Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2014/6118 E. 2014/12648 K. 25.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6118
KARAR NO : 2014/12648
KARAR TARİHİ : 25.12.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanunun 53/1. maddesi a, b, d ve e fıkralarındaki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, c fıkrasındaki velayet, vesayet ve kayyımlık hizmetinde bulunmasının şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına dair Anamur Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2012 tarihli ve 2011/293 esas, 2012/381 sayılı kararı ile ilgili olarak;
1- Kararın gerekçe kısmında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddesindeki takdiri indirim nedenlerinin uygulanacağına dair bir ibare bulunmamasına ve sanık hakkında tayin olunan temel cezanın teşdiden uygulanmasına rağmen, hükmün 3 nolu bendinde, 62. madde gereğince cezadan 1/6 oranında indirim yapılmasında ve aynı hükmün 4 nolu bendinde ise bu kez, sanığın sabıka kaydından anlaşılan yoğun suç işleme eğilimi, suçlu kişiliği göz önüne alınarak 62. maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılmasında,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53/3. maddesinde yer alan “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, aynı maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğunun ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, 53/1 -c maddesindeki hakların tamamından koşullu
salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 05.06.2014 tarih ve 2014/11366/38951 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2014 tarih ve 2014/225811 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 14.12.2010 tarih, 2010/210 esas ve 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere; kanun yararına bozma yönteminin, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlendiği, bu denetimin konusu maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar olmakla birlikte gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu olmadığı; dolayısıyla, bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerektiği,
1) Tebliğnamedeki (1) nolu bozma talebi bakımından;
Başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık … hakkında Kanun yararına bozma talebine konu edilen Anamur Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2012 tarih, 2011/293 esas ve 2012/381 sayılı kararının üçüncü bendinde, TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına rağmen, hükmün dördüncü bendinde sanığın sabıka kaydından anlaşılan suç işleme eğilimi gerekçesiyle TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hükümde çelişki oluşturulmasında isabet görülmediği belirtilmiş ise de; söz konusu hatanın kanun yararına bozma yasa yoluyla incelenmesi hukuk alemine herhangi bir yenilik getirmeyeceği gibi bu yasa yolunun öngördüğü amaçlara erişme yönünde herhangi bir katkı da sağlamayacağından, bu hususun kanun yararına bozma yolu ile incelenemeyeceği anlaşılmakla,
Tebliğnamedeki (1) nolu bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden REDDİNE,
2) Tebliğnamedeki (2) nolu kanun yararına bozma sebebine gelince;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Anamur Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2012 tarih, 2011/293 esas ve 2012/381 sayılı
kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedenine göre uygulama yapılarak; TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararına Uygundur. A. İ.
Yazı İşl. Md.