Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/738 E. 2023/2897 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/738
KARAR NO : 2023/2897
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine

Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İstinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kadastro sırasında murisleri adına tespit gören taşınmaza bitişik ve tescil harici kalan 8.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davacı adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuş, ayrıca taşınmaz tescile tabi yer ise Hazine adına tescilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın kadastro işlemi sırasında taşınmazın yüzölçümünün 12.800 metrekare olmasına karşın tescil harici bırakıldığı iddia edilen … ili … Köyü 154 ada 3 parsele komşu durumda bulunan ölçümdeki hata nedeniyle 8.800 metrekarelik alanın tescili talebine ilişkin olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca kadastral parselin yüz ölçümünün düzeltilmesi talebine ilişkin olduğu, kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlüklerinin yetkili bulunduğu, dosyaya konu ihtilaf kadastro kayıtlarının hatalı tutulduğuna ilişkin olup somut olayda dava öncesi davacı tarafından idareye anılan madde doğrultusunda yapılmış bir müracaatın bulunduğuna dair herhangi bir belge dosya arasında mevcut olmadığından dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı eksikliği sebebiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-b maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 115/2 nci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, Adalet Bakanlığı kanun yararına temyizen incelenmesi isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü kanun yararına temyiz dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca tescil harici bırakılan alanın adına tespitine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Mahkemece ilk olarak dava doğru şekilde tespit edildikten sonra tarafların tüm delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken talebin taşınmazın yüzölçümüne ilişkin hataların düzeltilmesi olduğu yanılgısıyla öncelikle idareye bu hususta bir başvuru bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi yönünde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu belirterek; bu nedenle Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan kararının kanun yararına temyizen incelenerek, bozulması halinde bozma kararının 6100 sayılı Kanun’un 363/3 üncü maddesi gereğince Resmî Gazete’de yayımlanması gerektiğinden verilecek Yargıtay kararından bir örneğinin gönderilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eldeki davanın 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesine dayalı kadastral parselin yüzölçümünün düzeltilmesi talebine mi yoksa 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddelerine dayalı tescil istemine mi ilişkin olduğunun belirlenmesi ve buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğru olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Davacı vekili, kadastro sırasında davacının murisleri adına tespit gören taşınmaza bitişik ve tescil harici kalan taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince, davanın, dava konusu taşınmaza komşu durumda bulunan taşınmazın ölçümündeki hata nedeniyle eksik kalan bölümün tesciline ilişkin talebinin 3402 sayılı Kanun’un 41 nci maddesi uyarınca kadastral parselin yüzölçümünün düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu şeklindeki hukuki nitelendirmesi sonucu davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşılık hukuki nitelendirme hâkime ait olup yörede 1966 yılında yapılan kadastro çalışmalarında şu an tapuda 154 ada 3 parsel numarasıyla kayıtlı taşınmazın davacının murisi adına tespit ve tescil edildiği, bitişiğinde kalan bir bölümün ise tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacının talebine konu taşınmaz kadastro sırasında tescil harici bırakılan yer olup, istem bu taşınmazın tesciline ilişkin olduğuna göre eldeki davanın 4721 sayılı Kanun’un 713/1 inci maddesi gereği açılan tescil davası olduğunun kabulü ile bu yönde yapılacak araştırma ve incelemeler sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince hatalı hukuki nitelendirme sonucu hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2. Diğer taraftan, davada öncelikle taraf ehliyetinin varlığının bulunması zorunlu olup, bu husus dava şartı olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 114/1-d maddesi gereğince mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda davacı, taşınmazın irsen intikalen kendisine kaldığını beyan etmiş; ancak gerek dava dilekçesinde, gerekse yargılama aşamasındaki beyanında, taşınmazların kendisine ne şekilde geçtiği (taksim, satış, bağış vs.) hususunda bir açıklamada bulunmadığı gibi, Mahkemece bu husus davacıdan sorularak açıklığa da kavuşturulmamıştır. Mirasçıların birbirlerine karşı miras paylarının adlarına tescilini talep etmeleri mümkün ise de elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, hakları terekenin tamamını kapsadığından ve 4721 sayılı Kanun’un 702 nci maddesi uyarınca topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların birlikte hareket etmeleri zorunlu bulunduğundan, bir mirasçının ya da mirasçıların bir bölümünün, terekeye göre üçüncü kişi konumundaki şahıslara karşı miras paylarının adlarına tescili istemiyle dava açmaları usulen mümkün değildir. Mirasçılardan biri ya da bir bölümü tarafından kendi payları hakkında üçüncü kişilere karşı açılan dava, terekenin bütününü ve diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, aktif dava ehliyetindeki bu eksikliğin sonradan diğer mirasçıların muvafakatinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle giderilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece öncelikle, davacı taraftan çekişmeli taşınmazın kendisine ne şekilde intikal ettiği (taksim, satış, bağış vs.) sorularak, kendisine bu husustaki iddiasını kanıtlama imkanı tanınmalı, davacı tarafça çekişmeli taşınmazların geçerli bir sebeple murisinden kendisine intikal ettiği ispat edilemediği takdirde aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmeli; davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunduğunu kanıtladıktan sonra işin esasına girilmesi gerektiği gözetilmelidir.

3. Ayrıca tescil davalarında, davaya konusu taşınmazda hak sahibi olabilecek ilgili kamu kurumlarının da davada taraf olmaları kanunen gerekli olup, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olduğundan bu koşul da yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Somut olayda dava konusu taşınmazın Kadıköy Köyü çalışma alanında bulunduğu ve ormana sınır olduğu, yörede orman kadastro çalışmalarının da yapıldığı anlaşılmakla Kadıköy Köyü tüzel kişiliği ve Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi için davacıya süre ve imkan tanınmalıdır.

4. Mahkemece, dava şartları sağlandıktan sonra işin esasına girilerek, öncelikle yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği; yöreye ait en eski tarihli dahil memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı, imar planları ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri; komşu taşınmazların varsa kadastro tutanaklarında yazılı tapu kayıtları ile yine varsa tarafların dayanacağı tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüş ise ifraz haritalarının ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritalarının, kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde dosya içine alındıktan sonra usulüne uygun keşif yapılması; keşif sonucu elde edilen bilirkişi rapor ve krokisine göre 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesinin dört ve beşinci fıkraları gereğince gerekli ilanların (bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla üç defa) yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı belgelerin (internet haber sitesi çıktısı, gazete ile ilan tutanakları) dosya arasına konulması, yasal 3 aylık süre dolduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.