ve Doç. Dr. … tarafından hazırlanan müşterek rapor içeriği dikkate alındığında, çekişmeli taşınmazların bu vakfiye kapsamında kaldığı kabul edilse dahi, üzerinde vakfa ait cami, medrese, yapı, kalıntı bulunmayan gayri sahih nitelikteki vakıf arazilerinin Devlete ait miri arazi niteliğinde olması nedeniyle vakıf kullanımında olmayan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olduğu, ancak somut olayda, çekişmeli taşınmazlara ilişkin olarak … ile gerçek kişiler arasında düzenlenmiş kira sözleşmeleri sunulduğu halde, Mahkemece bu sözleşmelerin uygulanmadığı, bu kapsamda dava konusu taşınmazlara ait olup olmadıkları, ait ise kiralayan gerçek kişiler ile davacı taraf arasında akdi, fiili ve irsî irtibat olup olmadığı, halefiyet yoluyla bu kişileri bağlayıp bağlamayacağının değerlendirilmediği, ayrıca, raporu hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazların eğimi belirtilip, ekili veya ekili olmadığı bildirildikten sonra bir kısım taşınmazlar yönünden “davalı parselde kadimden beridir tarımsal faaliyette bulunulmadığı toprak profil derinliğinin pulluk tabakasının daha üstünde olduğundan, profilin bitki üretimi ve gelişimi için yeterli düzeyde bulunmamasından anlaşılmaktadır”, bir kısım taşınmaz için ise “davalı parselde kadimden beridir tarımsal faaliyette bulunulduğu toprak profil derinliğinin pulluk tabakasının daha altında olduğundan, profilin bitki üretimi ve gelişimi için yeterli düzeyde bulunmasından anlaşılmaktadır” denilip, sonuç kısmında ise “dava konusu parsellerin tarım arazisi olarak kullanıldıkları ve halen ekilip biçildikleri kanaatine varıldığı” bildirildiğine göre bu haliyle ziraat bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazların niteliği konusunda yetersiz olduğu halde bu rapor ile yetinildiği açıklanarak Mahkemece, davalı … Müdürlüğüne çekişmeli taşınmazlarla ilgili tüm kira sözleşmeleri, kira bedelleri ödenmiş ise makbuzları ile kiraya ilişkin tüm belgeleri sunmak üzere süre verilmesi, daha sonra yerel bilirkişiler, tutanak bilirkişileri, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması, ibraz edilen kira sözleşmelerinin yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, mahalli bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı yönünde rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların vakfiye hudutları kapsamında kalmakta olup, vakfın sahih vakıf olduğu ve vakfa ait yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli 173 ada 17, 174 ada 8, 9, 175 ada 19, 20 ve 23 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … temyiz başvuru dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı yörede benzer davalarda şahıslar lehine verilen kararların Yargıtayca onandığını ve bu surette kesinleştiğini, dosya kapsamında yapılan keşifler sonucunda vakfiye sınırlarının tespit edilemediğini, vakfın gayri sahih vakıf olduğunun dosya kapsamı ile belirlendiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların tespit maliki Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfının hukuki niteliğinin ne olduğu, dayandığı vakfiye kaydı ya da hudutnamenin çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, bu kapsamda çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı ve taşınmazlar zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden ise zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların vakfın hudutnamesinin kapsamında olup, Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfının niteliği itibari ile sahih vakıf olduğundan taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Bozma ilamında, tespit maliki Hazinedar Zade Süleyman Paşa Vakfı’nın gayri sahih vakıf olduğuna, taşınmazların vakfiye kapsamında kalmadığına ve çekişmeli taşınmazların bu vakfiye kapsamında kaldığı kabul edilse dahi, üzerinde vakfa ait cami, medrese, yapı, kalıntı bulunmayan gayri sahih nitelikteki vakıf arazilerinin devlete ait miri arazi niteliğinde olması nedeniyle vakıf kullanımında olmayan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün bulunduğuna işaret edilerek zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına değinilmiş olup, bozma ilamına uyulduğuna göre açıklanan hususlarda davacı taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu kuşkusuzdur.
Diğer yandan, dosya kapsamı ile de çekişmeli taşınmazların vakıf malı olduğu ve davalı tarafın dayandığı vakfiyenin çekişmeli taşınmazları kapsadığı somut olarak ortaya konulamadığı gibi, taşınmazlarda davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği de belirlenmiştir.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne ve çekişmeli 173 ada 17, 174 ada 8, 9, 175 ada 19, 20 ve 23 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.