Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/5801 E. 2021/1304 K. 11.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5801
KARAR NO : 2021/1304
KARAR TARİHİ : 11.03.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak
Hüküm : … ve … hakkında beraat … ve … hakkında mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
a) Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik olarak katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
b) Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak sanık …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TCK’nın 53/1 maddesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar ile 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliklerin infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
C) Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2019 tarihli ve 2016/702 Esas, 2019/169 Karar sayılı ilamıyla sanık … hakkında tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve söz konusu dosyada suç tarihinin 2009, iddianame tarihinin ise 17/11/2015 olduğu ve kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 28/05/2019 tarih ve 2019/1223 Esas-2019/1224 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, hakeza temyize konu bu davada da suç tarihinin 08/10/2013, iddianame tarihinin ise 13/05/2014 olduğu anlaşılmakla, belirtilen dosyanın onaylı örneğinin getirilmesi suretiyle iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği, suçun teselsül edip etmediği, suçun zincirleme şekilde işlenmiş olması durumunda mahsup hükümlerinin uygulanma imkanının olup olmadığının karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA,
d) Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik olarak katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar Murat ve Hasibe’nin beraber işlettikleri kabul edilen iş yerinde sanık … adına tahsisli POS cihazının sanıkların iş yerinden ele geçirilmesine, söz konusu POS cihazının iş yerinde bulunma sebebine ilişkin olarak sanıkların aşamalarda birbirlerini desteklemeyen çelişkili ifadelerine, POS cihazının 24/01/2013 ve 08/10/2013 tarihleri arasında uzun kabul edilebilecek bir dönem içinde sanıklar Murat ve Hasibe’ye ait iş yerinde tanık ifadelerinden anlaşılan duruma göre POS tefeciliği işlemlerinde kullanılmasına göre sanık …’nun diğer sanıklar olan Murat ve Hasibe ile birlikte tefecilik suçuna iştirak ettiği gözetilmeden atılı suçtan mahkumiyeti yerine dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 gün ve 2014/118 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2015 tarih ve 2014/337 Esas, 2015/356 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve dosyaya konu suç tarihinin 01/04/2013 iddianame tarihinin ise 07/05/2014 olduğu, ayrıca Konya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/02/2016 tarih ve 2015/209 Esas, 2016/99 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve dosyaya konu suç tarihinin 2013 iddianame tarihinin ise 13/03/2015 olduğu ve söz konusu dosyaların temyizen Yargıtay 11. Ceza Dairesi’ne gönderildiği, hakeza temyize konu bu kamu davasında ise suç tarihinin 08/10/2013, iddianame tarihinin 13/05/2014 olması karşısında; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ve Konya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasının asılları veya onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulmasından ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından, eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi gerektiği halinde sanığa TCK’nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi durumunda ise ayrı ayrı ceza verilmesi gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 11/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.