YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3724
KARAR NO : 2014/12578
KARAR TARİHİ : 25.12.2014
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 281/1-2 ve 62. maddeleri gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5-8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl sure ile denetim süresine tâbi tutulmasına dair Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2013 tarihli ve 2010/361 esas, 2013/9 sayılı kararına yönelik sanık tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2013 tarihli ve 2013/267 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca mahkeme kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kısmının itiraza tâbi olduğu, sanık hakkında tayin olunan cezaya ilişkin asıl hükmün ise, 5271 sayılı Kanunun 231/11. maddesi de dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kaldırılması durumunda temyiz kanun yoluna tabi olacağı, itirazın ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında da belirtildiği üzere 5271 sayılı Kanunun 231. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının yanı sıra suçun sübutuna ilişkin de incelenmesi gerekeceği cihetle, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2010 tarihli ve 2005/22870 soruşturma, 2010/2650 esas, 2010/820 sayılı iddianamesi ile kamu davasına konu edilen müsnet “şüphelinin yanında görev olan polislerin müştekiyi darp ettiklerini şüphelinin görmesine rağmen bildirmeme” eylemi nedeni ile suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçuna ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 281/2. maddesine göre cezalandırılması isteminde bulunulduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 281. maddesinde, (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez. (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” hükümleri nazara alındığında iddianamedeki sevk maddesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 281/2. maddesi olduğu halde, aynı Kanunun 281/1.
maddesine göre hüküm oluşturulduğu; iddianamede açıklanan eylemle karar yerinde belirlenen eylemin farklı olduğu, müsnet eyleme ilişkin delillerin suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmamakla birlikte müsnet eylemin bir bütün hâlinde hükmolunan cezaya ilişkin suç tipine uymadığı gibi 5237 sayılı TCK’nun 278. maddesinde düzenlenen “suçu bildirmeme” suçunun yasal unsurlarını taşıdığı gözetilmeden başvurunun reddine dair verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 17.02.2014 tarih ve 2014/3524/11932 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2014 tarih ve 2014/76124 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.05.2012 tarih, 2011/8-498 esas ve 2012/211 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasa yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi imkanı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkumiyet hükmünün olağan yasa yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir yasa yolu olan “kanun yararına bozma” yasa yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yararına bozma yasa yolunun niteliğiyle bağdaşmayacaktır.
Bu nedenlerle; kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tabliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.