YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4177
KARAR NO : 2023/6376
KARAR TARİHİ : 11.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili 11.06.2003 havale tarihli dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesinde kain 7026 ada 1 parsel … taşınmazın bir kısmının kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesini, davalıların müdahalesinin önlenmesini ve taşınmaz üzerindeki şerhlerin silinmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; bilirkişi raporları doğrultusunda, davanın kabulüne, 7026 ada 1 parselin A1 ile gösterilen 1.528 metrekarelik kısmı ile A2 ile gösterilen 4.752 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile bu kısımların orman vasfıyla Hazine adına tesciline, geriye kalan 12.495 metrekarelik C harfi ile gösterilen kısmının davalılar adına hisseleri oranında tesciline, davalıların bu yere yapmış olduğu müdahalenin men’ine, taşınmazda, iptal edilen A1 ve A2 üzerinde bulunan satış memurluğunun satış şerhinin terkinine karar verilmiş, hüküm; davacı … İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi ve şerhlerin terkini istemlerine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 03.11.1989 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6841 … Orman Kanunu’ nun 2/B maddesi çalışması mevcuttur.
İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, esasen, kesinleşen tahdit nedeniyle orman sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin olup, bu tür uyuşmazlıklarda davanın, kayıt maliklerine, onlar vefat etmiş olmaları halinde ise belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi gerekir.
Somut olayda; dosya kapsamından, tapu kayıt maliklerinden …’ın 1987 yılında, bir diğer tapu kayıt maliki olan …’un ise yargılama sırasında 2009 yılında ölmüş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, adı geçen davalıların tüm mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya katılımlarının sağlanması, savunma ve delillerinin sorulmasıyla yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması gerekirken, ölü davalılara ilanen tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmiş, gerekçeli karar da ilanen ölü davalılara tebliğe çıkarılmıştır.
Yine, tapu kayıt maliklerinden davalı … ve … yönünden de ilanen tebligat yapılmak suretiyle yargılama yapıldığı ve gerekçeli kararın da adı geçen davalılara ilanen tebliğe çıkarıldığı anlaşılmakta olup, Uyapta yapılan araştırmada, anılan tapu kayıt maliklerinin mernis adreslerinin bulunduğu tespit edildiğinden, yapılan ilanen tebligatların usulüne uygun olduğundan söz edilemez.
Bu haliyle; yukarıda belirtilen tapu kayıt malikleri yönünden, yöntemince taraf teşkili sağlandığını söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.
Ayrıca; tapu kayıt maliklerinden … ve … yönünden de Mahkemece ilanen tebligat yapılarak, taraf teşkilinin sağlandığı değerlendirilip yargılama yapıldığı anlaşılmış, ancak dosya kapsamından ve Uyaptan yapılan araştırmada ise anılan davalıların T.C Kimlik numaralarına ulaşılamamış ve bu nedenle söz konusu davalılar yönünden taraf teşkilinin sağlanıp sağlanamadığı denetlenememiştir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, ölü olduğu anlaşılan davalılar … ve …’un tüm mirasçılarına, davalılar … ve …’ın ise kendilerine, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilerek davada taraf olmaları sağlanmalı; davalılar … ve … açısından ilgili kurumlar nezdinde gerekli araştırmalar yapılarak T.C Kimlik numaralarının saptanması suretiyle bu davalılar bakımından taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı yönündeki tereddütlerin giderilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalı; adı geçen davalılara dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin anlaşılması halinde, sağ iseler kendilerine, ölü iseler mirasçılarına dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli; bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra, kendilerine dava dilekçesi tebliğ edilen adı geçen davalıların savunmaları alınıp bildirmeleri halinde delilleri toplanmalı ve bundan sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmei suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. ,
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, esasa ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi; kabule göre de, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olması nedeniyle davalıların haksız bir tasarruf ve el atmasından söz edilemeyeceği dikkate alınmaksızın, davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmesi ve 7026 ada 1 parselin orman tahdidi içinde kalan kısımlarına ilişkin tapu kaydının iptaline karar verildikten sonra, taşınmazın kalan bölümünün tapuda kayıtlı olduğu gözetilmeksizin, mükerrer sicil oluşumuna sebebiyet verecek şekilde, bu bölüm hakkında davalılar adına tescil hükmü kurulması ve ayrıca davada taraf sıfatı bulunmayan … … isimli kişinin gerekçeli karar başlığında gösterilmesi ve önceki tapu maliklerinden …’ın davadan çok önce payını davalı …’na sattığından davada taraf sıfatı olmadığı halde, davacı tarafından husumet yöneltilen bu kişinin mirasçıları yönünden hüküm kurulmaması da isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … HMK’nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 … HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.