Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/627 E. 2023/1140 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/627
KARAR NO : 2023/1140
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/30 E., 2018/11 K.
KARAR : Davanın Reddine

Taraflar arasındaki kadastro davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı … Asliye Hukuk Mahkemesine ibraz ettiği dava dilekçesinde, Ardahan İli …. İlçesi … Köyünde kain doğusu … evleri, batısı …. tarlası, kuzeyi … evleri ile …’a ait tarla, güneyi ise kayalık ve … tarlası ile çevrili taşınmazın üzerinde bulunan evleri 20 – 30 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini istemiştir.

2. Müdahil davacı … müdahale dilekçesinde, davacının iddiasına konu taşınmazın köy merası olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.

3. Kadastro sırasında Ardahan İli …. İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 19 parsel sayılı 36.900,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, nizasız, fasılasız, 20 yılı aşkın süredir … zilyetliğinde olduğu belirtilip, buna karşın asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
1. Göle Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.2006 tarihli ve 2006/127 Esas, 2006/135 Karar sayılı kararıyla, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır.

2. Göle Kadastro Mahkemesinin 01.07.2014 tarihli ve 2006/22 Esas, 2014/23 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 102 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 04.06.2014 havale tarihli fen bilirkişisi …. tarafından sunulan raporda (A) harfi ile gösterilen 19.517,18 m²’lik kısmının davacı …; (B) harfi ile gösterilen 11.129,99 m²’lik kısmının dava dışı … ve (C) harfi ile gösterilen 376,63 m²’lik kısmının ise … adına tapuya kayıt ve tesciline, (D) harfi ile gösterilen 2.277,42 m²’lik kısım ile (E) harfi ile gösterilen 3.498,82 m²’lik kısmın ise mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay ( Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/1724 Esas, 2016/1443 Karar sayılı kararı ile, davanın görevsizlik kararı ile aktarıldığı Asliye Hukuk Mahkemesinde 2005 yılında yapılan keşif sırasında bilgisine başvurulan 1337 ve 1947 doğum tarihli yerel bilirkişilerin taşınmazın evveliyatının köylünün hayvanlarının otladığı mera olduğu, 30-40 sene önce davacının taşınmazı satın aldığı …. tarafından meradan açılarak işgal edildiğini belirttikleri halde, Kadastro Mahkemesince 2014 tarihinde yapılan ve hükme esas alınan keşifte önceki yerel bilirkişilere göre oldukça genç yaştaki komşu köy yerel bilirkişisinin taşınmazın mera olmadığını taşınmazın kuzeyinde kalan yerlerin mera olduğunu beyan ettiği, şu hale göre beyanlar çeliştiği halde Mahkemece yaşları daha genç olan bilirkişilere hangi nedenle itibar edildiği açıklanmadan, taşınmazın kuzeyindeki meradan açılma olup olmadığı araştırılmadan ve meradan açılmadığının anlaşılması halinde temyiz konusu bölümlerin zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi, sürdürülüş biçimi ve taşınmazın niteliği ile ilgili hava fotoğrafları getirtilerek uzman bilirkişi ile inceleme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu açıklanarak, dava tarihinden en az 15, 20 ve 25 yıl öncesine ait ve stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra mahallinde komşu köyde ikamet eden, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu, jeodezi ve fotogrametri ve fen bilirkişinin katılımı ile keşif icra edilmesi, bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın kuzeyindeki 102 ada 97 sayılı mera parselinin devamı olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, hangi tarihten beri ne suretle tasarruf edildiği, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, tamamı üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 261 inci maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılık giderilmesi, uzman ziraat mühendisleri kurulundan arazilerin niteliğini ve zilyetlikle mülk edilebilecek yerlerden olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, komşu mera parseli ile arasında ayırıcı sabit ve doğal sınır bulunup bulunmadığını belirtir krokili rapor alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, fotogrametri ve jeodezi mühendisi bilirkişiden belirtilen hava fotoğraflarının stereoskop aleti ile incelenmesi suretiyle hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen paftaların ise düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, taşınmazın niteliği ve kullanım süresi ve ne zaman kullanılmaya başlandığının, taşınmazın evveliyatının kuzeydeki mera ile bütünlük gösterip göstermediği ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi, 6100 sayılı Kanun’un 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli taşınmaz ile bu taşınmaza komşu mera taşınmazı arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunmadığı, diğer taraftan taşınmazın mera parseli ile bütünlük arzettiği, ayrıca jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporuna göre de taşınmazın evveliyatı itibari ile mera olup, bu nitelikteki taşınmazlarda zilyetliğin süresi neye ulaşır ulaşsın zilyetliğe değer verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … temyiz dilekçesinde, kararın usul ve kanuna aykırı olup, eksik inceleme sonucunda verildiğini, taşınmazı 1989 yılında satın aldığını ve zilyetliğin bu tarihten beri nizasız fasılasız devam ettiğini, beyanına başvurulan tanıkların husumet nedeni ile yanlı beyanda bulunduğunu, ayrıca Köy Tüzel Kişiliği temsilcisinin de taşınmazın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera vasfında olup olmadığı, bu nitelikte olmayıp, zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden ise zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 16/B maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı …’ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 144,00 TL’nin davacıdan alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.