YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/35
KARAR NO : 2023/669
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz
Taraflar arasında görülen davada verilen hükmün Dairece bozulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 45 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK eklenen Geçici 4/1 inci maddesi uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 905 parsel sayılı 1980 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve A ve F harfi ile gösterilen kısımların davalı 1979 yılından beri …’ın, C ile gösterilen 399 m2’lik kısmın dava dışı …’ın, D ile gösterilen 479 m2 lik kısım ve binanın 1979 yılından beri …’nin ve E ile gösterilen 262 m2’lik kısmın Kemal …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek üç hane bir ahırı müştemil tokat çiftliği bezmialem vakfından niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, eldeki dava dosyasının yargılaması sırasında, 6292 sayılı Kanun gereği yapılan satış işlemi sonucu 28.01.2010 tarihinde … adına tescil edilmiş ve bilahare … tarafından 1027/1980 pay dışında kalan paylar anılan Kanuna dayalı olarak değişik tarihlerde adlarına kullanıcı şerhi verilen kişilerden bir kısmına payları oranında satılmıştır.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 905 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 160 m2 yüzölçümündeki bölümü 1992 yılında satın alma nedeniyle müvekkili olan davacının kullanımında bulunduğu halde güncelleme sırasında bu bölümde davalı …’ın kullanıcı olarak yazıldığını öne sürerek, tapunun beyanlar hanesinde davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili; taşınmazın Hazine tarafından Belediye’ye devredilmesi nedeniyle kullanıcı şerhine yönelik davaların dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2015/324 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararıyla, öncesi Hazine adına kayıtlı taşınmazın 2013 yılında 2/B çalışmalarının yapıldığı, mülkiyetinin henüz dahili davalı …’ye geçmeden önce dava açılıp kesin satış senedine ve tanık beyanlarına göre 1992 yılından beri aralıksız ve çekişmesiz olarak davacı tarafından kullanıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne; 905 nolu parselin teknik bilirkişinin kroki ve raporu dikkate alınarak beyanlar hanesindeki F harfi ile gösterilen kısmındaki davalı … adına olan muhdesat kaydının iptal edilerek davacı adına beyanlar hanesine muhdesat olarak yazılmasına karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2017 tarih ve 2017/1257 Esas, 2017/1290 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kesin satış senedine ve tanık beyanlarına göre 1992 yılından beri aralıksız ve çekişmesiz olarak davacı tarafından kullanıldığı, satış senedinin dava konusu yere ait olduğu tespit edilerek F harfi ile gösterilen kısmın dava konusu taşınmazın Beykoz Belediyesine dava açıldıktan sonra devredilmiş olması nedeniyle davacı adına kullanım şerhi verilmesinin doğru olmadığı, ancak; davacının zilyetliğinin tespitinde hukuki yararının mevcut olduğu, taşınmazın F harfi ile gösterilen kısmının davacının zilyetinde olduğu belirtilen hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği ve yapılan yargılamada eksiklik bulunmadığı, bu nedenle davalı … vekilinin isitinaf itirazlarının kabulü ile hükmün düzeltilmesi suretiyle davacının zilyetliğinin tespiti yönünde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; Beykoz Kadastro Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2015/324 Esas, 2017/71 Karar sayılı ilamının HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının tesbit yönünden kabulü ile, davalı Hazine adına kayıtlı ve sonradan Beykoz Belediyesi adına devredilen dava konusu 905 nolu parselin teknik bilirkişinin kroki ve raporu dikkate alınarak beyanlar hanesindeki F harfi ile gösterilen kısmının davacı …’nın zilyetliğinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 04.07.2017 kararına karşı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde Dairemizin 07.03.2022 tarih ve 2022/79 Esas, 2022/2017 Karar sayılı ilamıyla; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na 5831 sayılı Kanun’un 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin düzeltilmesine yönelik olarak açıldığı, hüküm tarihinden önce taşınmazın 28.01.2016 tarihinde, 6292 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca dahili davalı … Başkanlığına proje kapsamında devredildiği, sonrasında 19.06.2019 tarihinde dava dışı Kemal …’e satıldığı, Dairece ve öncesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince istikrar bulan uygulama ile 3402 sayılı Kadastro Kanun’un ek. 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu ya da güncelleme çalışmasının kesinleşmesi ve akabinde taşınmazın maliki olan Hazine tarafından 6292 sayılı Yasa uyarınca kullanıcısı ya da kullanıcısının muvafakati ile diğer kişilere satılması ve kişiler adına tapu kaydı oluşması halinde bu taşınmazlar hakkında kullanıcı şerhine yönelik olarak açılmış ya da açılacak davaların dinlenemeyeceğinin kabul edildiği, somut olayda da satış yoluyla Hazinenin mülkiyetinden çıkmış olan taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilme olanağı kalmadığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davacının davasının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmadığı belirtilerek, davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Sonrası Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, davacının dava konusu taşınmazın sadece (F) harfi ile gösterilen ve …’ın kullanımında bulunan 167,00 m²’lik kısma yönelik dava açtığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince Beykoz Belediyesi adına 28.01.2016 tarihinde satışının yapıldığı, …’ nın 20.12.2021 tarih ve 19318 sayılı yazılarıyla da Belediye Başkanlığınca hak sahibi olarak belirlenen Kemal …,… ve …’a satış işlemlerinin yapıldığının, … adına 19.06.2019 tarihinde tapuda tescil edildiğinin, …’ye 2/B satış tebligatı yapıldığı fakat 3 aylık yasal süresi içerisinde herhangi bir ücret yatırmadığından hak kaybı durumu oluştuğunun, …’ın başvurusu olmadığından herhangi bir işlem yapılmadığının bildirildiği, UYAP sisteminden alınan güncel tapu kaydının incelenmesinde de taşınmazın 1027/1980 hissesinin halen Beykoz Belediyesi adına tapuda tescilli olduğunun, tapunun beyanlar hanesinde yer alan ve krokisinde (B, C ve E) harfleri ile gösterilen kısımların kullanıcılarına satışının gerçekleştiğinin, (A, D ve F) harfi ile gösterilen kısımların kullanıcılarına ise satış işleminin henüz gerçekleşmediğinin ve bu kısımların halen mülkiyetinin Beykoz Belediyesi adına tescilli olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay Bozma ilamında belirtildiği şekilde taşınmazın tamamının 19.06.2019 tarihine dava dışı …’e satılmadığı, …’e kendi hissesine düşen kısmın satıldığı, bu nedenle Yargıtay değerlendirmesinin hatalı olduğu, davanın kullanım kadastrosuna itiraz davası olup, bu tür davalarda kapanan Yargıtay 16. Hukuk Dairesince dava konusu taşınmazın dava tarihinden sonra Hazine tarafından satılmış olması halinde artık davaya şerh davası olarak değil zilyetliğin tespiti davası olarak devam edilmesi gerektiği yönünde kararlar verildiği, ancak Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin kapanmasından sonra davalara bakan Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, Hazine tarafından taşınmazların Beykoz Belediyesine devredilmesi durumunda; “…dava konusu taşınmazın, 6292 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca Hazineye ait satış yetkisini de içeren şekilde Beykoz Belediyesine devredildiği sabittir. Belediye Encümen kararıyla bu taşınmazların kullanıcılarına satışına karar verildiğine göre, Hazine tarafından yapılan bu mülkiyet devrinin gerçek kişilere yapılan satış işlemi gibi düşünülmemesi gerekir…” görüşü ile görüş değişikliğine gidildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları doğrultusunda yerinde ise de karar tarihinde uygulanan Yargıtay içtihatlarına göre karar verilmesi ve direnme kararından önceki hükmün aynen yazılması gerektiğinden Yargıtayın bu dava türü hakkındaki görüş değişikliği nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararından değişikliğe gidilemediği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmesine karar verilmiş ve 04.07.2017 tarihli önceki hüküm olduğu gibi yeniden tesis edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı Hazine vekili ile katılma yoluyla da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın belediyeye devredilmekle 2/B vasfının sona erdiğini, artık kullanıcı şerhine yönelik davaların dinlenemeyeceğini, talepten fazlaya karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozularak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın belediyeye satılmakla şerhe yönelik davanın dinlenemeyeceğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
3. Davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; davacı adına kullanıcı tespiti yapılan F bölümünün … tarafından satın alınmadığının tapu kaydı ile sabit olduğu, davacının (F) bölümünün kullanıcısı olduğunun mahkemece belirlendiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin görüşü doğrultusunda davacı adına tapunun beyanlar hanesine kullanıcı şerhinin verilmesi gerekirken tespit hükmü ile yetinilmesine karar verilemeyeceği açıklanarak, hükmün bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmaz üzerinde güncelleme ile oluşan ve tapunun beyanlan hanesine yazılan kullanıcı şerhinin bir bölümünün iptali ile davacı adına kullanıcı şerhi verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1. Dava konusu taşınmazı yargılama sırasında davalı … Başkanlığına kayden devreden davalı Hazinenin malik sıfatı kalmadığı gibi, aynı zamanda dosyaya sunulan mirasçılık belgesine göre davalı … ‘ın son mirasçısı sıfatıyla davalı konumunda bulunduğu ve İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarih ve 2015/324 Esas, 2017/71 Karar sayılı davacının davasının kabulüne ilişkin kararının davalı Hazine tarafından istinaf edilmediği, bu haliyle davalı Hazine yönünden İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarih ve 2015/324 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararının kesinleştiği, son kararla da davalı Hazine aleyhine yeni bir hukuki durum da yaratılmadığı anlaşıldığına göre, davalı Hazinenin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taşınmazın, 6292 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca Hazineye ait satış yetkisini de içeren şekilde Beykoz Belediyesine devredildiğinin kabulü gerektiğine ve nitekim Belediye Encümen kararıyla bu taşınmazların kullanıcılarına satışına karar verildiğinin ve payları oranında bir kısım kullanıcılara pay satışı yapılarak kullanıcılar adına paylı olarak tapu kayıtlarının oluştuğununu anlaşılmasına göre, davalı Hazine tarafından yapılan bu mülkiyet devrinin gerçek kişilere yapılan satış işlemi gibi düşünülemeyeceği, eldeki davada, taşınmazın mülkiyeti hususunda bir ihtilaf bulunmayıp davanın kullanıcı şerhine yönelik bulunduğu anlaşıldığından, davalı …’ nın işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmaktadır.
4.a) Yukarıda (VI.C.3.1) bendinde de belirtildiği üzere; kullanım kadastrosu ile dava konusu 905 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde, farklı bölümlerinde çok sayıda kişinin kullanıcı olarak gösterildiği, yargılama sırasında bir kısım bölümleri üzerinde adlarına kullanıcı şerhi verilen kişiler yada bu kişilerin bayii tarafından payları oranında satın alınmak suretiyle adlarına paylı olarak tapu kaydı oluştuğu, 1027/1980 hissesinin halen Beykoz Belediyesi adına tapuda tescilli olduğu, ancak maddi hataya dayalı olarak taşınmazın tamamının Kemal …’e satılığı kabul edilmek suretiyle Dairemizin 07.03.2022 tarih ve 2022/79 Esas, 2022/2017 Karar sayılı ve yukarıda (V.A.2.) bendinde yazılı sebeplerle hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, “taşınmazın tamamının Kemal …’e satılmadığı” hususuna ilişen Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli direnme kararının yerinde olduğu kabul edilerek ve söz konusu bozma ilamında davacı …’nın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının da incelenmediği anlaşılmış olmakla, davacının işin esası hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
4.b) Dava konusu taşınmazın, (F) olarak gösterilen 167 m2 yüzölçümündeki bölümünün öncesinde … tarafından kullanılmakta iken kullanım kadastrosundan 1990’lı yılların başında üçüncü kişilere devredildiği, bu kişiden de davacı … tarafından 1992 yılında satış yoluyla zilyetliğinin devralındığı ve zilyetliğin davacı … tarafından sürdürüldüğü, esasen bu hususun İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu açıktır.
4.c) Davanın açılmasından sonra İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın davalı … Belediyesine satışı nedeniyle Belediye adına tapu kaydı oluşmuş ise de, bu devrin 6292 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yapıldığı ve anılan maddenin 2. bendinde, “hak sahipleri ve mevcut hakları da belirtilmek suretiyle” devrin yapılacağının düzenlendiği, 7. bendinde ise, “Devralan idareler devraldıkları taşınmazları; hak sahiplerinin talebi üzerine fiili durumuna uygun olarak ifraz edilmek suretiyle müstakil parsel veya paylı olarak, üzerinde çok katlı bina bulunan taşınmazlarda ise kat mülkiyeti tesisi suretiyle, bunun mümkün olmaması hâlinde paylı olarak hak sahipleri ile bunların kanuni veya bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış olan akdî haleflerine tabi oldukları mevzuatına göre bu Kanunda belirtilen satış ve ödeme koşullarını da dikkate alarak rayiç bedel üzerinden doğrudan satabileceği gibi; hak sahipleri taşınmazı doğrudan satın almış olsaydı Hazineye ödeyeceği bedeli devralan idarelere ödemeyi kabul etmesi hâlinde, taşınmaz kendisine ait kabul edilerek hakları karşılanmak kaydıyla devir alan idarelerin kendi projelerinde ve mevzuatlarına göre değerlendirebileceği, üzerinde yapı ve eklentileri bulunan proje alanında kalan taşınmazların üzerindeki yapılar için; o yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı birim fiyatlarından eksik imalat bedeli ve yıpranma payı düşüldükten sonra kalan bedelin ödeneceği ya da bu bedelin, devralan idareler tarafından gerçekleştirilen projeler kapsamında hak sahiplerine verilecek taşınmazların bedelinden mahsup edileceği, bu durumda hak sahipleri, bu hakların dışında taşınmazların doğrudan satış hakkından yararlanamayacakları” hükmünün getirildiği anlaşılmaktadır. Dairemizde benzer ihtilafları içeren dosyalar mevcut olup bu dosyalardan 2021/5943 Esas sayılı dosya üzerinden Dairemizce; Beykoz Belediyesine yapılan bu satışların mahiyeti (malik Hazine tarafından proje kapsamında devredilip devredilmediği) hakkında bilgi ve kayıtların getirtilmesi ilk derece mahkemesinden yazı ile istenildiği, bunun üzerine; Beykoz Belediyesine Emlak ve İstimlak Müdürlüğü tarafından verilen 01.12.2021 tarihli cevabi yazıda, dava konusu yer de dahil olmak üzere Belediye sınırları kapsamında olan ve isimleri belirtilen mahallelerde bulunan 2/B niteliğindeki taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının olurları ile proje alanında kalan ve uygun görülenlerin Emlak Vergi Değerleri üzerinden Belediyeye devirlerinin yapıldığı ve daha sonra devredilen taşınmazların 6292 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi kapsamında hak sahiplerine satışı 10.01.2014 tarihli 2014/9 sayılı Beykoz Belediyesi Encümen Kararıyla uygun görüldüğü bildirilmiştir.
4.d) Dava konusu taşınmazın da, 6292 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca Hazineye ait satış yetkisini de içeren şekilde Beykoz Belediyesine devredildiğinin, nitekim Belediye Encümen kararıyla bu taşınmazların bir kısım kullanıcılarına payları oranında satışına karar verildiğinin ve adlarına paylı olarak tapu kaydı oluştuğunun anlaşılmasına göre, Hazine tarafından yapılan bu mülkiyet devrin gerçek kişilere yapılan satış işlemi gibi düşünülemeyeceği, eldeki davada, taşınmazın mülkiyeti hususunda bir ihtilaf bulunmayıp davanın kullanıcı şerhine yönelik bulunduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki hükmünün kaldırılarak dava konusu taşınmaz bölümünün davacının “zilyetliğinde olduğunun tespitine” yönünde hüküm kurulmasında isabet bulunmamakta ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalı … Başkanlığının temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı … vekilinin katılma yoluyla sunduğu temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarih ve 2022/1900 Esas, 2022/2287 Karar sayılı karanın hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan “… zilyetliğinde olduğunun tespitine” ifadesinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine “… kullanımında olduğunun tapunun beyanlar hanesine tesciline” kelimelerinin eklenmesine ve hükmün BU ŞEKİLDE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL nin temyiz eden dahili davalı … Başkanlığından alınmasına,
Peşin harcın da istek halinde temyiz eden davacı …’ya iadesine, 14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.