YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5366
KARAR NO : 2021/1275
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik
Hüküm : Sanıklar … ve … hakkında mahkumiyet
Sanık … hakkında beraat
Dosya incelendi;
TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanıklar hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarına CMK’nın 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekinin katılma hakkı ve temyiz yetkisi bulunmadığından müşteki … vekilinin tefecilik suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
İncelemenin katılan … vekilinin temyiz dilekçesinin kapsamına göre sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne, sanıklar … ve … müdafilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun 5237 sayılı TCK’nın 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımına tabi olduğu, her ne kadar karar başlığında
suç tarihi 29/05/2012 olarak gösterilmiş ise de sanık … yönünden dosya kapsamına göre 24/09/2008 tarihinin suç tarihi olarak kabulüyle, bu tarih ile temyiz inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve suç tarihinin, kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarih, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği gün olduğu, suç tarihinin zamanaşımı hükümlerinin uygulanma koşullarının belirlenmesi açısından önemli olduğu nazara alınarak sanıklar, müştekiler ve tanıkların aşamalardaki beyanları incelendiğinde kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği iddia edilen tarihler konusunda farklılıklar olduğu ya da belirlenebilir nitelikte olmadığı, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması ve sanıklar Şükrü ve Mehmet yönünden suç tarihinin tespiti açısından, sanıklar, müştekiler ve tanık …’ın yeniden beyanlarına başvurularak, tefeciliğe konu paranın hangi tarihlerde alındığı, miktarı ve faiz kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı hususları kendilerine ayrıntılı olarak sorularak tespit edilmesi, sanıkların alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve borcun kaynağının ve borç verilen tarihin sorulması, sanıkların tefecilik yapıp yapmadığına dair kolluk marifetiyle ayrıntılı ve gizli araştırma yaptırılmasından, sanık …’nün aşamalarda kredi çektiğini savunması karşısında kredi çektiğinin belirlenmesi halinde senedin verildiği tarih itibariyle kredi faiz oranı ve miktarının araştırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
01/06/2005 tarihinden önce faiz karşılığı borç para alma eylemlerinin 2279 sayılı Kanun döneminde kalması nedeniyle teselsüle dahil edilemeyeceğinden sanık … hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunda sanıkların uyarılmasına karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve Esas 2014/140; Karar 2015/85 sayılı iptal kararının 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.