Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2014/2764 E. 2014/12670 K. 29.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2764
KARAR NO : 2014/12670
KARAR TARİHİ : 29.12.2014

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna aykırılık, görevi yaptırmamak için direnme
Hüküm : a-) TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b-) 30.12.2011 tarihli eylem yönünden; 2911 sayılı Kanunun 23/b. maddesi yollamasıyla 33/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c-) 19.04.2011 tarihli eylem yönünden; 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesi yollamasıyla 33/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d-) 19.04.2011 tarihli eylem yönünden; 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi yollmasyla TCK’nın 265/1-3, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
e-) 30.10.2012 ve 03.11.2012 tarihli eylemler yönünden; 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
(iki kez )
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık hakkında 30.10.2012 ve 03.11.2012 tarihli 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine aykırılık ve 19.04.2011 tarihli görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun TCK’nın 6/1-f maddesi kapsamında silahtan sayılan taşla işlenmesi nedeniyle hükmolunan cezanın aynı Kanunun 265/4. maddesi ile de arttırılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçların sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında 19.04.2011 ve 30.12.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine aykırılık ile silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemeye gelince;
a-) 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif
niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger – Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich – Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu değerlendirildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b-) Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
aa-) Hükmün esasını oluşturan kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında “6352 sayılı yasanın 85. maddesi ile değişik TCK’nın 220/6-son maddesi gereğince sanığın eylemlere katkısı ve eylem sayısı nazara alınarak cezasından indirim yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği halde kararın gerekçesinde 6352 sayılı Kanunun 85. maddesi ile değişik TCK’nın 220/6-son maddesi uyarınca cezasından ½ oranında indirim yapıldığı kabul edilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
bb-) Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında tayin olunan temel cezaya TCK’nın 220/6. maddesinin 2. cümlesindeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 29.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.